Otoriter yönetimlerin ve liderlerin yarattığı heyula, giderek bütün toplumları girdabına almaya başladı. Savaşın yarattığı ekonomiksosyal olumsuzluklar, ülkeleri ve halkları derinden sarsıyor. Duyarlı toplumlar, insanlar; otoriterlik tehlikesinin ayırdına varıyorlar. Otoriter siyasete ve tek adam yönetimlerine karşı seslerini yükseltiyorlar. Dünyadan yükselen bu seslere, hafta sonunda ülkemizin Çanakkale ve Kuşadası meydanlarından yükselen sesleri de katmak gerekiyor.
Bazen yaşanan gerçeklikler, hayatın kendisi; yazılan, söylenen, öngörülenleri de aşar en önemli “uyaran” haline gelir. İşte son dönemde Ortadoğu’da yaşanan savaş ve yarattığı etkileşimler, böylesi bir işlev görüyor. Otoriter siyasetin risklerini, tehlikelerini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Otoriterlikle mücadele görevi ve gündemi öne çıkıyor.
‘KRALLARA HAYIR’
Geçtiğimiz hafta sonu dünyanın birçok ülkesinde ve pek çok kentinde toplumsal gösteriler vardı. En kitlesel gösteriler de ABD’de yapıldı. Trump’ın politikalarına karşı çıkan milyonlarca Amerikalı alanlara çıktı, meydanları doldurdu. Trump’ı ve adeta krallaşmaya evrilen otoriter politikalarını protesto etti.
Aslında ABD’de “Krallara hayır” temasının ve sloganının çevresinde buluşan geniş kitleler, son dönemde Trump’ın içinden çıkılmaz hale getirdiği ve adeta bir kaosa dönüştürdüğü tek adamlık anlayışını protesto ettiler. Otoriterliğe karşı ayağa kalktılar!
LONDRA’DA MİTİNG
Hafta sonu olağanüstü katılıma sahne olan bir büyük antifaşist miting de İngiltere’nin başkenti Londra’da yapıldı. Londra’nın merkezi Hyde Park’ta toplanan yüz binlerce insan, faşizme ve emperyalizme karşı seslerini yükselttiler. Siyasal gözlemcilere göre eyleme 500 bine yakın kişi katıldı.
Mitingin en dikkat çekici yanı katılımcıların niteliği ve çeşitliliğiydi. Taşınan pankartlarla faşizm, ırkçılık ve aşırı sağ politikalar teşhir edildi. Faşizme karşı direnişin tarihsel değeri ve güncel önemi vurgulandı.
SAVAŞ KARŞITLARI
Otoriterlik ve savaş karşıtı gösteriler yalnızca ABD ve Londra ile sınırlı değildi. Hafta sonunda Almanya, Fansa gibi Avrupa ülkelerinde ve daha dünyanın birçok yerinde gösteriler yapıldı. Meydanları dolduran savaş karşıtları ABD’yi, İsrail’i ve savaşı protesto ettiler.
Savaş karşıtı protestoların en ilginci İsrail’de yapılandı. Barışı savunan barışçı İsrailliler Netanyahu’yu ve onun politikalarını mahkûm ettiler. Görüldüğü kadarıyla savaş karşıtı tutum ABD’de ve İsrail’de yaygınlaşıyor, ağırlık kazanıyor. Böylece önümüzdeki sonbaharda yapılacak ABD’deki yerel seçimler ile İsrail’deki genel seçimlerin adeta ön işaretleri veriliyor.
PORTO-ALLEGRE KONFERANSI
26-29 Mart’ta Brezilya’nın PortoAllegre kentinde “1.Uluslararası Antifaşist Konferans” toplandı. Otoriterliğin yaygınlaştığı, faşizmin ve savaş politikalarının tırmandığı dünya düzeninde, antifaşist bir ortaklaşma arayışıydı. Günümüzde neoliberalizm ile otoriterleşme arasındaki bağın sınıfsal karakterine dikkat çekildi. Neoliberal krizlerin emperyalist saldırganlığı artırdığı vurgulandı. Neoliberalizme ve faşizme karşı mücadelenin ancak emeğin örgütlenmesi ve ayağa kalkması ile etkinleşeceğinin altı çizildi.
Dünya genelinde aşırı sağa, neoliberalizme ve emperyalizme karşı ortak bir mücadele hattı oluşturmayı hedefleyen konferansa, ülkemizden TİP Genel Başkanı Erkan Baş konuşmacı olarak katıldı. Bu konferansın Porto Allegre’ye yakıştığına dikkat çeken Baş; ülkemizde yaşanan siyasal gelişmelerle ilgili katılımcıları bilgilendirdi. Konferansta, halklararası dayanışmanın önemi ve antiemperyalist mücadelenin güncelliği bir kez daha ortaya konuldu.
SİYASAL DERSLER
Hafta sonu başta ABD ve İngiltere olmak üzere birçok ülkede ve kentte yapılan gösteriler, siyasal derslerle doluydu. Tabii en kapsamlı ders de toplumsal mücadelenin simge kenti Porto Allegre’nin sonuç bildirgesinde bulunuyordu. Beş kıtadan kırktan fazla ülkeden gelen aktivistler, faşizme ve emperyalizme karşı mücadeleyi ortaklaştırma-büyütme iradelerini seslendirdiler.
Otoriterlikle ilgili benzer sorunların yaşandığı ülkemiz için de bu dersler büyük önem taşıyor. Toplumsal ve siyasal muhalefetin, dünyada yaşanan bütün bu gelişmeleri dikkatle izlemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bizim bu gelişmelerden temel çıkarımımız; emperyalizme, faşizme ve savaşa karşı, hem ulusal hem de uluslararası platformda en geniş kesimlerin birlikteliğinin sağlanması oluyor.