Çakallar, ifritler, muhterisler
Feridun Andaç
Son Köşe Yazıları

Çakallar, ifritler, muhterisler

21.06.2023 00:45
Güncellenme:
Takip Et:

Yüzünüz sizin

Aynasız kalmak demeli buna.

Görmeyen, bakmayan, hissetmeyen...

Bakışsız yaşamak öte adı.

Çünkü her yere kolaylıkla sızıyorsunuz. Gösteriş budalası olduğunuzda, elinizdeki kandille gezinmeyi hüner sayıyorsunuz.

Bir yanınız tufeyli, öte yanınız çakallar soyundan. Çağımızın yetiştirdiklerinden yani.

Çalmak en büyük hüneriniz: Rol çalmak, ruh çalmak, hak çalmak, akçe çalmak...

Yüzünüz sizin, yüzsüzlüğünüzü anlatır daha çok.

Budalalık çağı

Yakışanı yaptığınızı söylüyorsunuz her yerde. Tufeyliliğin birincil özelliğidir bu. Çünkü bukalemunlukla budalalık aynı yerde nefes alır.

Kafdağının ardı sandığınız bir ülke yarattınız kendinize. Tepinerek yaşayıp, öğürerek soludunuz. Kir ve pas kokan nefesinizle yalanlar bahçesi yarattınız kendinize. Ne emek vardı gözünüzde ne de insan onuru. Vaşak gibi bakıyor, sansar gibi kaçıyordunuz yalanla ördükleriniz duyulunca. Ama daha çok, şairin “Akrep gibisin kardeşim” şiirini yakıştırıyorum sizlere.

Budalalık çağının cüceleriydiniz, farkında değildiniz. Bilmiyordunuz doğanın yasalarını. Yaşamda “temel itici güç”ün ne olduğu ise umurumuzda değildi. Oysa, Marx tanımlamıştı sizin gibileri: Tufeyli.

Oysa çalışmak aynı zamanda kendini üretmektir. Sizse her şeyi tüketmek için vardınız.

Gelip dayandığınız duvar hem tükettikleriniz hem de budalalığınızı anlatıyordu biraz.

Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam. Doğada yeri olduğuna göre değeri de vardır.

Peki, aklı olan bir canlıyı neden kınar, eleştiririz? Örseleriz kimi zaman da! Yaptığı eylemin verdiği zararlar, açtığı yaralar, getirdiği yıkımlardır elbette bizi tepkisiz bırakmayan.

Şu da var ki; çağımız soysuzluğun önünü açıyor ha bire. Küresel kapitalizm hayatın yağması kadar insanın da ruh kamaşmasına yol açıyor. Yıkıcılığın kökenleri burada aranmalı.

Kapitalizmle yeni tanışan ülkemiz ne idüğü belirsiz “yeni insan” prototipini yarattı... Her gün her yerde, her olay ve durumda karşımız çıkıp duruyorlar.

Değer yaratmadan her şeyi değersizleştirerek bir hamamböceği gibi yaşıyorlar. Artık dilimize yerleşti şu kavramlar, deyimler:

- Vole vurmak

- Kendine iyi bak

- Harika

- Para her kapıyı açar...

- Önemlisin

- Bırakınız yapsınlar...

Oysa çürüme her yanda. Değer yitimi, yozlaşma, iki yüzlülük, aldatma, yalan, muhteris bir gözün hem canı hem de sancısı.

Emek nedir bilmezsiniz, üretmenin nasıl bir değer olduğunun çok uzağındasınız. Bilgi, beceri çok ötenizde, ancak gösteriş budalalığında varsınız.

Ortak yaşama kültürü nedir, insana saygı neden gereklidir, hayatın sürekliliği nerededir bilmezsiniz. Ama ancak tüketerek var olduğunuza inanırsınız. İnsan tüketmekte üzerinize yoktur. Oysa farkında olmak da bir erdemdir. Dönüp bakmak, “ne yaptım ne yapıyorum” demek de...

Çıkışsız yol

Bir korusunuz siz. İki sesli, iki tınılı, iki benli. Yalansınız siz. Çıkışsız yol işaretleri gibi. Dönülemez, bakılamaz, geçilemez...

Bir zamanlar yol işaretlerinizde; “Her şey mübah” yazıyordu. Her şeye geçit veriyordu ruhunuz, aklınız.

İnsan emeğini hiçe saydığınızın farkında bile değildiniz. Sonradan görmelik bir yakan toptu. Yalansa lavlardan kalan kül.

Tepinip durdunuz burada.

Kimin bu ülke demediniz hiç!

Kimin bu yer bakmadınız hiç!

Kimin bu konuştuğumuz dil bilmediniz hiç!

Kimin bu yalan görmediniz hiç!

Bir çakaldınız belki; yolsuz, izsiz...

Belki de ifrittiniz eski masallardan çıkıp gelen.

Ama ben, yalanlarınıza bakarak sizi muhterisler safında görüyorum daha çok.

Sabahımızı çalan, göz nurumuzu tüketen, insan onurunu aşağılayan; ancak tükettikçe var olduğunu sanan bir “hiç”siniz belki de!

Evet; açın Elias Canetti’nin Körleşme’sini okuyun isterseniz. Söylediklerim ne bir eksik ne de bir fazla.

İnsan soyu eğer ruh/duygu kamaşmasını yaşıyorsa; çakallaşır, ifrit içindeki zehir, muhterislik ruhundaki kamaşmanın acısıdır. İşte aynılaşma yolu/yolculuğu burada başlar ki; simgesel şiddetin öznesi olma hali de o muhterislerin çok da istediği bir şeydir...

Yazarın Son Yazıları

Kendi sesinde yolcu...

Öyledir zaman.

