Kindarların milli mücadelesi!

24 Kasım 2018 Cumartesi

İmam ne yaparsa cemaati de ona uyuyor. “Keşke Yunan galip gelseydi” diyen fesli yalnız kalmadı. Casusluk cemaatine üye olduğu gerekçesiyle ordudan atılan biri sayıklamış:
Yahu kimden kurtulduk? Şu küçücük Yunanistan’ı yendik diye bu kadar büyüt-menin âlemi var mı!
95 yıldır Yunanlılar karşısında bir zafer kazandık diye yeri göğü inletiyoruz.
Saray ve çevresindekilere göre, “Milli Mücadele” diye bir şey olmamış!
Kurtuluş Savaşı vermediğimizden, bu ülkenin bağımsızlığı için toprağa düşmüş 40 bin 736 şehidimiz de “toz” olmuş oluyor!
Onların milli mücadelesi dedikleri ne peki?
Atatürk ile, Cumhuriyet ile, Cumhuriyetin ilkeleri ile mücadele!
Yani, Necip Fazıl Kısakürek’in ifade ettiği gibi; “Halka değil, Hakk’a inanan; meclisinin duvarında ‘Hâkimiyet Hakk’ındır’ düsturuna hasret çekenlerin” ve de “dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı” olanların mücadelesi…
Kurtuluş Savaşı’nın komutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk, kendi kaynakları ile Ankara bozkırında kıraç, bataklık ve çorak bir alanda orman çiftliğini yeşertmişti.
Kindar iktidarında, güzelim çiftlik arazisine saray ve saraycıklar dikildi.
Şimdi de aynı arazide, 90 dönümlük bir alanda ağaçları söküyor, hafriyat yapıyor, iş makineleriyle ortalığı yıkıyorlar.
15 Temmuz 2016 Milli Mücadele Müze-si” yapacaklarmış. Uğruna müze kurulan milli mücadele ne ola ki?
Yıllarca kol kola, iç içe oldukları, kozmik odalara soktukları, ülkenin yurtsever subaylarını, gazetecilerini, insanlarını parçalasınlar diye önlerine attıkları, sinsice örgütlenmesi için destek verdikleri casusluk cemaatinin devleti ele geçirme cesaretinde doruk noktaya getirildiği gün!
Müzelerine, Fethullah ile pazarlık yapmak için Pensilvanya’ya gönderdikleri Fehmi Koru’nun eline tutuşturdukları mektubu da koysunlar!
Saraydakinin, 2012’de Türkçe Olimpiyatları’nın kapanışında, Fethullah’a yaptığı “Biz, gurbette olup, şu vatan top-raklarının hasreti içerisinde olanları aramız-da görmek istiyoruz” çağrısını da!
Kozmik odadan çıkarılıp yabancı istihbarat örgütlerine dağıtılan devletin gizli belgelerini de!
İbret olsun diye...

Asker İnönü
Alev Coşkun’un “Asker İnönü” kitabının, tam da bağımsızlığın İsmet Paşa’sına yönelen asılsız, vefasız, düşmanca saldırıların yoğunlaştığı günümüzde yayımlanması çok yararlı oldu.
Coşkun, kitabında İsmet İnönü’nün hem asker, hem de devlet adamı olarak niteliklerini titiz bir inceleme sonucu gözler önüne sererken, aynı zamanda ulusal kahramana yönelen eleştirilere de yanıt vermiş oluyor.
Kitaptaki bir alıntıya göre, İnönü “manda” sistemi için “zamanın yaldızlı hapı” nitelemesini yapıyor.
Bağımsızlık ve kurtuluşu unutturmak, halkı ve de aydınları uyuşturmak için o dönemde bulunmuş hapı, İsmet İnönü, deneyimi ve zekâsı ile sezmiş.
Benzer haplar da, Cumhuriyetin kazanımlarını karartmak, yobazlığa bulanmış teslimiyetçiliği örtmek için “iki ayyaş, diktatör” gibi düşük ve saldırgan adlarla bugün piyasa sürülüyor.
 


Yazarın Son Yazıları

Ördek Hüsnü 9 Ocak 2021
Alanım Ekonomi 2 Ocak 2021
Önümüz Bahardır 26 Aralık 2020
AB - AKP Ortaklığı 12 Aralık 2020
Çöküşe Doğru 14 Kasım 2020
Olacaksın Şehnameci... 7 Kasım 2020
Yargı Didişmesi 17 Ekim 2020