Olaylar Ve Görüşler

Görünürlük Körlüğü - Prof. Dr. Pınar AYDIN

19 Ocak 2021 Salı

Günümüzde yaygın olarak kullanılmaya başlanan, bilgisayar başında çevrimiçi toplantı programları iki veya daha fazla kişinin ses ve görüntüyle bağlantı kurmasına izin vererek eğitim için ve iş görüşmeleri için gerekli olan sanal toplantı ortamlarını sağlamaktadır. Katılımcılar istedikleri zaman, kendilerini görünür-görünmez veya sesli-sessiz kılabilmekte, gerektiğinde de yönetici tarafından görünmez veya sessiz konuma alınabilmektedir.

DERİN DEĞİŞİM

Özellikle Covid-19 salgını başlayalı bu uygulamaları kullanırken çoğu kişi arka planda birbirinin özel hayatına göz gezdirmeye başlamış durumda; oturma odaları, kütüphaneler, çalışma odaları, bazı durumlarda yatak odaları ve hatta banyolar artık özel yaşam alanı olmaktan çıkmış, sanal dünyanın sosyal alanı halini almıştır.

Diğer bir deyişle salgına hapsolmak paradoksal bir şekilde kişisel-özel görünürlüğü artırmıştır.

Ancak bu görünürlük yeni bir körlüğe neden oldu. İnsanlar birbirini görür ama kimin kime baktığını göremez duruma geldi. Konuşan doğrudan ekranın üstündeki kameraya baksa ekranda yüzü görülenlere bakmamış ve gözlerini onlardan kaçırmış, ayıp ediyormuş duygusuna kapılıyor. Gözlerini onlara dikse, bu sefer de bakılanlar kendilerine bakıldığını anlamıyor, çünkü kamera ekranın biraz üstünde yer alıyor.

Dolayısıyla bakışlar ekrandan izlenemiyor; gözler buluşamıyor artık. Ekran-kamera arasındaki birkaç santimetrelik mesafe yüzünden “Öteki”nin bakışları algılanmaz, alınmaz ve kabul edilip geri döndürülmez oldu.

BÜYÜK İLETİŞİM SORUNU

Bu durum insan iletişiminin önemli bir yönünün eksik kalmasına yol açmaya başladı. Sanal toplantılarda herkes bir diğeriyle ilişkileri düzenleyen jest ve mimiklere başvurmadan kendisini incelenmeye sunar oldu.

Görenler göz göze gelerek başkalarıyla iletişim kurarken, görme engelliler insan sesinin kaynağını ve yönünü ekolokasyon kullanarak kendilerine kimin hitap ettiğini algılar. Ama sanal ortamda gözü görse de görmese de kimsenin yön bulma yöntemlerini kullanmasına imkân yok. Artık gözü görsün görmesin herkes bir tür bakar körlük” dünyasında zaman geçiriyor; görünürlük körlüğü yaşamı başladı.

Bu yeni körlük biçiminin, insanlık için gelecekteki etkilerinin ne olacağı zaman içinde görülecektir. Yüz yüze, göz göze bakışma ve bağlantı kurma olanağını engelleyen çevrimiçi medyanın kullanımı toplumlar içinde ve insanlar arasında güvenin bozulmasına yol açacak mıdır? Gerçi görmek ve duyguları anlamak için değil dokunma, görme veya belli bir yönden gelen ılık nefes içeren ses olmadan sanal yaşamak Yeni Normal”in tanımına girecek midir?

J. Cameron’un 2009 yapımı Avatar adlı filminde insanların kendileri yerine suretleri olan Avatar’larını kullanarak yaşadıkları sanal bir dünya anlatılmaktadır (1).

Bu fikir, sanallığın istenen bir sonucu olarak görünürlük körlüğü” sağladığı için sanal oyunlarda ve yabancı dil eğitiminde zaten epeydir kullanıma girmiş durumdadır (2).

Eğitime veya oyuna katılan kişi isterse kendisi yerine suretini (Avatar’ını), deyim yerindeyse ekrana sürmekte ve bilinçli olarak görünürlük körlüğü” pelerinine sarılıp görünmez olmaktadır. Yeni Normal”in suretler mecrasında, gözler ekrandan ayrılmalı ki insanlık hepten görünmez” olmasın!

PROF. DR. PINAR AYDIN

Kaynakça:

(1) Avatar Yönetmen ve Senarist: J. Cameron, Oyuncular: S. Worthington, S. Weaver, 162dk, 2009.  https://www.imdb.com/title/tt0499549/?ref_=fn_al_tt_2)

(2) Falloon G: Using avatars and virtual environments in learning: What do they have to offer? January 2010 British Journal of Educational Technology 41(1). DOI: 10.1111/j.1467-8535.2009.00991.


Yazarın Son Yazıları