Devamını Oku
02.01.2026
Türkiye’nin Doğu sorunu: ‘Sorun’un öte yanı

Yabancı devletler, bugünkü dolaylı müdahaleyle Türkiye’yi kıskaç altına almaktadır.

Devamını Oku
19.12.2025
Türkiye’nin Doğu sorunu: Bu bir ‘Kürt reformu’ mu?

Yıllardır “sorun” olarak, temcit pilavı gibi ısıtılıp duran Kürt realitesi palyatif öneriler, siyasi manevralarla bugüne kadar taşındı.

Devamını Oku
05.12.2025
Kendi sesini bulmak

- Bu yazıyı bekleyen okuryazara

Devamını Oku
21.11.2025
Farkında olmak da erdemdir!

Bir çıyanı kınayamam.

Devamını Oku
07.11.2025
‘Labirent’ neyi anlatır?

Amin Maalouf, bir dünya romancısı.

Devamını Oku
24.10.2025
Suçlar, suçlular, müritler

Baştan başlayalım dilerseniz.

Devamını Oku
10.10.2025
Yazı yordamı

Her şey bir şeydir, belki de!

Devamını Oku
26.09.2025
Karanlığınız kadarsınız!

Borges, kendi körlüğünden söz ederken şunu diyordu...

Devamını Oku
12.09.2025
‘Ah, bu sessizliği anlat!’

'Nefes almak isteyen okur için...'

Devamını Oku
29.08.2025
Çürümenin göstergeleri

Türkiye’nin bugünkü gerçeği birçok açıdan irdelenmeye değer.

Devamını Oku
15.08.2025
Türkiye’den çürüme manzaraları: (1) Sayın dolandırıcı!

Size hanımefendi ya da beyefendi demeyeceğim çünkü siz bir hırsız, bir dolandırıcısınız!

Devamını Oku
01.08.2025
İroni değil, gerçek!

Bugün size, Anadoluhisarı’ndaki Şeyhülislam Yasincizâde Abdülvehhap Bey Yalısı’nda bir sabah kahvaltısında buluştuğum Ali Rıza Bozkurt ile yaptığımız uzun sohbetten söz etmek istiyorum.

Devamını Oku
18.07.2025
Cicero’nun cesareti var mı?

Lucius Cornelius Sulla dönemi; Roma’nın yozlaşmaya, siyasal erkin de çürümeye başladığı bir dönemdir.

Devamını Oku
04.07.2025
Geleceği kurmak için: Kütüphane

Şunu hemen söyleyeyim ki kütüphanem ile oldukça özel belgeler barındıran arşivimin bazı “açgözlü sahaflar”ın eline düşebileceği düşüncesinden dolayı endişeliyim!

Devamını Oku
20.06.2025
Aydınlanma nerede başladı, değişim nereye kadar?

Köy Enstitüleri bir uyanış hareketiydi. Tarım toplumu olan Türkiye’nin kırsal kalkınmasıyla değişim dönüşüme uğrayabileceğinin ilk hamlelerindendi.

Devamını Oku
06.06.2025
Kendimizi unutmamak için

Annem öldü.

Devamını Oku
23.05.2025
Benim İstanbul çağım

Benim İstanbul çağım

Devamını Oku
09.05.2025
‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

‘Çıkar oyunu’ mu, ‘uzlaşma’ mı?

Devamını Oku
25.04.2025
Hayal değil, gerçek!

Hayal değil, gerçek!

Devamını Oku
11.04.2025
Sen beni dönüştür

Sen beni dönüştür

Devamını Oku
28.03.2025
‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

‘Milliyetçi Türkiye mi?’ MHP nerede duruyor?

Devamını Oku
14.03.2025
Görebilseniz eğer...*

Görebilseniz eğer...*

Devamını Oku
25.02.2025
Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Bir Naomi Klein bakışı: Yeni dünya düzeni ve ikizleşme

Devamını Oku
11.02.2025
Çaltıözü’de sabah

Çaltıözü’de sabah

Devamını Oku
28.01.2025
Kendi ‘kör kuyu’larımız

Kendi ‘kör kuyu’larımız

Devamını Oku
14.01.2025
Uğultulu zamanlar

Uğultulu zamanlar

Devamını Oku
31.12.2024
‘İlgilen ve ilişkilen’dir

‘İlgilen ve ilişkilen’dir

Devamını Oku
17.12.2024
‘Sen bana neler öğrettin?’

‘Sen bana neler öğrettin?’

Devamını Oku
03.12.2024
Anlatısız toplum

Anlatısız toplum

Devamını Oku
19.11.2024
‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

‘Karanlık zamanlar’dan geçerken

Devamını Oku
05.11.2024
Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Bahçe, portakal çiçekleri yaseminler

Devamını Oku
22.10.2024
Edebi buluşmaların anlamı

Edebi buluşmaların anlamı

Devamını Oku
08.10.2024
Kötülüğü nerede aramalı?

Kötülüğü nerede aramalı?

Devamını Oku
24.09.2024
Kapitalizmin çirkin yüzü

Kapitalizmin çirkin yüzü

Devamını Oku
10.09.2024
Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Oliver Sacks’tan yolu geçmek...

Devamını Oku
27.08.2024
Belleğin çağrısı

Belleğin çağrısı

Devamını Oku
13.08.2024
Üsküdar mı, Kadıköy mü?

Üsküdar mı, Kadıköy mü?

Devamını Oku
30.07.2024
Eski sözlerde, yeni bakışlar

Eski sözlerde, yeni bakışlar

Devamını Oku
16.07.2024
CHP'nin kültürle 'imtihan'ı!

CHP'nin kültürle 'imtihan'ı!

Devamını Oku
02.07.2024