Meriç Velidedeoğlu

‘Kavrulmak’ ve ‘savrulmak’

19 Haziran 2020 Cuma

Değerli dostlar, geçen yıl, Birleşmiş Milletler’in (BM) dünya liderlerine özgülenen “74. Genel Kurul Toplantısı”nda, konuşma sırası Türkiye’ye geldiğinde, Erdoğan, “İnsanlığın kaderi, sınırlı sayıda ülkenin insafına bırakılamaz!” dedikten sonra, “BM”nin Yönetim Kurulu’nu işaret edip, “Dünya beşten büyüktür” vurgulamasını yapmıştı. (25.9.2019)

Haklı bir değerlendirme” olarak karşılanmıştı...

Peki, “83 milyon”un kaderi, “Tek Kişilik Keyfi Yönetim”in, “Tek Kişi”nin eline bırakılmalı mıdır?

Erdoğan’ın, sabah aldığı “sokağa çıkış saatleriyle ilgili kararı”, öğleden sonra “Vatandaşımın sıkıntıya düşmesine gönlüm razı olmadı!” diyerek iptal etmesine ne demeli? (5.6.2020)

Ülke yönetimini, tek kişinin, üstelik “gönül işleri” bağlamında yürütmesini nasıl değerlendirmeli?

Bunların dışında başka durumlar, uygulamalar da var; örneğin, iyice aşağı kayan ekonomiye sunduğu çözüm yoluna şöyle bir baksak diyorum, şunu söylüyor:

“Ekonomik Krizin anahtarı,İslam İktisadi Yöntemidir!” dedi, hafta başında. (15.6.2020)

Eh, “İslam Sanatı”, “İslam Tıbbı”, “İslam Hukuku” olduğuna göre “İslam İktisadı (Ekonomisi)” da olacaktır, elbet...

Ve böylece de, “Ekonomi ve Maliye Bakanı”nın bir türlü doğrultamadığı ekonomik durumumuz, bundan böyle rayına oturacak ki (!), Damat Bakan’ın: “Hayatta, babamı, bir de kayınpederim Recep Tayyip Erdoğan’ı tanımaktan...” diye başlayan teşekkürü basında beliriverdi...

Eh, “Kayınpeder” de anında karşılık verip, halktan, “IBAN” yoluyla devlete, dolaysiyle “Ekonomi”ye destek istemişti. (30.3.2020)

Ne ki, 15 Temmuz’da, FETÖ’cülerle yapılan çatışmanın Gaziler’i için toplanan 350 milyon da yok ortalarda; bugünlerde, “Gaziler” haklarını istiyorlar haklı olarak... Aldıkları yanıt içler acısı...

Oysa, bilindiği gibi, anayasamız sosyal (toplumsal) temellidir; ayrıca “Kuvvetler Ayrımı” kuralını da içermektedir; bu kuralı sık sık çiğneyen Erdoğan, ülkemizin ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır...

Değerli dostlar, durumumuzun şu boyutta ele alınışı bile, Sayın K. Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi “yönetilmeyip savrulduğumuzu” ortaya koymuyor mu? Üstelik “kavrulup, kavrulup”...

Değerli dostlar, bu yazının kısa oluşunu da, bilge halk ozanımız Yunus Emre’nin: “Az söz erin yüküdür!” sözlerine bağlayıp, sığınarak...


Yazarın Son Yazıları

‘Torpil’ 18 Eylül 2020
İlahiyatçı ne diyor? 11 Eylül 2020
Yine mi? 4 Eylül 2020
‘Ağustos’ ayı 28 Ağustos 2020
‘Mecelle’ 14 Ağustos 2020
Lozan’dan Lozan’a! 7 Ağustos 2020
86 yıllık... 17 Temmuz 2020
Düğme 10 Temmuz 2020
Bir zamanlar... 26 Haziran 2020
‘65 yaş üstü’ 5 Haziran 2020