Macaristan’da son beş seçimi kazanıp 16 yıl başbakanlık yapan Viktor Orban altıncı seçimi kaybetti. 12 Nisan 2026, Orban’ın sonsuz olacağını düşündüğü iktidarı 45 yaşındaki Peter Magyar’a devrettiği gün olarak tarihe geçti.
Özellikle 2018 ve 2022 seçimlerinin ardından sistemli biçimde ülkesindeki demokrasiyi geriye götüren Orban’a adından benzetme yapılarak şu yakıştırma yapılmıştı:
Viktatör!
Hem demokrasinin içindeymiş gibi görünmek hem demokrasinin canına okumak, böyle bir tarifle anlatılabilirdi. Bu bağlamda Orban’ın sandıkta devrilmeyeceği kanısı da yerleşmeye başlamıştı. Orban iktidarını sonsuz kılacak formülü bulmuştu:
- Medyanın yüzde 90’ını ele geçir. Çatı örgüt kurup tek elden kontrol et.
- Ülkenin varlıklarını uluslararası tekellere ve küresel yapıya peşkeş çek. Böylece onlar senin “güçlü lider” imajını diri tutsun.
- Parlamentonun etkisini adım adım azalt. Covid 19’u bahane edip yasa çıkarma ve yürürlükteki yasaları kaldırma yetkisini üzerine al.
***
Yukarıdaki formüle karşı muhalefetin güçleri birleştirme çabası, özellikle 2022 seçimlerinde sonuç verecek gibiydi. Altı parti Orban’a karşı birleşmişti, olmadı.
2026 seçimlerine giderken sahneye Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) lideri Peter Magyar çıktı. Bütün partilerin birleşip ortak hareket etmesi yerine bir partinin tüm muhalefet tarafından desteklenmesi diye özetlenebilecek bir yol izledi.
Magyar’ın vaatleri toplumda kısa sürede karşılık buldu. Birkaçını sıralayalım:
- Demokrasinin adım adım geriye gidişine neden olan tüm uygulamalara son vereceğim. Avrupa değerleri zeminimiz olacak.
- Devlet televizyonunun haber merkezini lağvedeceğim. Daha özgür bir medya ortamı oluşacak.
- Başbakanlığı iki dönemle sınırlayacağım.
- Devlet kadrolarındaki iktidar partisi yapılanmasına son vereceğim.
- Yolsuzlukların üzerine gidilmesi için ayrı bir bakanlık kuracağım.
- Yargının bağımsız kurullar eliyle yürütülmesini sağlayacağım.
Macaristan’da kişi başına düşen milli gelir yaklaşık 30 bin dolar. Ekonominin seçmen kararını birinci derecede etkileyeceği bir tablodan söz edilemez. Ancak demokrasideki geriye gidiş ve bu süreçten çıkılabileceğine ilişkin verilen umut büyük değişimi getirdi. Değişim 199 sandalyeden 138’inin sahibi oldu.
***
Macaristan’daki değişim Türkiye açısından da gündem konularından biri olacak. Daha ilk günden oldu bile.
Yeni yönetim ne yapar ne yapamaz onu göreceğiz. Ancak seçmenin otoriter bir yönetimi sandık yoluyla iktidardan uzaklaştırması evrensel demokrasi değerleri açısından çok önemli. Zira, “teknofeodalizm” gibi tanımlarla tartışılan, “egemen gücün mutlak iktidarı” saptamalarına Macar seçmen, Macar salamı muamelesi yaptı; dilim dilim doğradı!
Orban’ı Trump ve Putin’in açık desteği de kurtaramadı.
Önümüzdeki günlerde zaman zaman Macaristan yazıları yazacağız. Giriş bağlamında birkaç noktanın altını çizelim:
- Macaristan, Türk Devletleri Konseyi’nin gözlemci üyesi. Orta Asya’yla tarihsel bağlar kuruyorlar. Üniversitelerinde Türkoloji bölümleri güçlü.
- Macarcada 2-4 bin arası çoğu eski Türkçe sözcük var. Türklere “Törük” diyorlar.
- Osmanlı’nın 400 yıllık egemenliği döneminden belleğimizde kalan Estergon ve Zigetvar kaleleri o kadar sağlam korunmuş ki! Kendimize şu soruyu sorsak yeridir; Anadolu’daki kalelerin kaçı bu kadar korunmuştur.
- Budapeşte, Tuna’nın iki yakasındaki Buda ve Peşte şehirlerinin birleşimi. Tuna’nın hemen kıyısında iyi korunmuş tarihi yapıda şu yazılıydı:
Gül Baba Türbesi.
Kanuni döneminde yaşamış Gül Baba’nın savaşa giden gençlere gül dağıttığı efsanesi bugüne kadar gelmiş!
Macar seçmenini acar davranışı için kutluyoruz!