Ülkeyi değil, siyaseti yönetmek!

07 Mart 2021 Pazar

Bu hafta birbiriyle taban tabana zıt iki Erdoğan vardı.

İnsan Hakları Eylem Planı açıklanırken tüm Türkiye’nin nutku tutuldu. 

Özgürlükler gani gani...

Mahkemelerde hak arayana bir hürmet bir hürmet, sormayın... İnsanın fırsat buldukça yargılanası gelir...

İfade vermek mi; ne demek efendim. İfade verme modunuz ne zamansa o zaman...

Gazetecilere özgürlük bir yana işini kolaylaştırma hizmet de bonus...

İnsanlar öncelikle masumdur. Buna halel getirenin alnını karışlarız...

İnsana, haklarıyla yaklaşmak isteyene mevcut yasalar yeterli olduğu halde böylesine çok maddeli eylem planının ömrü ne kadar olur, diye düşünürken Erdoğan kimseyi yanıltmadı. Özüne döndü. Muhalefete verdi veriştirdi.

İnsan Hakları Eylem Planı’nda tam tersi hedefler de sezdik ama bu kısmını sonraya bırakalım.

***

Erdoğan, AKP il başkanları toplantısında da muhalefet haklamalarına girişti.

Şu iki cümlesi her şeyi özetliyor:

“Türkiye’nin geleceğinde CHP’ye yer yok.”

“Milletimizin ülkeyi emanet edebileceği başka parti yok.”

Başka ne desin?

Mağduriyetle geldiler, mecburiyetle kalmak istiyorlar!

Oyla geldiler, oyunla kalmak istiyorlar!

Demokrasiyle geldiler, dayatmayla kalmak istiyorlar!

Ülke yönetimi birinci öncelikleri değil.

Öncelik siyasetin yönetimi, muhalefetin yönetimi. 

O yüzden Türkiye’nin en elzem sorunlarını bile muhalefete gol atmak için kullanıyorlar.

Erdoğan’ın CHP’li belediyelerin ilanlarından bile rahatsız olup bedava canlı yayınla karşı ilan vermeye girişmesi, iktidarın kaybetme endişesinin ne kadar derin olduğunu gösteriyor.

Bahçeli’nin HDP’li milletvekilinin fezlekelerine İYİ Parti’nin nasıl bakacağını sorması, ciddi bir işbölümü yaptıklarını da ortaya koyuyor.

Mübarekler iktidar ortakları değil, muhalefetin sicil amirleri. Ülke için en ciddi konuda bile “Önce muhalefeti yıpratmak için kullanalım” diye hareket ediyorlar.

Merkez Bankası’nın üstüne çökmüşler, 128 milyar doların nasıl çıkarıldığını açıklayamıyorlar. Bankanın tarihinde ilk kez döviz satışının kime, hangi koşullarda satıldığı açıklanamıyor. Bunun hesabını vermek yerine muhalefete ayar vermek işlerine geliyor.

Küresel sorun olan aşı, doğal olarak Türkiye’nin de gündeminde. Ama ne alış fiyatı belli ne geliş miktarı. 

Bütün suç bunu gündeme getiren muhalefette!

***

İşte böyle bir ortamda muhalefet partilerinin de en az iktidar kadar akıllı olması gerekiyor.

Her şey bir yana dokunulmazlıklar konusunda muhalefetin “iktidar oyununa” gelmediğini görüyoruz.

Kılıçdaroğlu, salı günü partisinin grup toplantısında tavrını ortaya koydu:

“Bu konuda iktidarın kaldır parmak indir parmak oyununda yokuz. Önceliğimiz dokunulmazlık hakkını korumaktır.”

Akşener de salı günü grup toplantısında iktidarın dayatmalarına teslim olmayacaklarını açıkladı.

Millet İttifakı’nın iktidar dayatmasına teslim olmaması, önümüzdeki dönem açısından olumlu bir gelişme. Aksi halde iktidar, muhalefeti gündemine alıp istediği iklime çekecekti.

Tüm muhalefetin bu tutumunu sürdürmesini diliyoruz.

Artık muhalefetin muhalefet görevi yoktur. Bu ülkeyi seçeneksiz bırakmama sorumluluğu vardır!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Örtülü sistem! 20 Nisan 2021