Miyase İlknur

Bizim gelin başını örter...

06 Mart 2021 Cumartesi

Anadolu’da yaygın bir deyimdir. Birbiriyle tezat işler yapanlar için kullanılır. “Bizim gelin başını örter...” derken örtülmesi gereken yerlerini de açar diye devam eden bu sözle kişinin birbiriyle çelişkili tutumuna dikkat çekilir.

İktidarın “İnsan Hakları Eylem Planı”nı büyük bir şamata ile açıklamaları ile yaptıkları da başını örtüp bir yerlerini açan gelinlerin durumunu çağrıştırıyor. Planın içeriği üzerine açıklandığı günden beri bir alkış bir tezahürat, sormayın gitsin. Hani bir parti iktidara yeni gelir de hükümet programına bunları koyar; o zaman “Durun bakalım hele bir uygulamalarını görelim” diye kredi açarsın. Ama malum parti buna benzer tam 5 kez yargı reformu 6-7 kez de ekonomi reformu paketi açıkladı. Bu konuda İiki de referandum yaptı. Her seferinde “Bu paket var ya, bu paket... Hele bir çıksın.. Türkiye demokrasisi şaha kalkacak” denildi. Her paket Meclis’te ya da referandum yoluyla oylanıp yürürlüğe girdikten sonra eski günlerimizi mumla aramaya başladık.

Peki, aylardır hazırlığı süren paketin içeriğinin hazırlandığı günlerde atılan adımlara bir de bakalım...

TBMM’de bekleyen 1336 fezlekeden cımbızla ayıklanıp HDP’li 9 vekilin fezlekeleri apar topar başkanlığa indirildi.

AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, “HDP hem siyasi hem de hukuken kapatılacaktır” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan kayyım rektörü protesto ettikleri için öğrenciler terörist suçlamasıyla tutuklandı.

Paketin üçüncü maddesinde “Dil, din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep ve benzeri sebepler temelinde hiçbir ayrımcılık söz konusu olmaksızın, herkes hukuk önünde eşittir” yazıyor. Paketin açıklanmasından sonra AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin’e sosyal medyada saygı ve edep sınırlarını aşan paylaşımda bulunan kişi tutuklanırken HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’a ağzı lağım çukuru olan bir adam müsveddesinin yazdıkları karşısında yargı da iktidar ve ortakları da üç maymunu oynadı. Yetmedi, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e yönelik cinsiyetçi ve hakaret içeren paylaşımları bizzat aynı partinin bu konuda sicili hayli kabarık yöneticisi yaptı. Soruşturma açılmadığı gibi iktidar cenahından bir kınama mesajı bile gelmedi. 

Çünkü Akşener fezleke oyununu bozdu. Millet İttifakı’nda fezlekeler nedeniyle arıza çıkacağını umanlar morardı da ondan.

BİZ NE PLANLAR, PAKETLER GÖRDÜK

Bu millet ne hukuk reformları ne insan hakları eylem planları gördü. Bunların başarılı olanlarından biri 1991’deki DYP-SHP koalisyon protokolü ve hükümet programıydı. Program açıklanınca gazeteler “Devrim gibi...” manşetiyle çıktı. Cumhurbaşkanı Özal tarafından Meclis ve hükümet by-pass edilerek kararnamelerle yönetiliyordu. Demirel, programı açıklarken “Devlet kerameti kendinden menkul adamların iradelerinden kurtarılacak” dedi.

Programda yargı reformu, terörle mücadelenin hukuk devleti içinde çözüm bulunması, basın özgürlüğünün önündeki sansür, muzır yasası gibi yasalardan kaynaklanan kısıtlayıcı düzenlemelerin ortadan kaldırılacağı vaatleri bulunuyordu. Doğrusu yargı ayağında dönemin Adalet Bakanı Seyfi Oktay’ın çabalarıyla çok önemli adımlar atıldı. Ancak güvenlik bürokrasisi ve devletin içindeki bir odak da “Siz ne söylerseniz söyleyin, biz bildiğimizi okuruz” deyip gerçekten de bildiklerini okudular. Demirel’in Cumhurbaşkanı, Çiller’in de Başbakanlığa gelmesinden sonra faili meçhuller, köy yakmalar, bırakın gazetecilerin tutuklanmasını katledilen gazeteci sayısı 30’ları geçti. HEP kapatıldı, Meclis’ten milletvekili boğazları sıkılarak yaka paça polis araçlarına bindirildi ve idamla yargılandı. 

Meclis’te program hakkında görüşlerini açıklayan RP Genel Başkanı Erbakan’ın sözleri bugünü de özetliyor aslında. Şöyle demişti Erbakan:

“Ben bu filmi 6 kez seyrettim. Bu program 1979’daki hükümet programı ile satır satır aynı içerikte. Şimdi önemli olan tek adam yönetiminden sonra mutlakiyetten sonra meşrutiyete mi, Cumhuriyete mi geçileceği hükümetin uygulamalarına bağlı. Hükümet Meclis’i dikkate aldığı takdirde meşrutiyete, TBMM’nin her şeyin sahibi ve temsilcisi olduğundan hareket etmesi durumunda Cumhuriyete geçilecektir.”

Refah-Yol hükümet programında da “Din ve vicdan hürriyeti ve düşünce hürriyeti demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarıdır” yazıyordu. Yukarıdaki konuşmayı yapan aynı Erbakan, güvenoyu alıp başbakan olunca kürsüden “Bu ülkeye şeriat gelecek de kanlı mı olur, kansız mı bilemem artık” diye konuşmuştu.

Konuyu yine bir Anadolu özdeyişiyle bitirelim: “Nasıl ki kızcağız öyle de gelincağız.” Meali: Bir kadın kızlığında ne ise gelinliğinde de odur, değişmez.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları