Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz

12.12.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

AKP iktidarı tarafından 2016 yılında örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında ve “kurumsallaşmasında” kritik bir rol oynuyor. İktidar-sermaye işbirliğinin bir “gereksinimi” olarak uygulamaya konan MESEM programı, en az ortaokul mezunu, 14 yaşını doldurmuş çocukları ucuz işgücü piyasasına dahil ederek sermayenin artık-nüfus gereksinimini çocuklar üzerinden genişletebilmesine olanak sağlıyor.

Ülke çocuklarını, haftanın dört günü işyerinde bir günü okulda tutan uygulama sonucu, 2025 yılı itibarıyla 400 bine yakını 15-18 yaş aralığında olmak üzere 1 buçuk milyondan fazla öğrenci MESEM kapsamında okuldan uzaklaştırılıyor. Bu kapsamda, MESEM, iktidar ve sermaye çevrelerinin iddia ettiği “eğitim-öğretim olanağı” sunma misyonundan ziyade çocukları ağır işlerde ve düşük ücretlerde çalıştıran bir işlevi yerine getirmiş oluyor. Örtülü IMF uygulamalarının orta ve alt gelir gruplarını her geçen gün daha fazla yoksullaştırdığı bir ekonomik ortamda aileler, çocuklarının okuldan (ve dolayısıyla artan okul masraflarından) uzaklaşıp ucuz işgücü piyasasına atılmasına boyun eğiyor. Bu süreç, güvencesiz ve düşük ücretli çalışma pratiklerinin çocukları da kapsayacak şekilde genişlemesine yol açmakla beraber çocuk işçi ölümlerinin her geçen yıl artmasına da yol açıyor.

4 MİLYON ÇOCUK İŞÇİ

İSİG (İşçi Sağlığı ve Güvenliği) Meclisi’nin güncel verilerine göre, 2025 yılı başından kasım ayının sonuna kadar 85 çocuk işçi ağır ve güvencesiz çalışma koşullarından dolayı yaşamını yitirdi. Bu sayı 2024 yılında ise 71’di. 2023-2024 ve 2024-2025 eğitim-öğretim yıllarında yaşamını yitiren çocuk işçilerin en az 15’i MESEM kapsamında sanayide veya inşaatlarda çalışıyordu. TÜİK verilerinde dahi 15-17 yaş grubundaki çocuk işçi sayısının 1 milyona yaklaştığı, bu sayıya MESEM öğrencilerinin, kayıt dışı çalışanların ve 15 yaş altı çocukların da eklenmesiyle gerçek çocuk işçi sayısının 4 milyona yaklaştığı görülüyor.

Geçtiğimiz yıl, eski Bakan Hulusi Akar, MESEM uygulamasının iktidar ve sermaye ortaklığıyla beraber dinci gericiliği de besleme projesi olduğunu “Eğitimin amacı bilgi değildir, Allah korkusu ve kuldan utanmaktır” sözleriyle ifade etmişti. Çocuklarını bilgiden uzaklaştırıp ucuz işgücü piyasasının insafına bırakan ve ölümlerine yol açan, çocuklara sahip çıkan ve MESEM uygulamasını protesto eden üniversiteli gençleri tutuklayıp hapse atanlarda “Allah korkusu veya utanma duygusu” olabilir mi?

ÇOCUKLARDAN VE GENÇLERDEN ELİNİZİ ÇEKİN 

Çocuklar ve gençler ülkemizin ve bu toplumumuzun geleceğidir. Bugün, ülke çocuklarının ve gençliğinin geleceğiyle oynayan iktidar sahipleri, bu ülkenin de geleceğini karartmaya çalışmaktadır. Bu ülkenin gençleri, iktidarın yarattığı haksızlıklara sessiz kalmayı, piyasanın insanı insanlıktan çıkaran kirli çarklarına ortak olmayı ve dincitarikat sisteminin karanlığına sürüklenmeyi kabul etmiyor. Kendilerinden küçük yaştaki kardeşlerinin iktidar-sermayetarikat üçgeninde yaşamdan koparılmalarına razı olmuyor. Gençliğin bu iradesini kendisine tehdit gören iktidar sahipleri tutuklamalarla, tehditlerle ve yarattığı hukuksuzluklarla gençliğin direncini kırabileceğini sanıyor. Yanılıyor. Gençlik, onların MESEM’inden de kendilerinden de büyüktür.

KAAN EROĞUZ

ARAŞTIRMACI

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026