AKP’nin her adımı geri tepiyor!

16 Temmuz 2020 Perşembe

İktidarın koronavirüsle mücadeleyle muhalefetle mücadeleyi birleştirip her şeyi günün sonunda oya dönüştürme planı tutmuyor!

10 Mart 2020’de Türkiye’nin de küresel salgından etkilendiğinin resmen açıklanmasının ardından genel beklenti şuydu:

Salgın herkesi eşitledi. Mücadeleyi de eşitleyebilir. İktidarla muhalefet birlikte hareket edebilir.

Bunun dünyada da örnekleri oluşmaya başlamıştı.

Ancak Türkiye’de öyle olmadı. 30 Mart süreci diye vurguladığımız akıl almaz bir dönem başladı. O gün Erdoğan, CHP’li büyükşehir belediye başkanlarının başlattığı yardım kampanyalarını yasakladı. Daha da ileri gidip buna “paralel yapı” diyecek kadar çıtayı yükseltti.

30 Mart günü içinden geçtiğimiz dalgalanmanın fiili başlangıcı oldu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Hep birlikte aşarız”, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “Altı milyon tek yürek”, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in, “Bütün İzmir birlikte” diye başlattıkları kampanyalara “yasak” geldi. Ne var ki niyet, halka ulaşmak olduktan sonra bunu engellemek olanaksızdır. Devam eden günlerde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar sahra hastanesi projesini, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer bedava ekmek yasaklanınca tanesi 5 kuruştan dağıtımı gerçekleştirdi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, kentin doğasını yerel yönetime taşıyıp herkesle barışık yürüdü.

AKP’nin buna karşılığı, İstanbul’un parasına el koymak, Ankara’ya borç yasası getirmek, Adana’ya eski borçları çıkarıp makam odasına haciz getirmek oldu.

Sonuç:

Geri tepti... AKP tabanı bile yasağa olumsuz bakıyor!

***

Ayasofya tartışması, önceki dönemler bir yana, AKP iktidarının ilk yıllarından beri var.

2005’ten bu yana her seferinde yargıdan dönüyor. Danıştay’ca reddediliyor. Her seferinde Erdoğan, bunun zamanı olmadığını söylüyor. İlle ibadete açılsın diyene, “Önce Süleymaniye’yi doldurun” diye çıkışıyor.

30 Mart sürecinden sonra durum değişti. Toplumun sinir uçlarına dokunacak her şey mubah hale geldi. Danıştay’ın Osmanlı hukukundan idare hukukunun inceliklerine kadar her bakımdan tartışmalı kararıyla Ayasofya siyasete açıldı.

Erdoğan’ın mesajlarına bakarsanız, durum şu:

Bizim olan Ayasofya’yı fethettik...

İbadete açık olan Ayasofya’yı ibadete açtık...

Karar günü AKP katlarında beklenti şuydu:

Binlerce kişi Ayasofya’nın önüne akacak, koronavirüs önlemlerini anımsatmak şart olacak...

Öyle olmadı...

200 kadar kişi karardan duyduğu memnuniyeti ifade etmek üzere Ayasofya önüne gelmişti.

Ankara’da perde gerisinde konuşulan bir durum daha var: MHP, Erdoğan’ın Atatürk’ü haksız yere itham eden Ayasofya mesajlarından hoşnut değil!

Bu hoşnutsuzluğun en üst katta dile getirildiği ifade ediliyor!

Sonuç:

Beklenti geri tepti... AKP’nin tabanda büyük yankı yaratacağını düşündüğü Ayasofya açılımı, Atatürk’ün tartışıldığı, Cumhuriyet’ten intikam alma denemesine dönüştü.

***

Parçalanmış baro da yine aynı arayışın ve çaresizliğin bir parçası olarak gündeme geldi. Koronavirüs önlemlerinin toplu gösterilere engel olması da fırsat bilindi. Barolar toplumsal meşruiyeti koruyarak militanca mücadele etti.

Yasa, dün Resmi Gazete’de yayımlandı. Bundan sonra olacaklara ilişkin öngörümüzü daha önce aktarmıştık.

AKP’nin en hazırcevaplarından Bülent Turan bile yasayı “savunurken” şöyle dedi:

“PKK, FETÖ baro kuracakmış, kurarsa kursun kardeşim!”

Biz sana başka ne diyelim kardeşim!

Sonuç:

Baroları parçalama yasası da savunulamıyor, geri tepti!

Bu geri tepmeler nedeniyle AKP yaptıklarından, yapacaklarından vazgeçer mi?

Geçmez...

AKP, hatalarını daha büyük hatalarla gölgelemeye çalışacak...

Emre Kongar’ın vurguladığı döngüdeyiz; zayıfladıkça sertleşecekler, sertleştikçe zayıflayacaklar!

Doğanın kanunudur:

Bu döngü seçeneğini de doğurur!


Yazarın Son Yazıları

Bağış-lanmaz israf! 23 Eylül 2020
O... 20 Eylül 2020
Sudan dersleri... 16 Eylül 2020
Siyasal ısınma! 10 Eylül 2020