Olaylar Ve Görüşler

Toplumsal kaos riski

13 Nisan 2020 Pazartesi

DR. ENGİN ÜNSAL

GİRNE AMERİKAN ÜNİVERSİTESİ

ÖĞRETİM ÜYESİ

Hükümetin halktan istediği onar liralık bağışlar işçinin ve işverenin yaşayacakları ekonomik bunalımı aşmasına yetmeyecektir. Çözüm ekonomide devletçiliğin kurtarıcı öncülüğüne sarılmaktadır. Ancak bu hamle sosyal patlamaların ve işsizler havuzunun taşmasının önüne geçebilir.

Koronavirüs tüm dünyayı etkileyen ve insanlık için büyük bir tehlike oluşturan evreye girdi. Bu salgında ölenlerin sayısı hızla yükseliyor. Sadece Amerika, bu virüs nedeni ile kendi ülkesinde 100 bin insanın öleceğini öngörüyor. Virüs insan sağlığı kadar ülke ekonomilerini de etkiliyor. Her ülkede işyerleri geçici olarak kapanıyor ve işçiler ya ücretsiz izne çıkarılıyor ya da iş sözleşmeleri feshedilip işyeri tamamen kapatılıyor. Üretimin durması, hele tarım sektöründe üretim girdilerinin azlığı veya yokluğu nedeni ile ekim yapılamaması ufukta insanlık için bir açlık dönemine işaret edebiliyor. Bu durum bizim gibi kırılgan ekonomileri olan ülkelerde büyük bir felaketin habercisi olabilecek sonuçlar içeriyor.

İŞSİZ HAVUZU TAŞIYOR

Virüsün ekonomide yarattığı etki de ürkütücü. Küçükbüyük birçok işyeri süreli veya süresiz olarak kepenk indirmekte. Buralarda çalışanlar belirsiz bir süre işlerini kaybederken çok önemli bir gelir sıkıntısı içine de düşmektedirler. Bunun nedeni, ülkenin işsizlik sorununun büyüklüğü ve işsizlerin tümünün işsizlik sigortası kapsamında olmaması veya olanların da işsizlik ödeneğinden yararlanmasının çok zor koşullara bağlanmış olmasıdır. Aile ve Çalışma Bakanlığının 2019 yılı Aralık ayı verilerine göre ülkemizde sanayi ve hizmetlerde 9 milyon 884 bini erkek, 4 milyon 440 bini kadın olmak üzere 14 milyon 324 bin insan çalışmaktadır. Kayıtdışı çalışanlar bu sayıya dahil değildir ve sayılarının ne kadar olduğu belirsizdir. Aynı dönem verilerine göre 4 milyon 394 bin insan işsizdir. Bu sayı gerçeği yansıtmamaktadır. Geniş tanımlı işsiz sayısının 7 milyon 305 bin olduğu sanılmaktadır. Geniş tanımlı işsiz kavramı iş bulma ümidini yitiren, iş aramayan ama çalışmaya hazır, zamana bağlı eksik çalışanlar ve mevsimlik işçileri kapsamaktadır. Koronavirüs nedeni ile işyerlerinin kapanmaya ve işçilerin çıkarılmaya başlanması ile işsizler ordusunun sayısının 10 milyona yaklaşacağını söylemek kehanet sayılmaz. Bu demektir ki işsizler havuzu taşacak ve bu ülke için çok büyük sosyal ve siyasal olumsuz sonuçlar doğuracaktır.

YÖNETİMSEL CEHALET

Devletimizin durumu La Fontain’in “Ağustosböceği ile Karınca” öyküsüne benzemektedir. Yazın karınca durmadan çalışıp kışa hazırlık yaparken ağustosböceği dallarda şarkılar söyleyerek hoş vakit geçirir ve kış gelince karıncadan yiyecek dilenir. Bizim devletimiz de bin odalı saraylar yaparak, yüksek ücretli sayısı belirsiz insanları gerekli gereksiz bu saraylarda çalıştırarak, onlarca pahalı arabayı sarayların kapısına, bir o kadar uçağı özel kullanım için apronlara yığarak, tek kuruş ödemeden yaptırıyoruz dedikleri yollara, köprülere, şehir hastahanelerine milyarlar ödeyerek, 4 milyon mülteciye 40 milyar dolar harcama yaparak tam bir ağustosböceği gibi yaşadı ve daha önceden Saray’a rapor edilen virüs tehlikesini göz ardı ederek bugün işsizlere, işyerlerini kapatan işverene, esnafa yardım edebilmek için halkına el açmak zorunda kaldı. Sergilenen devlet adamlığı değil devlet yönetiminde cehalettir.

KAOS KAPIDA

İşyerlerini kapatan işverenlere ayakta durabilmeleri için yapılması gereken yardımlara ayıracak hazinede para yoktur. İşsizlere ödenecek işsizlik ve kısa çalışma ödeneği gerçekleştirilmesi zor koşullara bağlanmıştır. Çalışmalarını kısmen veya dört haftaya kadar durdurmuş işyerlerinin işçilerine en fazla üç ay, günlük brüt ortalama kazançlarının yüzde 60’ı kısa çalışma ödeneği olarak verilir ve işsizlik ödeneğinde prim şartlarını yerine getirmiş sigorta kapsamındaki işçilere de belirli süreler için son dört aylık prime esas kazançların dikkate alınarak hesaplanacak brüt kazançlarının yüzde 40’ı işsizlik ödeneği olarak ödenir. Her iki ödeme türü de sürelerle kısıtlıdır ve İşsizlik Fonu’ndan ödenecektir. Bir zamanlar, içinde 160 milyar lira birikmiş olan bu fonun bugün içi boşaltılmış ve paralar fonun kuruluş amacının tamamen dışında ki konulara harcanmıştır. Hükümetin halktan istediği onar liralık bağışlar işçinin ve işverenin yaşayacakları ekonomik bunalımı aşmasına yetmeyecektir. Yaşamak için geliri olmayan, ailesine ekmek götüremeyen insanlar ne yapacaktır? Birkaç ay sonrasının ekonomik ve sosyal tablosu insanı gerçekten ürkütecek boyuttadır. Olacakları sezen Londra’daki ünlü “Harrod” mağazası II. Dünya Savaşı’nda yapmadığını yapmış, kepenklerini kapamış ve altı katlı binadaki tüm reyonları, yağmadan korktuğu için, boşaltmıştır. Aynı şeyin bizde olmayacağını kimse garanti edemez.

ÇÖZÜM DEVLETÇİLİK

Hükümet derhal işten çıkarmaları önlemeli, işverenlere işyerlerini ayakta tutacak, gerekiyorsa karşılıksız parasal yardımları başlatmalıdır. Bu yolda yapılan bir öneri yasalaşırsa işverenler üç ay işçi çıkaramayacak ve bu süre altı aya kadar uzatılabilecek. Ücretsiz izne çıkarılacak işçiler sosyal güvenlik sistemi kapsamında ise ve yasadaki şartları yerine getirmişse, kendilerine işsizlik fonundan günlük 39 lira ücret verilecek. Bu, ayda 1170 lira demektir ve son derece yetersizdir ve milyonlarca işçinin sefalet aylığı ile yaşamaya zorlanması demektir. Kapsam dışında olanlar ya ayrı prim ödememiş olanlar da yararlanabilecek mi? Bu büyük bir soru işaretedir. Bu uygulama 4447 sayılı yasadaki işsizlik ödeneği ve kısa çalışma ödeneği ile açıkça çelişen bir durum yaratacak bu yasanın açık ihlali olacaktır. Bu çelişki mutlaka düzeltilmeli ve 4447 sayılı yasaya istisna hükümleri konulmalı, yoksa yararlanmada eşitlik sistemi altüst olur. İşçi çıkarma yasağı ile işsizlerin sayısında bir patlama ve bunun olumsuz sonuçları önlenmek isteniyor. Bu önerinin 15 Mart’tan önce çıkarılmış işçileri de kapsaması ve sonrasında ücretsiz izne çıkarılacak işçilerle birlikte finansmanın nasıl sağlanacağı kuşkulu. Çünkü işsizlik sigortası fonunun içi boşaltıldı. Milyarlarca liranın ödendiği köprülerin, yolların, şehir hastanelerinin derhal kamulaştırılması veya ödemelerin ertelenmesi yolu ek finansman kaynağı yaratabilir. Hükümet, özelleştirdiği tüm işletmeleri örneğin şeker fabrikalarını, limanları, hastaneleri kamulaştırıp ekonomide devletçiliğin kurtarıcı öncülüğüne sarılarak sosyal patlamaların ve işsizler havuzunun taşmasının önüne geçebilir. Gün, bu toplumun bekasının söz konusu olduğu gündür ve devletin cesur adımları korkusuzca atma günüdür. AKP yöneticileri bu cesareti gösteremezlerse bu güzel ülkeye çok yazık edeceklerdir.


Yazarın Son Yazıları