Olaylar Ve Görüşler

Sermayenin paniği

01 Nisan 2020 Çarşamba

ORHAN ÖZKAYA 

ARAŞTIRMACI-YAZAR 

Dünya küresel finans sermayesinin olağanüstü bir çöküntü yaşadığı şu günlerde, kolay çözümlere yönelerek, korkunç işçi kıyımına başvurması ve ardı ardına iflasını ilan ederek üretim kaynaklarını kapatması beklenen bir durum idi. Üstüne virüs salgınının darbesinin büyük bir basınçla yüklenmesi, işleri hesap edilebilir düzeyden öteye savurdu. Zaten duvara dayanmış konumda iken yükü emeğin sırtına yıkma bahanesi, havadaki virüs kabarcıklarıyla ayaklarına kadar geldi... Elle tutulacak kadar yakınlarına geldi... Havada duruyor... Tüm dünya iktidarlarını asla bırakmayan kapitalist egemenler, artık kartları açık karmakta ve oyunu göstere göstere oynamakta. İngiltere’deki yeni yapılan son seçimlerde bu durum tüm çıplaklığıyla yaşanmıştı... 2017 seçimlerinde yüzda 40’la sonuçlanan İşçi Partisi’nin oyları son seçimde düşme göstererek neoliberal finans sermayesinin temsilcisi Boris Johnson’a yönelerek yüzde 43’le iktidara gelmesini sağladı. İngiliz halkı ve gençlik, Jeremy Corbyn’in 2017’deki seçim stratejisini; sağlık, eğitim, kamucu, özelleştirmelere karşı çıkan, devletçi ve devrimci yaklaşımlara yani “Mustafa Kemal Atatürk’ün Karma Ekonomi” programına benzeyen değerlendirmelere önem vermişti. Genç işsizler ordusunun sorunlarına radikal çözümler üreten, gelir adaletsizliği ve gelir dağılımındaki hukuksuzluklara karşı yaklaşımlarını gerçekçi bularak desteklemişti.

İşçi sınıfı ezildi 

Küresel sermayenin en belirgin temsilcileri olarak, ekonominin fay hattını teşkil edecekleri şantajını seçim arifesinde dile getirmeleri... Kapitalizmin son aşaması olan emperyalist İngiltere sermayesinin düştüğü paniği gözler önüne serdi. Gelir adaletsizliğinin had safhada olduğunu açıklayan Equatil Trust’un raporu, İngiltere’nin 6 sterlin milyarderinin, toplam varlığının yaklaşık 40 milyar sterlin civarında olduğunu, bunun da 13 milyon dar gelirlinin toplam varlığına denk geldiğini açıklaması durumu somut olarak saptıyor. İngiliz basınında yer alan haberlere göre, zenginlerin hukuk bürosu Boodle Hayfield, Corbyn’in seçilmesi halinde müvekkillerinin birkaç dakika içinde ülkeyi terk edeceklerini ve yüksek vergi ödemek istemediklerini belirtmesi bardağı taşıran damla olarak değerlendirildi. Corbyn’in vergi konusundaki açıklamaları zenginler üzerinde endişe yarattı. Aslında gelir dağılımındaki adaletsiz durumun sürmesi finans sermayesinin işine geliyor. İngiltere dış politikası Corbyn ile ABD ekseninden kurtulacak, daha bağımsız olacaktı.

Yaklaşan ABD seçimleri 

Yine yaklaşan ABD seçimleri, Demokrat Parti’nin sosyalist adayı Barnei Sanders’i büyük bir kitlesel coşkuyla desteklendiğini gösteriyor. Gençlik, aileleri istedikleri sonucu alabilecekler mi? Sander’i yoğun olarak destekleyen siyahların yani ABD en alttaki ezilen sınıflarının küresel finans sermayesinin diktasına karşı, İngiltere sermayesi gibi net ve açıktan tavır geliştirerek neo-liberal sistemin sadık temsilcisi Trump’ın yanında yer almalarıyla yenilgi yaşayacaklar mı? Ancak hem İngiltere ve hem de ABD’de yükselen gelişmeler, geleceğin işçi sınıfının sosyalist taleplerinin merkeze hızla yaklaşacağının habercisi... AB’nin en güçlü sanayisine sahip Alman ekonomisi dünya ölçeğinde yine sayılı sanayi ülkesi olarak, küresel finans sermayesinin tıkanıklığını, işsizlik ve gelir adaletsizliğini yaşayarak görüyor. Bir de Covid-19 virüsünün can alması ve salgının yayılması durdurulamıyor. Gidiş, küresel sermayenin paniklemesini tetikliyor.

Marx, Lenin ve Atatürk… 

Bütün bu durumlar yaşanırken ABD ile Çin arasında ticaret savaşları, virüsle kesintiye uğradı ve Çin, iki aylık bir sürede kendisini toparlayarak eski hızlı üretim günlerine kısa sürede döndü... Yaşam her alanda canlılığını korumaya başladı. Salgının vurduğu ülke halklarına tıbbi yardımı ulaştırarak toplu mücadelede yerini aldı. ÇKP’nin kontrollü disipliniyle halkın özverili çalışması sonucu neticeye ulaştı. Zaten işsizlik sorunu konusunda kapitalist ülkeler gibi çıkmaz içerisinde duvara dayanmış durumda değil.

Küreselcilerin haklı paniği 

Toplumcu, kamucu, halkçı, özelleştirmeci ekonomiyi tercih etmeyen tüm devrimci ve kurtuluş mücadelesine önderlik eden liderlerin tanık olduğu acılar ortada... Hapislerde, sürgünlerde tüketilmeye çalışılmış, halkı işçi sınıfını aydınlatmalarına izin verilmemişti. Ezen sınıfların vahşi saldırıları dinmek bilmemişti. Ölümlerinden sonra onları cansız ve etkisiz putlara çevirerek, devrimci ışıklarını karartarak, iftira, saptırma yoluna başvurarak, işçi sınıfının yüreğini yaralamaya var güçleriyle çalıştılar. Almanya’da dönek Marksist Kautsky, Scheidemann; Rusya’da Plehanov; Fransa, Vandervelde ve İngiltere’de Hyndman, Fabianlar gibi burjuva temsilcileri işçi sınıfının kalbini sarsmak için yüklendiler. Rusya’da Marksizmin ödünsüz önderi Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin, işçi sınıfını iktidara taşıyarak dünyada tek bir ülkede devrimin gerçekleştirilmesinin kanıtını ortaya koydu. Dünya küresel finans sermayesi, yaşamakta olduğu çöküş sürecini şu sıralar işçi sınıfının yüreğinde Marx, Engels, Lenin ve dünya “Kurtuluş Savaşları”nın lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün meşalesinin yeniden alevlenmesinin paniğini mi yaşıyor?


Yazarın Son Yazıları