Mevsimler geçidi!

18 Haziran 2022 Cumartesi

Hava durumu siyasi durumu geçti. Ne zaman ne olacağı, hangi bulutun nereden, ne zaman, ne yağdıracağı belli değil!

Mısır’dan Babil’e bugün önemli bölümü çöl olan bölgelerin binlerce yıl önce büyük uygarlıkları barındıran bereketli topraklar olduğu biliniyor. Yeryüzünün 2-3 derece ısınmasıyla büyük çöküntünün yaşandığı bilim insanlarının üzerinde birleştiği bir gerçek.

Bugün de önümüzdeki beş yıl içinde yeryüzünün 1.5 derece ısınma olasılığı yüzde 50’nin üzerinde.

Bunun doğuracağı sonuçlar başta buzullar olmak üzere dünyanın pek çok yerinde görülüyor.

Himalayalar’da karlı bölgelerin her yıl birkaç metre yukarı çıkmasıyla nelerin yaşanacağını tahmin etmeye çalışmak bile ürkütücü.

***

Yaşadığımız günler gösteriyor ki mevsim normalleri diye bir kavram da kalmadı.

Oysa günlük koşturmacanın zaman zaman dışına çıkıp kendimizi doğanın akışına bıraksak...

Ankara’yı paylaşalım sizinle...

Mart, beyazlı pembeli badem ve erik çiçekleriyle gelir. Kentin göbeğinde de hissedersiniz bunu. Botanik Parkı onlarca gelin başıyla dolar. Kış boyu kar giyinen ağaçlar birden çiçek ormanına dönüşür.

Nisan leylaklarla gelir. Kokusu keser önünüzü. Alçak duvarlı bir bahçeden sarkan leylaklar bir çiçek denizi gibi dalgalanır önünüzde. Daldan sarkan leylaklar mayısa da sarkar. 

Mayıs, haziranda gül, iğde, ıhlamur halk oyunlarını aratmayan bir armoni içinde birbirine karışır. İğdenin o incecik huniyi andıran sarı çiçeklerinin bu kadar yoğun koku şelalesine dönüşmesi insanı nasıl şaşırtmaz! Bir iğde ağacının altında soluklanıp gözlerinizi kapattığınızda bütün bedeniniz koku banyosu yapar gibi gevşer. Bir de rüzgâr esti mi iğde kokusunun yayılma hızına inanmazsınız. 

Bir ıhlamur ağacının altında durup çiçeklerin nasıl kirazlandığını izlediniz mi? Yapmadınızsa tam zamanı. Ihlamur ağacının dallarındaki yapraklar kat kattır. Üstteki yapraklarda çiçek açmaz. Alttaki yaprakların alt kısmının ortasına kadar gelen ana damar burada birden dışarı uzanır ve tomurcuklar küpe gibi sallanır. Birkaç gün sonra da açar. İşte koku o koku...

Güller toprağın gülüşüdür. Doğada en zengin renk çeşidi olan çiçektir gül. Kokusundan dokusuna bütün çiçeklerle her alanda yarışır. Sanırım hiçbir çiçek onunla yarışmak istemez. 

Yağmur yağdıktan sonra gülleri koklarken dudaklarınız ıslandıysa çekinmeyin, çekilmeyin, için gül yapraklarının arasındaki suyu. 

Doğa size başka ne versin?

***

Bugün yaşadığımız bu güzelliklerin ne kadarını önümüzdeki kuşaklar da yaşayacak?

Bu satırları yazarken Ankara’da kazandan boşalan yağmur, ağaçları hırpalıyordu. 

Yaşanan iklim değişikliği değil iklim krizi. 

Ortasında insanın olduğu birbirini tetikleyen nedenlerle mevsimlerin nevri döndü, doğanın dengesi bozuldu.

Her yıl 20 dilin yeryüzünden silinmesi gibi onlarca bitki ve canlı türü tükenişe gidiyor. 

Ankara sevgi çiçeği, Erzincan süt otu, mercan ağacı, kardelen Anadolu’da koruyamadığımız türler arasında.

Teknoloji yaşamı kolaylaştırırken hayatı sığlaştırıyor.

Bugün birkaç saatliğine doğaya teslim olun, bakın ne buluşlar yaşayacaksınız! 

Sonra belki de doğa bize ait değil, biz doğaya aitiz dersiniz!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları