Rahşan-Bülent Ecevit çifti ve birkaç anı - Prof. Dr. Yakut Irmak ÖZDEN
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Rahşan-Bülent Ecevit çifti ve birkaç anı - Prof. Dr. Yakut Irmak ÖZDEN

17.01.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Değerli insan Rahşan Ecevit’in ölümünün ikinci yıldönümünde anılması Ecevit’lerle ilgili kimi anılarımı canlandırırken aralarındaki o dillere destan bağlılık üzerinde de yeniden düşünmeme yol açtı. Bülent Bey ve Rahşan Hanım arasındaki güçlü bağ bana hep şu ünlü özdeyişi çağrıştırmıştır: “Aşk, iki insanın sürekli birbirinin yüzüne bakması değil, birlikte hep aynı yöne bakmalarıdır.” Aralarındaki bu güçlü bağ, Bülent Bey’in 1980’de Rahşan Hanım’a ithafen kaleme aldığı şiirin her satırında açıkça ifade edilmiştir kanımca: “Birlikte öğrendik seninle / Avcumuzda yüreği çarpan kuşa sevgiyi’ dizeleriyle başlayıp, “El ele büyütüp elele derdik/ Elele derip insana verdik / Verdikçe çoğalan sevgimizi” diye biter bu güzel ve anlamlı şiir... Paylaşımlarla başlayan, paylaştıkça güçlenen ve kapsamı, insanlığın ve yaşamın tüm yönlerini içerecek denli büyüyen bu derin ve saygın bağlılığın ömür boyu sürmesi şaşırtıcı olmamalı bence. Yaşamın tüm yönlerini içine alan böyle bir köklü paylaşımın anlamını kavrayamayan pek çok kişi, Bülent Bey’in nasıl olup da Rahşan Hanım gibi son derecede sade, gösterişsiz, üstelik de daha çekici ve gösterişli olmak için hiçbir çaba harcamayan bir insana bu denli bağlı olmasını -bu konuda fıkralar üretecek kadar- hayretle karşılamıştır.

ÖNEMLİ GÖREVLENDİRME

Beni Bülent Bey’le ilk eşim Prof.Dr. Kenan Bulutoğlu 1965’te New York’ta,her ikisinin de katıldığı uluslararasl bir toplantıda tanıştırmıştı.O günlerde Çalışma Bakanı olan Bülent Bey’in, söz konusu bakanlığı o tarihten yirmi yıl önce,1945’te kurmuş olan babam Dr. Sadi Irmak’ın çalışmalarından ne kadar sitayişle bahsettiğini hatırlarım.

Ecevit’le Bulutoğlu’nun yakınlığı daha sonraki yıllarda da sürecek ve Kenan Bey’in gerek kişiliğine, gerekse bilimsel birikimine güvenen Bülent Bey kendisine 1978 kabinesinde -1949’da kurulup 1960’ta ilga edilmiş olan- İşletmeler Bakanlığı’nın yeniden kurulması görevini verecektir..

UNUTULMAZ KARE

Rahmetli babam Ord. Prof. Dr. Sadi Irmak’ın cenaze töreninin, Ecevitlerle ilgili anılarım arasında özel bir yeri vardır. Devlet adamı olarak ikisinin paylaştığı bir özellik, gerek devletin en üst makamlarında sorumluluk taşırken gerekse bu makamlardan ayrıldıktan sonra,maaşlarının dışında tek bir kuruşa el sürmemiş olmalarıdır. İstanbul’da yapılan ve Bülent Bey’in eşi Rahşan Hanım’la birlikte Ankara’dan gelerek katıldığı bu törende, babamın her çeşit görüş ve inançtaki insanları bağdaştırıcı, bu insanlar ve düşünce yapıları arasında uyum sağlayıcı özelliğinin son bir kez somutlaştığını düşünmüştüm. Her kesimden gelerek cenazeye katılan insan arasında, Yaşar Kemal ve Ecevitlerin tabutun başında yan yana duruşları da hâlâ gözümün önündedir. Bu törende, Bülent Bey ve Rahşan Hanım’la son kez yüz yüze görüşmüştük. Ecevit’in bir devlet adamı olarak bazı çıkış ve davranışları da tarihe geçer nitelikte olmuştur.

MEYDAN OKUNACAK YER DEĞİL

Örneğin gene başbakanlık yaptığı bir diğer dönemde1999’da, TBMM Genel Kurulu’na yemin etmek üzere türbanla gelen Merve Kavakçı’ya çıkışı hâlâ kulaklarımızdadır: “Türkiye’de hanımların özel yaşamda giyim - kuşam ve başörtüsüne kimse karışmıyor. Ancak burası kimsenin özel yaşam alanı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar devletin kurallarına, geleneklerine uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!”

Ecevitleri, bir yandan dürüst ve yurtsever devlet adamlığının en önde gelen örneğini oluşturdukları, öte yandan da bizlere aşkın en saygın biçimini sundukları için sevgi ve saygıyla anıyorum. Işıklar içinde yatsınlar.

PROF. DR. YAKUT IRMAK ÖZDEN

ATATÜRK KÜLTÜR VAKFI BAŞKANI

Yazarın Son Yazıları

'Zamana tutsak' - Buğra Gökce

Danimarkalı yazar Solvej Balle’nin “Hacim Hesabı Üzerine” kitabının ilk cildini okuma şansım oldu.

Devamını Oku
07.04.2026
Nereye gitti o refah kazanımları? - Bilin Neyaptı

Türkiye'nin kronik yüksek enflasyonu, 1994 kur krizi sonrası düşme eğilimine girip 2001 banka krizinin de sonrasında alınan önlemlerle nihayet 2000’lerin başından 2017 yılına kadar (2008 yılı dışında) yüzde 10’un altına çekilebilmişti.

Devamını Oku
07.04.2026
Devlet adamlarının (!) stratejik hataları

2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya güvenlik düzeninin temel omurgasını, 29 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler (BM), 4 Nisan 1949’da kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ve 14 Mayıs 1955’te kurulan Varşova Paktı oluşturuyordu.

Devamını Oku
06.04.2026
‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026