Hükümet Devlete Karşı!

03 Haziran 2013 Pazartesi

Silivrideki son savunmalar, merkez medyada son haber bile olmuyor.\n

\n

Bunun pek çok nedeni sıralanabilir. Bunu ayrı bir yazı konusu yapalım, \ngeçen haftanın görünümünü paylaşalım.

\n

27 Mayıs Pazartesi başlayan haftada ağırlıklı olarak, muvazzaf iken tutuklanıp hapiste iken emekli edilen subayların son savunmaları alındı. Pek çok operasyonun özel günlere denk gelmesi gibi belki bu da öyle bir tesadüftü.
23 iddianamenin iç içe katılmasıyla tanımsızlaştırılan davanın 2009 yılına kadar Genelkurmay karargâhında görev yapan subaylarla ilgili bölümü de paramparça. Sadece karargâha ilişkin soruşturma da aslında üç ayrı iddianameden oluşuyor.
Davanın genelindeki karmaşa yettiği için ayrıntılardaki karmaşayı fazla gören yok.

\n

***

\n

Özel yetkili mahkeme fiilen hükümet güvenlik mahkemesi gibi çalışıyor. Hükümete yönelik bir tutum, bir söz ya da yorum bile yürütme organını cebir ve şiddet yoluyla devirmeye teşebbüs olarak görülüp, yargılama konusu yapılabiliyor. Cezası da ağırlaştırılmış ömür boyu hapis.
Genelkurmay karargâhına yönelik iddianameler ise daha farklı bir içerik taşıyor.
1999 yılında
Ecevit hükümeti döneminde internet siteleri kurulması kararı alınmış. Altına imzayı da Başbakan atmış. Bu siteler zamanla yenilenmiş, güncellenmiş; bunlar da bugünkü Başbakan’ın imzasıyla, yine bu hükümetin Milli Savunma Bakanı’nın kabulüyle gerçekleşmiş.
2009 yılında başlayan operasyonlarla pek çok subay internet siteleri ve bu ortamlarda hazırlandığı öne sürülen bilgiler-belgeler nedeniyle tutuklandı.
Bu iddialar, ortaya atıldığı günlerde manşetlerden verilmişti. Toplu halde son savunmalar yapılırken sanıkların ortaya koyduğu kanıtlar, çengelli kalan soru işaretleri, sağduyulu hukukçular ve siyasetçiler başta olmak üzere kimsenin kayıtsız kalmaması gereken vahim bir durumla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Örneğin bir subay, sitelerden birinin işletilmesinde 4 ay görev almış, sonra başka birime atanmış, tutuklanmış. Ondan önce ve sonra görev yapanla ilgili soruşturma bile açılmamış, ifadesi alınmamış. Tutuklanan kişiye yöneltilen sorular da kendinden önceki dönem ağırlıklı. Sanık,
“Bunları o dönemin sorumlusuna niçin sormuyorsunuz” deyince mahkemeden aldığı yanıt şu oluyor:
“Mahkememize soru yöneltemezsiniz.”
Kimi tutuklamalar belli bir sorumluluk zinciri içinde yapılmış görünüyor. Ancak, diyelim ki yukarıdan aşağı 5 sorumlu varsa en alttaki ile 3. tutuklu, ötekilerden biri tutuksuz sanık, ikisi için soruşturma açılmamış.
Sanki, önce yargılanması planlananlar saptanmış, sonra bu kişiler iddianameye yerleştirilmiş.

\n

***

\n

18 Mart’ta açıklanan savcılık mütalaası iddianameden daha karmaşık biçimde, birleştirilen tüm iddianamelerin birbiriyle ilişkisi olduğunu ortaya koyma telaşıyla hazırlanmış.
Yukarıda özetlediğimiz tabloya karşı yapılan savunmalarda her sanık kendi açısından görünen şekliyle savunma yaptı.
Bir grup bu davanın asıl amacına gönderme yaptı, şu noktaların altını çizdi:
- Asıl hedef Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. Ordu yargı eliyle çökertilmek istendi.
- Böylesi davaların açılması için organize olmuş bir yapı var. Bunu ortaya çıkaracağız.
- Ülkemizde esir alındık. Bunu reddediyoruz.
Bir grup hukuki temelli savunma yaptı, şunlara dikkat çekti:
- Attığımız her adımın yasal dayanağı var. Mahkeme yürürlükteki yasalara göre hareket etmek zorunda değil mi?
- Bize bu görevlerin verilmesine ilişkin yazıların altında başbakanın, bakanın imzası var.
- Terfi ettiğimiz gün tebrik için arayanlarla örgüt bağımızın olduğu iddia ediliyor. Böyle bir iddiaya cevap vermek zorunda kalmak bile zulümdür.
Tablonun özeti böyle. Gelecekte bu dava, özüne hiç dokunulmadan genişletilir, belgelerin altında kimin imzası varsa yargılansın denilirse, kapsama alanı soruşturmayı başlatanları da içine alacak şekilde bambaşka bir zemine kayabilir. Bugün böyle bir mütalaaya dayanarak hukuki bir hüküm vermek olanaksız.
Dava dinlenen sanıklarla biçim değiştiriyor. Geçen haftaki görünüm şuydu:
Hükümetin, devlet kurumlarını ele geçirme mücadelesinin özel seçilmiş kurbanları yargılanıyordu.

\n

Yazarın Son Yazıları

Seçim istemek yetmez! 26 Kasım 2020
Kılavuzu ABD olanın... 25 Kasım 2020
11 Mart’a dönüş! 19 Kasım 2020
40. yıl! 11 Kasım 2020