Pilot bölge Yozgat

30 Eylül 2016 Cuma

Yozgat Valisi’nin kavga çıkıyor, adam vuruluyor, tehdit savruluyor, erkekler ailelerinin rızkını oralarda kadınlarla yiyor diye il sınırları içinde bar, pavyon, gazino gibi yerleri kapatması çok isabetli bir karar...
Demek isterdim.
Ben Vali Bey’den bu kadarla kalmamasını bekliyorum...
Demek isterdim.
Hazır OHAL gibi muhteşem bir fırsat varken dünya barışı adına başka önlemler de alabilir...
Demek isterdim.
Mesela aynı gerekçeyle o korumakla yükümlü olduğunu düşündüğü aile kurumunu olduğu gibi dağıtabilir...
Demek isterdim.
Çünkü ailesinin rızkını pavyonlarda yiyen ya da yemeyen o bazı erkekler karılarını kasten öldürüyor, kasten dövüyor, kasten yaralıyor, onlara korkunç tehditler savuruyor, hakaretler ediyorlar...
Demek isterdim.
Eğer aile kurulmasını toptan yasaklarsanız rızık yeme sorunuyla birlikte kadın cinayetleri azalacak; eş yaralamaları ortadan kalkacak; evlerdeki kavga gürültü son bulacak...
Demek isterdim.
Olayı komşuluğun, şehir trafiğinin, hatta çek senet mafyası vesilesiyle ticaret hayatının bile yasaklanmasına kadar uzatıp sulandırmak isterdim.
Nihayetinde de lafa “Okullar olmasa maarifi ne güzel yönetirim” diyen o eski bakandan girip;
Meseleyi “Meclis olmasa ülkeyi ne kadar güzel yönetirim” demeye getiren ve kendini devamlı Cumhuriyetin kurucularıyla hadsiz hadsiz mukayese eden Cumhurbaşkanı’na kadar vardırmak isterdim.
Bu konuda pürneşe bir yazı yazmak isterdim.
Meseleyle güle eğlene dalga geçmek isterdim.

***

Yapamıyorum.
Elim gitmiyor.
Normal bir zamanda, normal bir ülkede yaşıyor olsak hep birlikte topa tutacağımız bu korkunç kararın işaret ettiği gerçeklik çok sert.
Bu haber üstelik “Türkiye, kültür ve sanatı teşvik etmek amacıyla kurulan Yaratıcı Avrupa Programı’nda (Creative Europe) bundan böyle yer almayacak” haberiyle de yan yana duruyor.
180 derecelik bir açıyla yüzünü “Yaratıcı Avrupa” yerine “Yıkıcı Ortadoğu”ya resmen dönen bir ülkenin vatandaşıyız artık.
Bunun ağır bedelini ödemeye hızlı başladık.
Şortlu kadın ahlakını tartışmak yetmedi...
Şimdi bir de bar, pavyon, gazino gibi içkili yerlerin toplumsal sakıncalarını tartışmaya başlayacağız.
Ahlak ve eğlence standartlarını “toplum yapısı bahanesiyle” inanca göre belirlemeyi dayatan iktidar, kıskacını sakınmadan sokaklardan evlere, her alana sokuyor.
Ülkeyi sadece bireysel özgürlüklere değil toplumsal hoşgörüye de düzenlediği suikastlarla yeniden yapılandırmaya çalışıyor.
Gazetecileri, yazarları, akademisyenleri, muhalif olan herkesi hapse atmak kesmedi.
İktidar ülkeyi toptan hapishaneye çevirmek istiyor.
Hapishanenin duvarlarını da cehaletine methiyeler düzerek galeyana getirdiği sokaktaki halka ördürüyor.
Bunda şaşıracak bir şey yok aslında.
Cumhuriyeti kuranla yıkan hiç, bir olur mu?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları