Sen Gelmezsen... AKP 1 Fazla...

08 Temmuz 2014 Salı

Bir hedefe dönük kitlesel buluşmalarda sık kullanılan sloganlardan biri şudur; sen gelmezsen, bir eksiğiz!
Bunu şu tür hitaplar izler:
- Sen değilsen kim, bugün değilse ne zaman?
- Çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz!
30 Mart yerel seçimlerinin ardından AKP iktidarına karşı olan kesimlerde bir umutsuzluk havası yerleşti. Bu durum gazete satışlarını da etkiledi. Muhalif yayın organlarının tirajı ortalama yüzde 10 düştü.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine girilirken bu hava henüz atılmamıştı. AKP’nin adayı belliydi ama, muhalefet ne yapacaktı? Ortaya “çatı aday” tanımı atıldığında pek çok kesimin değerlendirmesi şuydu:
“Ahh keşke ama, zor... Muhalefet partileri ötekinin adayını benimsemeyecektir...”
Kimi siyasal yorumlar da şu yöndeydi:
MHP, 30 Mart seçimlerinin en kazanımlı partisi. Bu tabloda kendi tabanını bir arada tutacak, öteki kesimlerden oy alacak bir aday gösterip ikinci tura kalmayı hedefleyebilir. Böylece 2015 seçimlerinde ikinci parti olma hayali kurabilir.
CHP ve MHP, çevrelerindeki küçük partileri de uzlaşmaya katarak bir çatı aday belirledi.
3 Temmuz’da adaylık başvuruları sona erdi. 10 Ağustos seçimlerinin tarafları netleşmiş oldu.

***

Daha önce de vurguladık; Cumhurbaşkanlığı seçimleri fiilen 3 turlu yapılmış oluyor.
Aday olabilmek için parlamento barajı gerektiğinden en azından ilk turda yüreğindeki adaya oy veremediğini düşünen seçmen var. Önümüzdeki seçimlerin öncesinde bu yönde daha kapsayıcı bir düzenleme yapılabilir.
Ancak şimdi 12. Cumhurbaşkanı’nı seçme süreci içindeyiz. Artık 10 Ağustos’taki ilk tur seçimini ikinci tur olarak görüp, mevcut duruma göre kime oy vermek gerekir sorusuna yanıt aramak durumundayız.
CHP çevresindeki seçmenin bir bölümünde şu eğilim var:
“Bu durumda tatilimi kesmeye gerek yok. Oy kullanmasam da olur. İçime sinmeyen adaya niye oy vereyim!”
Elbette herkes kararında özgürdür, bizim diyecek bir şeyimiz olamaz ama, şunu da vurgulamak durumundayız:
Sandığa gitmeyen herkes, oyunu AKP’ye vermiş demektir!
Çünkü, ilk turda geçerli oyların yüzde 50’sini alan cumhurbaşkanı seçiliyor. Bu anlamda sandığa gitme çoğunluğunu elde eden de avantaj sahibi olacak. Sandığa gitmeyenler de AKP’nin sandığına çivi çakmış olacak.

***

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine tamamen politik bakıp, 24 Ağustos için değil 25 Ağustos için çalışmak da bir siyasi faaliyettir. Ancak 25 Ağustos sabahı nasıl bir Türkiye’ye uyanacağımızı hesaplamamak en hafif anlatımla aymazlıktır.
Elbette 24 Ağustos’ta çıkacak en olumsuz sonuç bile dünyanın sonu değildir. O koşullarda bile daha iyi bir Türkiye için ne yapılabilir sorusuna yanıt aramak gerekir. O sorunun ilk zemini 2015’teki genel seçimlerdir.
Ülkesini seven bir yurttaş, bir köşe yazarı, bir milletvekili olarak benim bu bağlamda önüme koyduğum hedef şudur:
Cumhuriyet’in 100. yılı Cumhuriyet’i kuran felsefenindir. 100. yılda bu düşüncede olanlar iktidarda olmalıdır.
Kalbimizle değil, beynimizle düşünmeliyiz.
Sandığa duygularımızı, hayallerimizi, ideallerimizi atmayacağız...
Bugünkü koşullarda Türkiye’yi aydınlığa çıkarmanın ilk adımı ne olabilir, sorusuna verdiğimiz yanıtı sandığa atacağız.
Bu köprüyü geçmek zorundayız.
Varsın AKP diktatörlük kursun, bana ne, diyorsan...
Yönün köprü değil, uçurumdur!  


Yazarın Son Yazıları

Sırıtıyor... 22 Ekim 2020
Hukuksal soykırım! 18 Ekim 2020