Bugün Çanakkale Deniz Savaşlarında elde edilen büyük zaferin 111. yıldönümü. 18 Mart aynı zamanda Şehitler Günü. Kutlu olsun!
Türkiye Cumhuriyeti’nin önsözü Çanakkale Savaşları denizden başladı, karada bitti. Emperyalistler, Çanakkale’yi denizden geçemeyeceklerini anlayınca, karadan “kolayca” başarabileceklerini düşündüler. Karşılarına aşılmaz bir kale çıktı; Mustafa Kemal çıktı.
18 Mart 1915’te “Çanakkale geçilmez” destanının devamı 25 Nisan’da başlayan kara harekâtında şöyle yazıldı:
Mustafa Kemal hiç geçilmez!
Çanakkale Unutulmaz kitabını yazarken Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Barış Borlat’ın yıllardır sürdürdüğü Çanakkale Savaşlarına ilişkin çalışmalarından yararlanmıştım. Borlat, “Araştırmalar derinleştikçe Mustafa Kemal’in savaştaki yerinin bilenenden çok daha ileri olduğunu görüyoruz. Çanakkale belgelerinin henüz yüzde 10’u doküman haline getirilebildi” demişti.
***
Çanakkale üzerine savaşların bilinen ilki 2500 yıl önce Troya adıyla yaşanmıştı. Tarihçiler o savaşın asıl nedenini şöyle özetlerler:
- Karadeniz tahılını Ege’ye ulaştırma yolunu ele geçirmek!
24 asır sonra 1915’teki Çanakkale Savaşları da emperyalist güçlerin Akdeniz’den Karadeniz’e giden başlıca deniz yolunu ele geçirme mücadelesiydi.
Çanakkale, Türkiye için daima günceldir! Bugün ayrıca güncel olan suyolu ise Hürmüz!
ABD’nin 28 Şubat’ta başlattığı savaş, Hürmüz Boğazı’nda düğümlendi. Ortadoğu petrolünün yüzde 40’ının, dünya toplam petrol taşımacılığının yüzde 20’sinin geçiş yeri olan Hürmüz’de kontrolü elinde tutma gücü değme etkili silaha bedel. Bunu yaşayarak görüyoruz. İran’ın Hürmüz’ü kapatma, mayın döşeme olasılığı bile boğazdaki gemi trafiğini durdurdu.
Hürmüz Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlıyor. En geniş yeri 33 kilometre olan boğazın doğu ucunda İran var. Batı ucunda ise Suudi Arabistan, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman bulunuyor. Bu beş ülke 2000 yılında ABD’nin teşviki ve öncülüğüyle bir araya geldi, İran’ karşı ortak pakt kurdu.
Trump, Hürmüz’de İran etkisini kırmak için o bölgeyi yerle bir etmeyi göze aldı, olmadı. NATO’yu devreye sokmayı denedi, olmadı.
Uluslararası suyollarının önemini bir kez daha yaşıyoruz. Tam yeri gelmişken vurgulayalım; Dünyada Bering’den Cebelitarık’a yedi büyük uluslararası suyolu var; tümünde iki tarafı Hürmüz gibi ayrı ülkelere ait. İstanbul ve Çanakkale Boğazı hariç. Sadece bu iki boğazda iki taraf aynı ülkenin kıyısı. Atatürk, 1923’ten 1936’ya uzanan Montrö’yü adım adım başarmasaydı, boğazlar uluslararası kontrolde olurdu. Bizim için değil boğazın iki yakasını birleştiren köprü kurmak, boğaz kıyısında bağdaş kurmak bile izne bağlı olabilirdi!
***
18 Mart’la devam edelim... İstanbul ve Çanakkale Boğazı 1915’te geçilseydi, tarihin akışı bambaşka olurdu.
Çanakkale Savaşlarının en az Türkiye’deki kadar güncel olduğu bir başka ülke ise Avustralya.
2000’li yıllarda bu ülkeye gittiğimde bütün kitabevlerinde mutlaka bir Çanakkale bölümü olduğunu gördüm. Onlar daha çok Gallipoli diyor. Avustralya’da bir başka merakım şuydu:
Acaba bu ülkenin soyu tükenmeye yüz tutmuş yerlileri Aborjinler ne düşünüyor, nasıl yaşıyor?
Dünya Lideri Atatürk kitabında paylaştığım bir anıyı aktarmak isterim...
Dolambaçlı yollardan Sidney’in dev gökdelenlerini gören uzak bir banliyöde Aborjinlerin yaşadıkları yere gittim. Bir aborjin Türkiye’den geldiğimi öğrenince “beyaz adamın” yaşadığı uzak gökdelenleri gösterip şöyle dedi:
“Bunları bir tek sizin Kemal yendi!”