Unutulmaz oyuncu Kerim Afşar
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Unutulmaz oyuncu Kerim Afşar

18.10.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Bir Dil Bayramı gününde, 26 Eylül 2003’te yitirdik Kerim Afşar’ı. Usta oyuncuydu. Yaşamı tiyatroyla tümüyle örtüşmüştü. Her an tiyatro soludu, yaşam boyu... Türkçe ona bayramdı, sevdalıydı anadiline, Türk Devrimine. Çocuklar Kerim Afşar’ın, radyolardan ulaşan o güzelim sesiyle büyüdüler. Tiyatroyu Kerim Afşar’la sevdiler. Yaptığı iş için doğmuş gibiydi. Olanaksızlıklar içinde başarıyla tamamladığı konservatuvar eğitiminin ardından yaklaşık yüz oyunda oynadı. Ankara Sanat Tiyatrosu’ndaki oyunlarıyla da Türk oyun sanatına unutulmaz emeğini sürdürdü. Kerim Afşar, Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük “Söylev”ini okudu. Bu kayıt Cumhuriyet ekinimize eşsiz bir katkıdır. Eşi Sanatçı Leyla Afşar’la söyleşiyoruz. Kerim Bey’i anlatırken heyecanı gözlerinden okunuyor. Leyla Afşar şunları söylüyor:

Başrollerin oyuncusu
“Türk oyun sanatının her zaman başrollerde oyuncusu olmuştur. Tragedyalardaki yeteneğini komedyalarda da gördük. Shakespeare kahramanlarında, bağnazlığa karşı savaşırken; Artur Miller’in Cadı Kazanı yapıtında John Proctor, Peter Shaffer’in Küheylanında Dr. Martin Dysart, Bertolt Brecht’in Galilesi, Ionescu’nun Gergedan oyununda insan kalmak için direnen adamın, Galileo’nun, Berenger’in öyküsüydü Kerim Afşar... Oynamadı, yaşadı! Nâzım Hikmet’in yüreğini, Sait Faik’in insan sıcaklığını yansıtırdı. Buna karşın Kerim Afşar hiçbir yasak karşısında eğilmedi, sadece seyircinin karşısında selam için eğilirdi. Tiyatronun bir var olma sanatı, kültürü olduğunu bizlere hatırlatan ve yaşatan ‘insan’ aktör olarak yaşadı. Hiçbir zaman sesini, onurunu ve oyunculuğunu satmadı. Hoş sedasını bu dünyaya bırakarak perdeyi kapattı...”

Bir pulsuz dilekçe
Işık Kansu’nun “Bir Pulsuz Dilekçe- Bugün Ne Yazsam?” adlı Uğur Mumcu izlekli oyununda, sağlık sorunları içinde oynuyordu. Dostlarının dinlenmesi yönünde uyarılarını “Ben ölürsem sahnede ölürüm” diye yanıtlamıştı Kerim Afşar. O güzel insanı, yitirişimizin yıldönümünde saygıyla, sevgiyle, özlemle anıyorum.

Günay Güner

Yazarın Son Yazıları

‘Savaş suçu’ ve ‘savaş etiği’ üzerine - Ziya Yergök

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı üzerine başlayan savaşın, insan kaybı, çevre felaketi ve petrol fiyatlarının yükselmesiyle küresel boyuttaki ekonomik etkileri yanında, İran’ın Minab kentindeki bir kız okulunun ABD’ye ait Tomahawk füzeleriyle vurularak 168 kız öğrencinin öldürülmesi tüm dünya genelinde büyük bir tepkiye neden oldu, “savaş etiği” ve “savaş suçu” konusu yeniden gündeme geldi.

Devamını Oku
04.04.2026
Ya 3 Nisan 1930 olmasaydı?

1924 Anayasası’nın 1. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.” hükmü, yalnızca bir yönetim biçiminin ilanı olmayıp aynı zamanda bir imparatorluğun küllerinden doğan yepyeni bir yaşamın ilk nefesidir.

Devamını Oku
03.04.2026
Ebru Teğmen…

Nereden nereye sevgili okur, ‘’Fatmagül’ün suçu ne?’’ sorusunu hemen tanıdınız değil mi?

Devamını Oku
03.04.2026
İmamoğlu, üniversite ve diploma - Tahsin Yeşildere

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce programına Ekrem İmamoğlu tarafından 1990 yılında...

Devamını Oku
02.04.2026
TBMM’nin denetim işlevi - Cihangir Dumanlı

Çağdaş demokrasilerin önkoşulu yürütmenin (hükümetin) eylem ve işlemlerinin seçmenler tarafından denetlenebilir, sorgulanabilir olmasıdır.

Devamını Oku
01.04.2026
ABD/İsrail-İran savaşı - Hikmet Sami Türk

28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail’in İran genelindeki hedeflere eşgüdümlü hava saldırılarıyla başlayan savaş devam ediyor.

Devamını Oku
01.04.2026