Miyase İlknur

Devlet işi mi, servet işi mi?

21 Kasım 2020 Cumartesi

Seçmenlerin, oylarıyla emanet ettiği İstanbul’un şehremini İmamoğlu hakkında açılan soruşturmayı biliyorsunuz. Gerekçesi hükümetin İstanbul’da yapacağı “Kanal İstanbul” projesinin aleyhine billboardlarda afiş astırmak. Soruşturma gerekçeleri ise akıllara ziyan çılgın projemizi eleştiren afişlerin bedelinin İBB bütçesinden, dolayısıyla kamu kaynaklarından harcanması ve “Kanal İstanbul”un bir devlet projesi olması hasebiyle belediye başkanlarının devlet projeleri hakkında görüş beyan edemeyeceği olarak açıklandı. Nereden tutsan elinde kalıyor.

Yarın devlet-i âliyemiz, “İstanbul’da çarpık yapılaşma var ve bu çarpık yapılaşmayı düzeltmek için şehri yıkıp yeniden yapacağız” derse şehrin belediye başkanı “Emriniz olur mu?” diyecek. Ya da “İlçe belediyelerini kaldırıp şube müdürü yapıyoruz” dendiğinde “Ne yapalım devlet projesi, ram etmekten başka yol yok” diye ilçe belediye başkanları giyotine kafalarını mı uzatacaklar?

Hem bir projenin devlet projesi olup olmadığını ölçümleyecek bir kurul bir alet mi var? Kamuyu ilgilendiren her konu eleştirilebilir. Buna savaş kararı da dahil...

Ayrıca “Kanal İstanbul” projesinin devletten ziyade bir servet işi olduğu konusunda şüphesi olan biri var mı?

Bir diğer konu da kanunların kişiye göre yorumlanması...

Şimdi size kıyas yapmamız için tam da bu konuda bir örnek olay aktaralım.

Yıl 1994, aylardan kasım. Recep Tayyip Erdoğan İstanbul’un çiçeği burnunda belediye başkanı. TBMM’de Terörle Mücadele Yasa Tasarısı görüşülüyor. Bu tasarının 8. maddesi RP ve İslami kesim tarafından eleştiri konusu oldu. 22 Kasım günü aralarında İstanbul Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak, Yozgat Belediye Başkanı Mehmet Eremir ve Kızılcahamam Belediye Başkanı Yaşar Yıldırım’ın imzasıyla beş büyük ilin başkanları tarafından yüksek tirajlı gazetelere yarım sayfa ilanı çıktı. “Terörle Mücadele Kanun Tasarısı Hakkında Sevgili Halkımıza Duyuru” başlığıyla çıkan ilanlarda, belediye başkanları tarafından tasarının kanunlaşması halinde ülkenin bölünmesine müsait bir ortam sağlanacağı, fikir ve ifade hürriyeti ile vicdan ve ibadet hürriyetinin kısıtlanacağı, “Milli Şef” döneminin geri geleceği öne sürülüyor ve halkın milletvekillerini telefon ve fakslarla uyarması isteniyordu. 

Belediye başkanlarının partilere göre dağılımı da hayli ilginçti. RP, DYP, ANAP, MHP ve BBP’li başkanlar Meclis’te görüşülen tasarı hakkında bir araya gelerek paralı ilan vermişlerdi. 

Peki, paralı ilanın parasını kim ödemişti?

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in Keçiören Belediye Başkanlığı sırasında yakın dostu olan ve belediye ile iş yapan Hasan Mert adında bir müteahhit.

Bugün TBMM’de terörle mücadele konusunda bir yasa tasarısı görüşülürken muhaletefe mensup belediye başkanları bir araya gelerek böyle ilanlar verseydi, başlarına nelerin geleceğini herhalde söylemeye gerek yok. Haklarında Terörle Mücadele Yasası hükümleri uygulanarak soruşturma açılır, hatta yerlerine kayyım atanır ve mensup oldukları partiler terörle iltisaklı diye ilan edilirdi.

Bu ülkede terörle mücadele konusu söz konusu olunca “mücadele hukuk zemininde yapılmalı, devlet hukukun dışına çıkamaz” diye itiraz edenlerin bile hedefe oturtulduğu bir dönemde yukarıdaki eylemi yapmaya cesaret edecek belediye başkanı bile bulamazsınız.

Ekrem İmamoğlu, başkanı olduğu şehri ve hemşerilerini ilgilendiren bir konuda ilan verdiği için hakkında soruşturma açılıyor. Büyük bir deprem yaşayan ve bu depremin faturası kendisine kesilmek istenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in hemşerilerini bilgilendirmek için açıklama yapması yasaklanıyor. Ama bir yandan da “Yargıda reform” paketleri açıklanıyor, düşünce ve ifade özgürlüğünün teminat altına alacağı iri iri laflarla ilan ediliyor.

Anlaşılan yargı reformu, kişi hak ve özgürlüğünü değil, kişisel servetin teminatını sağlamayı amaçlıyor.


Yazarın Son Yazıları

Çokomelli hafta 14 Kasım 2020
Akil ve sakil 31 Ekim 2020
Entarisi ala benziyor 10 Ekim 2020
DPT’siz yıllar 3 Ekim 2020
Balayı yaramış 26 Eylül 2020
Bak şu Müyesser’e!.. 12 Eylül 2020
Ne vereyim abime? 5 Eylül 2020