Kamucu anlayışa dayalı tarım politikası - İrfan Osman HATİPOĞLU
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Kamucu anlayışa dayalı tarım politikası - İrfan Osman HATİPOĞLU

04.08.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ülkemizde, tarımsal üretim kamu yönlendirmesi olmadan, plansız yapılır. Çiftçiler bir sonraki yıl ne ekeceğine “duyumları” ile karar verir. Sektördeki teknolojik gelişmelerden, üretim bilgisinden yeterli ölçüde yararlanmaz. Toprağını tanımaktan yoksun oldukları için tohumu seçemez, tarım kimyasallarını doğru kullanamazlar. Küçük aile işletmesi olması nedeniyle sürekli finansman zorluğu çeker. Kamuya ve özel girişimcilere sürekli borçludurlar. Fırsat bulduklarında üretimden çekilir. Geleceği için sosyal güvenlik ağına katılabileceği iş arayışına girerek toprağını terk eder. Tarımsal üretimi boş zamanlar uğraşı durumuna getirerek ürettiğinden zarar eder.

Tarımsal üretimin devamı ve kırsalda insanlarımızı tutmak için yeni bir üretim modeli geliştirilmelidir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun havza bazlı üretim modeline geçilmesi, kırsalda yaşayan/çiftçilikle uğraşan kadın ve gençlerin sosyal güvenlik primlerinin devlet tarafından ödenmesi, yapılan desteklemelerin, tarım yasasında belirtilen orana çıkarılması, çiftçinin kullandığı kredinin faizlerinin silinmesi vb. önerileri kısa erimli çözüm olabilir. Üretimin devamlılığı, insanları kırsalda tutmak için önerilere ek olarak yapılması gerekenler vardır.

NE YAPILMALI?

Öncelikle tarım alanları, çayır ve meralar, zeytinlikler ve diğer dikili alanlar koşulsuz korunmalı. Rant amaçlı mevzuat düzenlemelerine izin verilmemeli, üretim alanlarımız amacı dışında kullanılmamalıdır. Girdi ve ürünlerde dışa bağımlı politikalardan vazgeçilmeli, Ar-Ge çalışmalarına daha fazla pay ayrılarak girdilerde, tarımsal üretim planlaması ile temel ürünlerde kendimize yeterli duruma gelinmelidir. Tarımsal destekler yeterli olmalı ve yılı içinde ödenmeli, tarımsal girdi maliyetleri düşürülmeli, tarımsal kredi ihtiyaçları çiftçi lehine düzenlenmeli, bitkisel ve hayvansal üretimde öngörülebilirlik sağlanarak üretimde devamlılık ortamı oluşturulmalıdır. Yem, süt, et bütününde hayvancılığımız geliştirilmeli ve yerli üretim artırılmalıdır. Denizlerimiz ve iç sularımız kirletilmemeli, su ürünleri üretimi ve balıkçılık geliştirilmelidir. Tarımsal KİT’ler yeniden açılarak kamunun piyasayı etkin düzenlemesi sağlanmalıdır. Üretim, işleme, pazarlama aşamalarında demokratik kooperatifçilik desteklenmelidir. 

ÇİFTÇİYE UMUT

Tarımda emek sömürüsü önlenmeli, mevsimlik işçilerin sorunları çözülmeli, kadın ve çocuk emeği istismarı önlenmeli, üreten emek hakkını almalıdır. Gıda tedarik zinciri demokratik kooperatifler temelinde kısaltılarak tüketiciler yeterli, sağlıklı ve ucuz gıdaya sürekli erişebilmelidir. İklim değişikliğinin kısa ve uzun vadeli senaryoları dikkate alınarak su kaynaklarına yönelik planlamalar ile gerekli önlemler zamanında uygulanmalıdır.

Tarımsal üretim ve kırsal yaşamın geliştirilmesi ile ilgili tüm öneriler, çiftçilerimize umut aşılar. Umudun sürmesi için kamunun desteği çok önemlidir. Beklentiler kamu tarafından karşılanmazsa, üretimi sürdürmek mümkün değildir. Bu nedenle tarımda neoliberal politikalar ötelenip, kamucu anlayışa dayalı bir model geliştirilmelidir.

İRFAN OSMAN HATİPOĞLU

DENİZLİ TARIM PLATFORMU BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026