Tehlikeli olan aşı değil insan

09 Aralık 2020 Çarşamba

Nobel Barış Ödülü veren ülkelerin silah ürettiği...

Seçim kampanyalarını reklam şirketlerinin yürüttüğü...

Reklam arası haber veren ve değerlerini artık baştan sona ekonomik kazanca sabitleyen medyanın seçmen iradesini şekillendirdiği bir dünyada;

Şu anda sağımızda solumuzda ölüp giden milyonların gerçekten salgın yüzünden mi yoksa...

Yanlış sağlık politikalarından mı...

İnsanı hiçe sayan ekonomi öncelikli iradeler yüzünden mi...

Hayvan eti tüketmeye devam etmekteki ısrardan mı...

Sinsice hesaplanmış kasıtlı bir nüfus planlamasından mı öldüğünü...

Hatta belki de öldürüldüğünü düşünebilecek kadar kuşkularla çevrilmiş bir karmaşanın ortasında hayatta kalmaya çalışıyoruz.

Aşı korkusu

Sağlık hizmetlerinin parayla, hem de fahiş fiyatlara satıldığı bu dünyada;

Aşı tartışmaları almış başını gitmişken...

Aşı karşıtlarıyla aşı savunucuları birbirlerine girmişken...

İktidarların sağlık politikalarına hiç güvenilmezken...

Bir avuç insan insanlara aşı aracılığıyla çip yerleştirileceğinden adı kadar eminken...

Çoğunluk da “Sizde çip yerleştirilecek kadar önemli nasıl bir özellik var ki telaşlandınız? Hem zaten o çip size sosyal medyayla çoktan yerleştirildi” diyerek onları küçümserken...

Aşı ile kafa karışıklıklarının, paranoyaların ve komplo teorilerinin alıp başını gitmesi doğaldır.

Çünkü, kurduğumuz sistemden kendi aklımıza ve vicdanımıza kadar her şey bizi gerçeğin görünenden farklı niyetler içerebileceğine ikna edebilecek kadar kötü sicillidir.

Üniversitelerde ders olarak okutulan ve ilmi yapılan pazarlamacılık, reklamcılık, halkla ilişkiler gibi kürsülerde öğretilen, insan psikolojisindeki zaafları ve ihtiyaçları şuursuz bir tüketime yönlendirme yöntemlerinin etik dışı olup olmadığını sorgulamadan onları faydacı bir ahlakla kabullenmemiz...

Görev tanımı habercilik olan medyanın iş dünyasına ve o dünyayla sıkı bağları olan siyasete hizmet eden bir uşak haline gelmesini doğal karşılarken kendimizi nasıl bir tehlikeye attığımızı fark etmememiz;

Özgürlüğün sadece tüketim özgürlüğüyle tarif edilmesine hiç itiraz edilmeyen bir dünyada bize birey değil tüketici olmayı emreden ahlaktan hiç şüphelenmememiz;

Sanal sisteme bizi bizden önce ekonomi dünyasına tarif etme yetkisi veriyor.

İşaretli kutucuklar

Politik görüşlerimizden hassasiyetlerimize, haz odaklarımızdan şiddete tolerans sınırımıza, gerçek ihtiyaçlarımızdan hırslarımızın ihtiyaçlarına, canımızın kıymetinden korkularımıza, neşemizden acımıza tüm duygularımız o sistemde tespit ediliyor.

Üstelik bu bir devlet sırrı da değil.

Biz sanal ortamda girdiğimiz sayısız sitede sadece ve sadece bir kutucuğu farkında olarak ya olmayarak işaretlediğimiz için;

Hangi partiye oy vereceğimizi...

Siyasi vaatlerin hangisine aldanacağımızı, hangisini yutmayacağımızı...

Neyle korkutulup neyle yatıştırılacağımızı bilen ve hem dünya hem de ülke siyasetini yeri geldiğinde ona göre yönlendiren global aklın rehberliğinde yiyor, içiyor, seviyor, sevişiyor, eğleniyor, eğlendiriyor, tüketiyor ve tükeniyoruz.

Ve bunlar olurken algoritma nedir, nasıl oluşur ve neye yarar hepimiz gayet iyi biliyoruz.

Buna rağmen, kendi aklımızla ve gerçek ihtiyaçlarımızla kurduğumuz bağları koparan ve yerine bambaşka bağlar oluşturan bu düzende, tehlikeli olanın salgın ya da aşı değil bizzat insanın kendisi olduğunu hâlâ kabullenmiyoruz.

Komplo teorilerine kulak vermek çoğu kez aptalca ve hatta tehlikelidir.

Ama insanlığın kendisini sınırsız komplo teorisi üretilebilen bir sisteme mahkûm etmesi her zaman aptalca ve çok tehlikelidir. 


Yazarın Son Yazıları

Welcome home Yankee 8 Ocak 2021