Olaylar Ve Görüşler

25 Mayıs Etik(Edus) Günü - Prof. Dr. Çağatay ÜSTÜN

25 Mayıs 2021 Salı

Etik ve ahlaki değerlere ilişkin tespitlerimi ve paylaşımlarımı yaparken özellikle dikkat ettiğim konu, bunu tarafsızca gerçekleştirmektir. Yıllar önce etik ile ilgili bilimsel bir derginin amacını özetleyen satırlarda gördüğüm Etik, politika ve dini etkilerden uzak, ekonomik kaygılarla bütünleşmeyen bir alandır” şeklindeki bir ifadeden etkilenmiş, akademik yolumu çizerken bunu bir yön gibi benimsemiştim.

Zamanla bu fikre yenilerini ekleme fırsatım oldu. Hiçbir kişinin veya topluluğun emrinde olmayan, sade ve yalın düşüncelerle ifade edilen etik bir anlayışı kabul ederken aslında bunun ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Doktora derslerimde yer alan hukuk konularında öğretmenim olmuş kıymetli Prof. Dr. Bahri Öztürk’ten duyduğum “Önce etik gelir, sonra hukuk” şeklindeki yaklaşım zihnimde büyük etki oluşturmuştu.

Bu sayede etik anlamda belirgin bir çizgide yürümek ve rol model teşkil edecek yöntemleri takip etmek için bu birikimlerden yararlandım.

TEK BİR DOĞRU

Yaşarken özümüzdeki doğrunun hırpalanması ya da eksiltilmesi yapılan büyük yanlışlardandır. Bir yanlışın oluşturduğu boşluğu doğruyla dolduramadıktan sonra çalıştığınız alanlarda başarı sağlama imkânınız yoktur. Samimiyetsiz, ikiyüzlü, kötü bakış açıları kaygı vericidir. Bizleri gerçeklerden uzaklaştıran, yanlış ve yalana yaklaştıran her türlü anlayışın uzağında olmalıyız.

Esasında doğruyu bir kez fark ettiğinizde doğrunun neden bir tane olması gerektiğini daha iyi anlarsınız. Bir konu üzerinde düşünülen pek çok fikir olmasına rağmen, bu fikirler akıl ve vicdan süzgecinden geçirildikten sonra doğruya dönüşmüş tek bir doğru vardır. Unutmamalıyız ki doğru diye nitelendirilen kavram berrak ve akılcı bir zihinde kolaylıkla fark edilebilir.

‘EDUS’ BÜTÜNLEŞTİRİCİLİĞİ

Toplumumuzun etikle olan bağlantısının güçlenmesi, bunun gündelik ve mesleki yaşam diliyle buluşması arzu ettiğim bir konudur. Bununla ilgili katıldığım toplantılarda bu terimin Türkçede bir karşılığının olmaması yüzünden toplumsal algıda bir karmaşa yaşandığını fark ettim. Söylenenlere göre etik”in dilimize yabancı bir kökenden gelmesi ve çoğunlukla ahlak” şeklinde bilinmesi yüzünden zihinlerde bazı soru işaretlerinin oluşması söz konusuydu.

Buradan hareketle, Batı literatüründe etimolojik olarak ethos, ethica, ethics” gibi terimlerin Türkçede benzer ve alternatif anlamda etik” olarak yer almasını sağlayacak fikirler üretmeye çalıştım. Vardığım sonuca göre temelde doğrunun ortaya konması, doğru ile olan teması ve doğruyu yüceltmesi anlamında etik, bizde edus” şeklinde bir terimle bütünleşebilirdi. Buradaki ed-us” terimini, edinimlerin us yani akıl yoluyla değerlendirilmesine, sentezlenmesine karşılık gelmek üzere oluşturmak istedim.

Ayrıca etik doğruluk bilimi, doğru düşünme bilimi”, ahlak ise doğru(yu) eyleme bilimi” şeklinde tanımlanabilir kanısındayım. Kolay anımsamayı sağlayan bu tespitler bireysel katkı anlamındaki görüşlerimdir ve bunların belli bir zeminde zamanla kabul göreceğine inanıyorum.

Ülkemizde TC Kamu Görevlileri Etik Kurulu’nun kuruluş tarihi olan ve 2008 yılından itibaren bize özgü olarak kutlanan 25 Mayıs Etik Günü ve Haftası önemli bir aşamadır. Bilimsel literatüre ve gündelik yaşantımıza bir şekilde girmiş etik, ahlak, ilke, değer, doğruluk, dürüstlük, şeffaflık gibi unsurların önemine vurgu yapan bu özel günün belli bir farkındalık sağladığı düşünülebilir. Bunun daha etkin bir şekilde topluma yayılmasını ve kutlanmasını gönülden isterim.

Etik algısını ahlak ile bütünleştirerek tek bir terim altında birleştirmek yanlıştır. Bu yanlışa devam edilmesini, konunun uzmanlarının görüşlerini değersizleştiren fikirleri anlamsız buluyorum. Dileğim odur ki kamu sektörünün veya özel sektörün kendi içindeki etik değerleri yaygınlaştırmak için etik ve ahlak uzmanlarını kapsayan, onların tavsiyelerine önem veren yapılanmalar çalsın. 

HUKUKU DA KAPSAR

Aileden başlayan etik ve ahlaki düşünce ve eylem sürecinin eğitim kurumlarına, oradan da toplumun tüm katmanlarına yayılması doğruyla bütünleşmiş düzgün bir yaşam anlayışının gelişmesine yardımcı olabilir. Bu sayede bireylerde seviyeli, sevgi içeren, saygın bir düşünce ve davranış biçiminin oluşturulmasının toplumsal etkileri elbette ki olumlu olacaktır. Bu sayede etiğin yaşam üzerinde yasakçı veya sürekli denetleme yapan bir rolü olmadığı, aksine bunun akıl ve vicdanla ilişkilendirilecek bir konu olduğu hatırlanacaktır.

Etik (ya da önerdiğim şekliyle edus”), ahlak ve hukuk arasındaki birliktelik ve bağlantı her zaman güçlü tutulmalıdır. Her günümüzün akıl, vicdan ve gönül ile zenginleşmesini, iyilik, merhamet, iyi niyet, sağduyu ve doğruluk ile hareket etmenin benimsenmesini, bunun bir tür alışkanlık ve davranış biçimi haline dönüşmesini istiyorum. Sevgi, saygı, içtenlikle kalın...

PROF. DR. ÇAĞATAY ÜSTÜN

EGE ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ TIP TARİHİ VE ETİK ABD BAŞKANI


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları