CHP’de yükselişin dinamikleri
Orhan Bursalı
Son Köşe Yazıları

CHP’de yükselişin dinamikleri

14.04.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

CHP epey bir süredir farklı bir politika izliyor. Kimisi buna sağcılaşma diyor. Kimi vay laikliği savunmuyor diye bakıyor vb.

Ben ise bunların ötesinde bir “halkçılaşma” gördüğümü düşünüyorum.

***

CHP aslında epey bir süredir sıkıştığı cendereden kurtulma çabası içinde.

Özellikle AKP’nin yükseliş dönemlerinde bu sıkışma had safhaya çıktı. Özellikle geçmiş genel ve yerel seçimlerde iktidar olmada başarısızlık ağır eleştirilere uğradı. Vay 10 seçim kaybetti eleştirisi, Saray’ın ve AKP’lilerin başını çektiği ve giderek CHP saflarında da taraftar bulduğu, CHP yönetimlerini aşağılamak için kullanıldığı, haklılığı çok tartışmalı, hatta kasıtlı bir suçlama kampanyası oldu.

Bu suçlamalar bir düzgün siyasi analize dayanmıyordu. İktidarın CHP’yi iyice yıpratmak için ve CHP içindeki iktidar kavgaları için araç olarak kullanılıyordu.

Şüphesiz, daha iyi bir yönetim ve politika ile daha iyi sonuçlar alabilirdi parti ama iktidarı alamazdı. Bu konuyu birkaç kez yazdım ve söyledim.

HER ŞEY YOLUNDA GİBİYKEN...

Bir parti veya AKP, liderinin karizması olsun veya göz boyayıcı imar politikaları olsun, hele hele ülkeye giren trilyonlarca dolar ile halkı mutlu eden ama geleceği olmayan bir tüketim toplumu yaratma başarısı gibi nedenlerle olsun, bu modeli sürdürebildiği ölçüde, iktidarda kalır. AKP döneminde ülke çapında açılan 400 kadar AVM, bir yeni hayat, tüketim ve eğlenceli gezi tapınakları olarak AKP’ye hizmet etti.

Bu ve benzerlerinin hepsi AKP’nin uzun yıllar iktidarda kalmasının araçları oldu. Tabii savunma ve savaş sanayisindeki gelişmeler de...

İşler yolunda görünürken hiçbir ülkede bir iktidar öyle kolay el değiştirmez.

AKP’nin kurduğu aslında bir saadet zinciriydi ve kopmaya mahkûmdu. Üretici değil tüketici bir modeldi. Çünkü bu zinciri besleyen kaynaklar tükeniyordu, dışta içte. Milli gelirdeki gerilemeler, dış borç birikimi, içeride öyle büyük gelirler yaratacak tesis ve mülkün iyice azalması, AKP’de güç kaybı yaratmaya başlamıştı. 2015 Haziran genel seçimleri bunun ilk büyük işaretiydi. Hükümet kuramadı tek başına.

SARAY ROTA DEĞİŞTİRİYOR

MHP’ye teslim oldu. Cumhur İttifakı ile iktidar olma dönemine geçildi.

Muhalefetin ana partisinin iktidar olma başarısı için zemin son iki yılda ortaya çıktı. Saadet zincirinin birkaç yerden kopması bile yetmedi, ülke ekonomisinin gök gürültüsüyle çökmesi gerekti. Eşitsizlik ve yoksulluk boğaza dayanmıştı.

Konudan uzaklaştığımın farkındayım ama vay hiçbir seçimde iktidar olamadın suçlamasının çok ötesinde, iktidar olmanın temel dinamikleri olduğunu anlayacak ortalama insan oranının hâlâ çok az olduğunu düşünüyorum.

***

CHP bu cendereden ve tecritten çıkmak için, daha geniş kesimlere açılma politikasını özellikle Kılıçdaroğlu döneminde şekillendirdi.

İktidarın halk üzerindeki gücü, CHP’nin kendi kadim seçmeni dışındaki kesimlerle birleşmesine engeldi. Bu nedenle ittifaklar politikası öne geçti.

Bu aşamada tek “muhalif parti” MHP idi ve cumhurbaşkanı seçiminde zorunlu olarak bu denendi. CHP şüphesiz bunun uzun vadeli olabileceğini varsayıyordu. 2015’te AKP ile MHP’nin “politik evliliği” ile bu sona erdi.

MUHALİF SEÇENEK YARATMAK

Kemal Bey’in muhalif seçenek yaratmak için İYİ Parti’yi ayağa kaldırma politikasına yoğunlaştığını gördük. Bunun yer yer CHP’ye bir seçmen faturası olacağını bile bile.

AKP’nin bu zayıflama döneminde, oradan kopacak seçmenlerin bir merkez sağ partide toplanacağı temel varsayımdı.

Kısa keseyim, bu ittifak politikası genişledi, 2019 yerel seçimlerinde ilk meyvesini verdi. İmamoğlu ve Yavaş ortaya çıkarıldı. Sonraki altılı masa başarısızlığı ayrı bir konudur.

Yerel seçimlerde bu kez üç dinamik etkili oldu. Özgür Özel ve CHP’de insan değişimleri, İmamoğlu ve Yavaş’ın güçleri ve yükselişleri. Tabii ki iktidar ekonomisinin tam çöküş zemininde.

Ve doğru bir söylem: Türkiye ittifakı ve ayrımsız tüm seçmenin hedef alınması.

***

Yarın, bu konuyu açacağım. Halkçılığı ve Özgür Özel ve CHP politikası CHP’yi iktidara taşıyacak mı sorusunu irdeleyeceğim.

Yazarın Son Yazıları

Netanyahu Trump’ı batırıyor... Orban’ın çöküşü

İran savaşından hemen önce Netanyahu Beyaz Saray’a gitti, özel bir toplantı salonunda Beyaz Saray’da az sayıda yöneticinin katılımıyla (Trump ve adamları tabii ki) özel bir toplantı yapıldı.

Devamını Oku
14.04.2026
Savaşa dönüş kolay olmayacak, yalnızlık çukurunda bir Trump

Vance’in “İran, Amerikan şartlarını kabul etmedi, görüşmeler bitti” sözleri bir emperyalistin burnu büyüklüğünün dile gelmesi olarak tarihe geçti.

Devamını Oku
13.04.2026
Barış masası Trump için kurtuluştur, yıkılmakta olan imparatorluk

Her şey ABD’nin İran’a saldırısından sonra dünya hegemonyasından aşağı doğru hızlı bir inişe geçtiğine işaret ediyor.

Devamını Oku
12.04.2026
Yenilikçilik-bilim ve CHP: Yalçın Karatepe’den yanıt var!

Üç yazı boyunca CHP’ye Ekonomide Yenilikçilik ve Bilim konusunda yöneltilen eleştiri ve düşüncelere, CHP Sanayi ve Teknoloji Politikaları Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yalçın Karatepe politikalarını açıklayan uzun ama doyurucu ve bir yanıt gönderdi.

Devamını Oku
09.04.2026
Arçelik devlet-özel sektör ortaklığı ile kuruldu (CHP ve Yenilikçilik)

Bugünkü Türkiye ve dünyadaki gerilimli siyasi ortamda bu yazılar dam üstünde saksağan gibi duruyor olabilir ama ülkemizin temel sorunlarını bilen insanlar arasında ilgi yoğun.

Devamını Oku
07.04.2026
‘CHP’de bilim ve yenilik’ yazısına ciddi bir yanıt

Bu kez okurun dikkatine, ülkemiz için hayati önemdeki, Bilim ve Yenilik yazıma bir okurdan gelen ilginç yanıtı getireceğim.

Devamını Oku
06.04.2026