Ayşe Angela El Merkel Habib’e merhaba

18 Ekim 2015 Pazar

Angela Merkel’in Alman sosyal medyasındaki yeni adı bu: “Ayşe Angela El Merkel Habib.
Almanların sosyal medyada Merkel için hazırladığı hayali “kimlik kartını”, Almanya’da olduğum geçen hafta gördüm.
Federal Almanya Cumhuriyeti” anlamına gelen “Bundesrepublik” yerine “Renkli (diğer deyişle Aryan olmayan!) Cumhuriyet/ Bunte Republik” sözleri yazan kartta, “El Merkel Habib” adıyla Müslümanlaştırdıkları Alman şansölyesine başörtüsü takmışlar.
Doğum tarihi ve yerinin yanına: “Kalifat Hamburg/Hamburg halifeliği” sözlerini eklemişler.
Tabiyet” karşısına da “Halk düşmanı/ volksfeindlich” yazmışlar.
Konuyla ilgilendiğimi gören bir Alman arkadaşım sosyal medyadaki Merkel taşlamalarından bana çeşitli örnekler gösterdi...
Birinde Merkel cumhurbaşkanı Gauck ile mülteci baskısı altındaki Almanya sınırını geçmekte zorlanıyor; bir başkasında Brüksel’de AB binaları önünde, yüzünü örten siyah bir peçe ve çarşafla resmi arabadan iniyor.
Merkel’i karşılayan AB Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker çığlık çığlığa bağırıyor: “Angela bu sen misin?
Ege’ye vuran “Aylan’ın cesedinin” manşetlerden inmediği günlerde Merkel’in duygusal bir baskıyla ağzından dökülen “mültecilere açık kapı” vaadi, Almanya’da böyle işte çok büyük bir infial yaratmış...

‘Rap’çi Hitler
Öyle ki internette sırf “Merkel’in göçmenlere kapı aralamayı vaat eden” politikalarına karşı çıkan yorumlar değil; Hitler videoları da rağbet görüyor.
Dostum Kristian bunlardan birini bana izlettirdi.
Hitler’in bir söylevini “rap müziğine” uyarlamışlar...
Bağıra çağıra attığı faşist söylevlerle bildiğimiz Hitler, matrak(!) bir “rapçı” olmuş.
Bizzat cebine gelen videoyu izleten Alman arkadaşım: “Hitler’i işte böyle normalleştiriyorlar. Bu korkunç” diyor ve ekliyor:
Son aylarda faşist Alternatif Partisi’nin (Afd) oyları, sondajlarda ikiye katlanarak yüzde 7’lere çıktı. Pegida’ya da ilgi artıyor. Almanya’nın en temel sorunu bu: Göç politkası.
Merkel’in koştura koştura soluğu Ankara’da almasının sebebi bu gelişmeler.
Konjonktürel ilk zaafta yükselen bu “göç/ yabancı karşıtı dalga”yı şansölye, yazın bol keseden verdiği vaatler hilafına şimdi acilen durdurmak istiyor. Ayakları yere bastığı an aklına gelen ilk çare, Türkiye’yi kafaya almak...
Türkiye -becerilebilirse- “güvenli ülke” ilan edilecek.
AKP ve Erdoğan Türkiye’si “güvenli ülke” etiketi alarak böylece Batı nezdinde hukuken sicilini temize çekecek; ama karşılığında AB gardiyanlığına soyunacak.
Göç”ü durdurmak için Kaddafi’nin vaktiyle AB için yaptığı gibi, toplama kampları rezilliğinde “göçmen kampları” kurmaktan kaçınmayacak.
Yakaladığı ya da AB sınırından geriye postalanan kaçakları buraya tıkacak.
Geri gönderebilirse onları geldikleri yerlere geri gönderecek.
Ama geri yollanması söz konusu olmayan Suriyelilere örneğin Türkiye’de bizzat “çalışma koşulları” yaratıp, onları sınırlarımız içinde tutacak.

Demokratikleşelim derken
Al gülüm ver gülüm...
Almanya’nın göç yükünün alınması karşılığında; Erdoğan da “imaj tazeleyecek”!
Yeşiller Almanya’da günlerdir bu “kirli anlaşma”yı deşifre ediyor ve Merkel’i, geçen hafta daha 100 kişinin yaşamını yitirdiği bir katliam yaşayan Türkiye’ye kritik 1 Kasım arifesinde gitmemesi için uyarıyor.
Muhalafet, kör kör gözüm parmağına Erdoğan’a destek görünebilecek geziyi ertelemesi için Merkel’e epey ısrar etti...
Ama nafile.
Türkiye Avrupa ilişkisi artık salt “reel politik düzleme” çekilmiş durumda. Neye niyet, neye kısmet. Vaktiyle biz AB itişiyle “demokratikleşme” ummuştuk...
Demokratikleşme yerine kucağımızda “kirli bir anlaşma” bulduk.  


Yazarın Son Yazıları

Koronayla dans 18 Haziran 2020
Roma açık şehir 28 Mayıs 2020
Umut, korku ve öfke 21 Mayıs 2020
Nefretin zaferi 17 Mayıs 2020
Yeni virüs sarışın 14 Mayıs 2020
Şalom aleykem 10 Mayıs 2020
Yarın korkusu 3 Mayıs 2020