Olaylar Ve Görüşler

Öfkeyle Kalkmanın Sonu... - Burhan CENKCİ

09 Temmuz 2020 Perşembe
Anadolu’da asırlar boyu süregelen törelerimiz, geleneklerimiz vardı. İnsanların birlikte ve kardeşçe yaşayabilmesinin temel harcı bu geleneklerimiz, göreneklerimizdi… 

Ovada iki köy birbirine mi girdi?  Ya da kentte iki mahalle bir anda birbirlerine hasım olup çatışmaya mı girdi? Olaylar kan davasına dönüşmeden çevrenin hatırı sayılır insanları devreye girerdi. Töreler kavgaların, itilafların çözümünde anahtar rolü oynardı…

Şimdilerde bize bir şeyler oldu… Gençlerden başlayan; en yaşlısına dek “Hık!..” demeden kılıçlar çekiliyor, ortam geriliyor. Nerede ise en basit bir olayda bile birbirimizin gözünü oymak istiyoruz… İnsanlar hoşgörüsüz… İnsanlarımız gergin…

İnsanlarımız her an patlamaya hazır barut fıçılarına döndü. Ne gelenek kaldı ne görenek. Halkımız birbirinin boğazını sıkmak için hazır…

Bu ayrıcalıklar, bu kutuplaşmalar, millet olarak bizi nerelere götürüp nerelere savrulacağımız belli değil…

TEHLİKELİ BOYUTTA KUTUPLAŞMA

Orta Doğu’daki ateş çemberinin orta yerinde yaşarken etrafımızdaki belalar yetmezmiş gibi “Covid-19 Virüsü” vurdu bizi. Halk panik içinde yaşam mücadelesi verirken, şimdi de Hükümetle Barolar Birliği birbirine girdi.

Gerek Hükümet kanadından, gerekse Barolar Birliğinden karşılıklı tehditler, meydan okumalar derken kılıçlar çekildi. Ortada aynı kandan, aynı soydan gelen aynı milletin fertlerinin olduğunu söylemeye bin şahit lazım.

Orta yerde sanki iki düşman devlet, ayrı ırklardan gelen iki ayrı millet varmış gibi nefret ve intikam çığlıkları atılıyor…


DİNLEYEN OLSA ÇÖZÜM KOLAY!
Örneğin, bu hukuksal kavgayı duayen devlet adamı, TBMM Eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk bir uzlaşma ile çözebilir. Ama dinleyen kim!

Oysa birbirimize saygı ile yaklaşıp iyi niyetle bir masanın etrafında bir araya gelindiğinde bu kavganın çözümü çok basit. Çözüm için önce tarafların ne istediklerini kısaca inceleyelim:

Barolar Birliği: 81 İlin baro başkanlarına göre “Hükümet bu konuda samimi değil… Hükümetin esas amacı önce Barolar Birliğini parçalayıp güçten düşürmek, sonra da kendine bağlı bir hukuk denetim kurumuna dönüştürmek. Başka bir söyleyişle, Barolar Birliğini parçalayarak kendi barosunu kurmak istiyor. Yine Barolar Birliğine göre, Hükümet önce kendi yargısını kurdu. Şimdi de kendine bağlı savunma gurubunu kurmanın peşindedir.”

Hükümet Tarafı: “Haşa… Bizim Türkiye Barolar Birliğini parçalamak gibi bir niyetimiz yok… Bazı büyük kentlerimizde –Baro Başkanları- seçimlerinde çok az katılım oluyor. Bu yüzden gerek baro başkanları, gerek Barolar Birliği yıllardır hep aynı grupların elinde. Baroları temsil mekanizmasının hukuki dayanağı yoktur. Örneğin İstanbul’da Baroya kayıtlı 48.000 avukat var. Baro seçimlerine katılım 8.000 civarındadır.  Bu hukuksuz işleyen bir yapıdır. Biz bu hukuksuzluğu gidermek istiyoruz…”

Her iki taraf da söylediklerinde samimi iseler, bu kavgaya çözüm bulmak kolay: Baro seçimlerinde elektronik seçim sistemine geçmek…

Her avukat bulunduğu yerden oyunu kullansın. Mazeretsiz oy kullanmayan avukatlara da ceza sistemi devreye girsin.

CUMHURBAŞKANI GÖREVE

Bu sistem başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birçok devlette kullanılmaktadır. Türkiye’nin teknolojisi de bu sisteme uygundur.

Burada arabuluculuk görevi Recep Tayyip Erdoğan’a düşer.  Tarafları bir masa etrafında toplar, her iki tarafı da tatmin edecek bu formülü devreye sokabilir. Bizim güzel bir atasözümüz var: “Öfkeyle kalkan zararla oturur”. Taraflar daha fazla zarar görmeden Sayın Cumhurbaşkanını göreve davet ediyoruz.


BURHAN CENKCİ
TATVAN ESKİ BELEDİYE BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları