Vicdanlı Kapitalizm mi?Sosyalizm mi?
Mustafa Sönmez
Son Köşe Yazıları

Vicdanlı Kapitalizm mi?Sosyalizm mi?

24.10.2011 04:00
Güncellenme:
Takip Et:
\n\n\n

Amerika, Avrupa, yer yer Doğu ülkelerinde yaşanan küresel krizden herkes nasibini alıyor. Her yerde işsizlik arttı, gelir dağılımında bozulmalar hızlandı. Bütçe açıkları büyüdü ve kamu kaynaklarının önemli bir kısmı şirket ve bankaları kurtarmaya ayrılırken sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, barınma gibi sosyal harcamalarda azalma görülüyor. İş bekleyenlerin umudu bir sonraki bahara kalırken enflasyon bir tehdit olarak, bazen gerçeklik olarak yaşanıyor. Ücret ve maaşlar ise enflasyonla baş edecek oranda arttırılmıyor. Bu da gelir dağılımının daha da bozulmasına yol açıyor.

\n

Sokağa çıkan kitlelerin sloganlarında somutlaşan tepki ve beklentiler, bir bütünlük arz etmiyor elbette. Örneğin Şili gibi krizin biraz daha çeperinde yer alan bir bölgede öğrencilerin parasız eğitim talebi öne çıkarken ABDdeki kitleler Wall Streette yüzde 1in egemenliğine karşı yüzde 99un tepkisini dile getiriyorlar. Keza, Avrupada, özellikle Yunanistanda, kemer sıkma politikalarının ağır reçetesine itiraz, tepki var. İtalya, İspanya, İngiltere, Fransa Bütün bu ülkelerdeki sokaktaki tepkilerin hepsi, ortaya çıkan faturayı üstlenmemek üzerine.

\n

***

\n

Genel tepkiler ve protestolar için söyleyebileceğimiz ise şu: Hepsi kapitalizmi yermekle birlikte kapitalizmi aşan söyleme, dile, buna dönük örgütlenmeye ve programa sahip değiller henüz. Bir başka deyişle, kapitalizme tepki var ama tepkiler kapitalizm içi. Genelde istenen, ortaya çıkan faturanın adil paylaştırılması üstüne. Krizi biz çıkarmadık, niye bize ödetiyorsunuz!.. Neden emeklilik, sağlık, sosyal güvence haklarımızı buduyorsunuz!.. Neden vergilerimizle finans kapitali kurtarıyorsunuz!.. Neden iş yok!.. Borçlu ülkelerin yükünü niye biz üstleniyoruz?.. Şikâyetler henüz küresel kapitalizmin ortaya çıkardığı arızalara dönük, yani ağırlıkla henüz sisteme değil, sistemin teklemesine dönük.

\n

Ağırlıkla herkesin öfkesi finans kapitale. Özellikle 1990 sonrası finansal mühendislikadı altında türev piyasaları derinleştirip finans balonlar yaratarak büyük paralar kazanan yatırım bankaları, fonlar hedef tahtasında. Sadece kitlelerin değil, kapitalizm içinde sorunlara çıkış yolu arayan birçok devlet adamı, yönetici, akademisyen, bürokrat da kabahati finanstaki balonlaşmada buluyor ve sanki bu kesim bir şekilde terbiye edilir ve balonlaşmanın önüne geçilirse kapitalizmin arızalarının giderilebileceğine inanıyor. ABDde Wall Street protestosuna Obamanın ve Avrupadaki birçok yöneticinin sempati ile bakması da bundan. Tepkiler, finans baloncularıyla sınırlı kaldığı sürece, onları terbiye etmeyi hedef aldığı sürece, sorun yok. Çünkü yaygın anlayışa göre, finans kapitalin balonlaşma ile sistemde arızalar yaratması, bir avuç açgözlünün para hırsından ve kamunun yeterli kontrol mekanizması gerçekleştirmemesinden Sorun kapitalizmde değil, onun vicdansızuygulamasında Örneğin PepsiConun dünya başkanı Indra Nooyi, 17 Ekim tarihli Milliyette şöyle konuşuyordu: “Kapitalizm aslında iyi bir şey. İnsanlardaki yeteneklerin, vasıfların ortaya çıkmasını sağlayan bir araç. Öte yandan kapitalizmin vicdanlı olması lazım. Vicdanını kaybeden kapitalizm beraberinde felaket getirir. Wall Streette bugün protesto edilen kapitalizm değil. Vicdanını kaybetmiş kapitalizm...

\n

***

\n

Vicdanlı kapitalizm, belki bir dönemin adı olurdu. 1950lerden 1980lere kadar uzanan, İkinci Savaş sonrası yükselen sosyalist hareketin de terbiye ettiği kapitalizm, bölüşümde, sosyal devletle birikimi yürütmede daha uyumluydu. Böylesi işine de geliyordu. Büyüme iç pazarlara dayanıyor, kitlelerin tüketmeleri için bölüşümün görece adil, devletin paylaştırıcı, sosyal harcayıcı olması gerekiyordu. Ama bu vicdanlılık hali1980’e kadar sürebildi ancak. Sermaye birikimi 1980e doğru öyle bir yere geldi ki, artık önceki dönemin bölüşüm ilişkileri, emek-sermaye ilişkileri yenilenme gerektiriyordu ve neoliberalizm, hızla küreselleşen kapitalizmin ana düsturu oldu. Devletin küçülmesi, sosyal harcamaların azaltılması ve devletçe verilen hizmetlerin metalaşması, ticarileşmesi gerekiyordu. Bu, vicdanlı kapitalizmin yerine giderek insafsız kapitalizmin ikamesini gerektiriyordu. İnsafsız kapitalizm, birikimi doludizgin hızlandırdı. 2000’lere gelindiğinde artık birikim öyle bir yere ulaşmıştı ki, ne mevcut formatta devam edilebiliyordu ne de vicdanlı kapitalizme dönüş şansı vardı. Finans kapital, kendi haline bırakılamıyordu. İflasın eşiğine gelmiş bankalar, büyük firmalar için Batırılamayacak kadar büyük ifadesi, yaşanılan çaresizliği anlatıyordu.

\n

***

\n

Kitlelerin, kapitalizmin ne kadar manevra alanının kaldığını görmeleri için, onu vicdanlı hale getirmenin mümkün olup olmadığını görmeleri için, süreci bizzat yaşayıp görmeleri gerekiyor. Kapitalizmi aşmak ise şu gün için kitlelerin ağırlıklı kısmında gündem dışı. Kapitalizmin alternatifi sosyalizm, çoğu insan için henüz ısınamadıkları, acı bir deney. SSCB deneyimi ile bozuk para gibi harcanmış bir ütopya. Hele ki Amerikalılar için

\n

Ama eninde sonunda kapitalizmin vicdanlı-vicdansızbütün versiyonlarını denedikten sonra, kitleler, kapitalizmi aşma üstüne kafa yormak, sorgulamalar yapmak zorunda hissedecekler. Bunu yaparken kapitalizm kadar, reel sosyalizmi de aşacak perspektifler üretmenin gerekliliğini görecekler. Bu kaçınılmaz

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Sadece Sen mi Mağdursun, Bra?*

Devamını Oku
04.03.2013
Çakma İhracatın Naylon Kahramanları

Devamını Oku
02.03.2013
AKP-PKK: Olmayacak Duaya Amin!.

Devamını Oku
01.03.2013
Kelebeğin Rüyası ve Mükellefiyet...

Devamını Oku
25.02.2013
3x5 Hedefi: Hoş, Ama Boş...

Devamını Oku
23.02.2013
Kürt Düğümü: Kim Çözer, Kim Çözemez (2)

Devamını Oku
22.02.2013
Kürt Düğümü: Kim Çözer, Kim Çözemez (1)

Devamını Oku
20.02.2013
Yabancıların Kazanç Transferi 120 Milyar $

Devamını Oku
18.02.2013
Dış Sermaye Kalitesiz, Ya Yönetim?

Devamını Oku
16.02.2013
Cari Açıkta Altın Pişkinlik!..

Devamını Oku
15.02.2013
Terörü Finanse Etmişsin... Mülga!..

Devamını Oku
13.02.2013
Devlet Raporunda Gelir Uçurumu...

Devamını Oku
11.02.2013
Biz, Kendi Söküğünü Dikemeyenler...

Devamını Oku
09.02.2013
Aç Tavuğun Kürt Petrolü Rüyası (2)

Devamını Oku
08.02.2013
Aç Tavuğun Kürt Petrolü Rüyası (1)

Devamını Oku
06.02.2013
Bir Türk-Kürt Federasyonu Rüyası...

Devamını Oku
04.02.2013
TÜİK'ten Yanıt: Altın mı, Ne Altını?

Devamını Oku
02.02.2013
Yüzde 1'in Sömürüsü Anadili mi Seçiyor?..

Devamını Oku
01.02.2013
Ne Yüzde 1'i, Yüzde Yarımın Türkiyesi...

Devamını Oku
30.01.2013
SGK: Çalışan Azaldı, TÜİK: Arttı...

Devamını Oku
28.01.2013
Tüccarlaşmadan Kültür Üretmek...

Devamını Oku
26.01.2013
24 Ocak: Neoliberal 'Yık-Yap'ta 32 Yıl...

Devamını Oku
25.01.2013
Vadeler Kısalıyor, Burunlar Uzuyor...

Devamını Oku
23.01.2013
Dışarıya Türk Yatırımı: Neyin Nesi?

Devamını Oku
21.01.2013
Paris'teki Kan, Irak'taki Petrol... (2)

Devamını Oku
19.01.2013
Paris'teki Kan, Irak'taki Petrol... (1)

Devamını Oku
18.01.2013
Bütçe Başarısız Umut, Büyümede...

Devamını Oku
16.01.2013
Gıdada Fahiş Kâr Kimin Umurunda?..

Devamını Oku
14.01.2013
Nar Tanesi Vurgun Senesi

Devamını Oku
12.01.2013
Dış Sermayenin Altında Kalmak...

Devamını Oku
11.01.2013
Dış Sermaye ve AKP'li Son 10 Yıl

Devamını Oku
09.01.2013
Cepte Görgüsüzlük ve İnternet Erişimi...

Devamını Oku
07.01.2013
Sorarsın da, Cevap Alabilir misin?

Devamını Oku
05.01.2013
Medyada Geçen Yıl ve Bu Yıl...

Devamını Oku
04.01.2013
En Mağdurlar: İşsiz ve Güvencesizler...

Devamını Oku
02.01.2013
Ücretli Sınıf: 'Senede Bir Gün'

Devamını Oku
31.12.2012
Üretici Sahipsiz, Tarım İnişte...

Devamını Oku
29.12.2012
Tüketici Tedirgin, İhracatçı Bezgin...

Devamını Oku
28.12.2012
İnşaat Yorgun, Sanayi Pusulasız...

Devamını Oku
26.12.2012
2012'nin Sınıfsal Bilançosu (1) Finans Sermayesinin İşleri Tıkırında

Devamını Oku
24.12.2012