Mehmet Ali Güller

Tanrı’nın dengesi!

09 Nisan 2020 Perşembe

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, 25 Mart akşamı ekranda şöyle diyordu: “Gıda kaynakları aritmetik artar, insan nüfusu geometrik artar. Bu artış böyle devam ederse insanlar yiyecek bulamaz. Allah nasıl bir mekanizmayla ayarlamış bunu? İnsanlar ortalama belli bir yaştan daha fazla yaşayamaz. Bu neyle sağlanır? Bakteri yaratmış Allah, siz buna karşı ilaçlar, antibiyotikler buluyor, öldürüyorsunuz. Bu sefer bakteriler bu dengeyi koruyabilmek için direnç geliştiriyor. Virüsleri Allah neden yaratmış? Çünkü insanların belli bir sayının üzerinde çoğalamaması gerekir.

Doğrusu şaşırmıştım. Acaba Prof. Ceyhan ekranda olduğu için siyasal iklimin ağır baskısını mı hissediyordu!

Prof. Dr. Ceyhan, gelen tepkiler üzerine ertesi gün sosyal medyadan açıklama yaptı ve ekrandaki o sözleri için Thomas Malthus’u işaret etti ve kısa açıklamasını şöyle bitirdi: “Hangisine inanıyorsanız; buna, doğanın veya Tanrı’nın dengesi diyebilirsiniz.” (26.3.2020)

Yani koronavirüse laikler doğanın dengesi, dindarlar da Tanrı’nın dengesi diyebilirdi! Bu da AKP döneminde bir bilim adamının kendi dengesi oluyordu herhalde!

Önceki akşam MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli koronavirüsle ilgili sosyal medyadan şöyle dedi: “Unutulmasın ki Allah yarattığı her hastalık için bir de şifa vermiştir.” (7.4.2020)

İktidarın ortağı MHP’nin genel başkanı Bahçeli, esas olarak Prof. Ceyhan’la aynı şeyi söylüyordu yani. Koronavirüsü Tanrı yaratmıştı, şifasını da elbette verecekti!

Böylece Thomas Malthus, Mehmet Ceyhan ve Devlet Bahçeli aynı yerde buluşmuş oldu.

Sürü bağışıklığı: Zayıfların temizliği

Bir rahip olan Thomas Malthus, 1803’te yayımladığı Nüfus Artışı Hakkında Araştırma adlı eserinde yiyeceklerin aritmetik, nüfusun ise geometrik arttığını iddia eder. Bu dengesizlik ise salgınlarla, doğal afetlerle dengelenmektedir.

Mesele burada kalsa, Malthus’un yazdıkları bu kadar etki bırakmaz, dahası 21. yüzyıla taşınmazdı elbette. Zira yiyeceklerin aritmetik, nüfusun geometrik arttığı iddiası yanlıştır. Sorun nüfusun yiyecekten fazla olması değil, küçük bir azınlığın yiyeceklerin/malların/gelirlerin büyük çoğunluğuna el koyuyor olmasıdır!

Aslında Malthus, işte bu büyük gerçeği örtmeye çalışıyordu 200 yıl önce. Ve görüşlerini de yiyeceklerin çoğuna el koyan o azınlığın çıkarı için dile getirmişti. Zira Malthus’a göre toplumsal sefaletin en büyük nedeni alt sınıflardı, bu yüzden nüfus planlaması üst sınıflara değil alt sınıflara uygulanmalıydı. Halka yardım yapılmamalıydı. Tersine kıtlıklarla, salgınlarla halktan kurtulmak gerekiyordu!

Kraliçe’nin başbakanı Boris Johnson da koronavirüs salgınının ilk günlerinde bunun modern versiyonunu savunuyordu: Sürü bağışıklığı.

Yani koronavirüs için önlem alınmamalı, topluma yayılması için salgın doğal akışına bırakılmalıydı. Böylece yaşlılar, hastalar, zayıflar temizlenirdi!

Kapitalizmin kalesi ABD’de de benzer görüşler dolaylı savunuluyordu. Teksas Vali Yardımcısı Dan Patrick, “Yaşlılar, kamu sağlığı önlemleri için harcanan paranın ABD ekonomisine zarar vermesindense ölmeyi tercih eder” (24.3.2020) diyordu örneğin.

Yani ABD ekonomisi zarar göreceğine, yaşlılar ölmeliydi!

Sömürgeciliğe kılıf: Irkçılık

Korona ile ırkçılık da hortladı! Bu virüsün Türklere bulaşmayacağını savunan bile çıktı!

Malthus nüfus planlamasını nasıl egemen sınıf adına istediyse, ırkçılık da yine egemen sınıfın çıkarı için üretilmişti ve bilimsel değildi. Kapitalizm emperyalizm aşamasına geçerken, Asya ve Afrika’nın sömürülmesi, yerli halkın köleleştirilip çalıştırılması gerekiyordu. “Beyaz adam” için bunun “hak” olduğu savunulmalıydı!

Fransız aristokrat Joseph Arthur de Gobineau, 1853-1855 yılları arasında yayımladığı İnsan Irklarının Eşitsizliği Üzerine adlı dört ciltlik eseriyle, emperyalistlerin ihtiyacının “teorisini” yaptı ve insanları beyaz, siyah ve sarı olmak üzere üç ırka ayırdı. Beyaz ırkın özellikleri iyiyken, sarı ve siyah ırkın özellikleri kötüydü!

Yani emperyalist Avrupa, Asya’yı ve Afrika’yı sömürebilirdi!

Virüs evrimin ispatıdır

Özetle koronavirüsü Tanrı’nın dengesi gören, yani Tanrı’ya “nüfus planlamacısı” görevi veren bu görüşler, “vahşi kapitalizmin” ürettiği “ırkçılık” anlayışının ve onunla işbirliği yapan dinciliğin türevidir!

Virüs ise evrimin gerçekliğinin en somut göstergesidir.

Büyük Devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “hayatta en doğru yol/rehber, bilimdir!”


Yazarın Son Yazıları

Libya’ya Suriye modeli 9 Temmuz 2020
Tek adam, çok baro 2 Temmuz 2020
Sinatra doktrini 27 Haziran 2020
AKP’nin dış politikası 20 Haziran 2020