Depremin yol açtığı sağlık sorunları - Prof. Dr. Ülkü SARITAŞ
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Depremin yol açtığı sağlık sorunları - Prof. Dr. Ülkü SARITAŞ

11.03.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Deprem, meydana geldiği anda yol açtığı ölümler ve maddi kayıplar dışında, kısa ve uzun vadede çok sayıda sağlık sorununa neden olur. Bu sorunları birkaç başlıkta toplamak mümkündür: 

1- Fiziki travmaya bağlı uzuv kayıpları, doku ezilmeleri, yaygın doku ezilmesi sonucu oluşan iç organ hasarları, donma. 

2- Deprem sonrası olumsuz yaşam koşullarına bağlı hastalıklar: yara enfeksiyonları, uyuz ve bitlenme gibi bulaşıcı cilt hastalıkları, kolera veya diğer mikrop ve parazitlere bağlı bağırsak enfeksiyonları, tetanos, şeker ve hipertansiyon gibi sürekli ilaç kullanımı gerektiren hastalıkların ilaçlarına ulaşamama, normal takip gerektiren gebe ve yeni doğan çocuk takibinin yapılamaması, kanser hastalarının tedavilerinin aksaması. 

3- Pijamasıyla sokakta kalmış, yakınlarını ve her türlü maddi varlığını kaybetmişlerin yaşadığı ve belki yıllarca yaşayacağı psikolojik travma.

KIRILGAN GRUPLAR

Özetlenen sağlık sorunları kuşkusuz depremden etkilenen tüm bireyleri kapsamakla birlikte bir grup insan daha fazla etkilenir ve bu gruplar kırılgan grupları oluşturur. Bu gruplar, kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve hastalardır.

Normal yaşamda da hayatın yükünü çeken kadınlar, yaşam koşullarının yerle bir olduğu depremde tabiri caizse cehennem azabı çekmektedirler. Yeterli ve donanımlı barınak olmayışı, tuvalet ve banyo sorunu, kendinden önce çocuklarını ve kocasını, varsa yaşlısını doyurma, engelli ve yaşlı bakımı, genel sorunlar dışında âdet kanamasında yeterli hijyenik pede ulaşamama, üreme sağlığı konusunda destek alamayış, tuvalet ihtiyacını bile utanma duygusu ile erteleme ve bunların yol açtığı genital ve idrar yolu enfeksiyonları kadına özgü sağlık sorunlarıdır. Gebelerde durum daha vahimdir. Deprem bölgesinden gelen haberler, 6 Şubat depreminin üstünden bir ay geçmesine rağmen sağlıklı bir gebelik, doğum ve lohusalık dönemi için gebelerin yeterli beslenme ve düzenli takibe ulaşamadıkları yönündedir. 

Bir diğer kırılgan grup çocuklardır. Çocukluk dönemi aşılarının kesintiye uğraması, besine erişememe, okuldan ve eğitimden ayrı kalma, ebeveynlerini, kardeşlerini, akrabalarını ve arkadaşlarını kaybetmenin yarattığı psikolojik travma çocukları da afetlerde kırılgan kılmaktadır. 

Yaşamak için başka birinin desteğine ihtiyaç duyan engelli ve yaşlıların, her şeyin yerle bir olduğu bu afet zamanında ne yazık ki bu desteği bulmaları mümkün değildir. Kalp ve şeker hastalığı, hipertansiyon gibi sürekli ilaç kullanımı gerektiren hastalıklarda kesintisiz olarak ilaca erişememe, kanser hastalarının tedavilerinin aksaması hastalıkların ağırlaşmasına hatta ölümlere neden olabilmektedir.

İYİ PLANLAMA

Tüm bu sorunlar afet öncesi dönemde, afet sırasında ne tür sağlık sorunları olacağını öngörme, kırılgan grupları kayıt altına alma ve buna yönelik yapılacak iyi bir planlama ve kaynakların verimli kullanımı ile en aza indirilebilir. Türk Tabipleri Birliği karşılaştığı tüm engellemeler ve sorunlara rağmen tüm birimleri ile sahadadır ve olanakları ölçüsünde özellikle birinci basamak hekimlikte, kadın cinsel ve üreme sağlığı konusunda, gebe takiplerinde, aşılamada tam olarak arzulanan düzeyde olmasa da belli bir mesafe kat etmiştir.

PROF. DR. ÜLKÜ SARITAŞ

İÇ HASTALIKLARI VE GASTROENTEROLOJİ UZMANI

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026