Muhalefetin durumu
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Muhalefetin durumu

01.11.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

AKP iktidarı döneminde ekonomi, siyaset, hukuk, adalet, insan hakları, dış politika alanında yaşanan rezaletlere rağmen, AKP’nin oy oranının hâlâ yüzde 30’larda olması, “Cumhur İttifakı” ile “Millet İttifakı” arasında, “Millet İttifakı”nın lehine hâlâ açık ara bir farkın bulunmaması, bir yandan toplumsal yozlaşmanın ve çürümenin, bir yandan da muhalefetin yetersizliğinin göstergesidir. 

Toplumsal yozlaşma ve çürüme, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı en büyük tehlikedir. AKP’nin ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarı bir gün sona erse de toplumsal yozlaşma ve çürüme, birkaç yılda çözülebilecek bir sorun değildir. 

Bu sorunun çözülememesi durumunda, muhalefet 2023 seçimlerini kazansa bile yakın bir gelecekte, AKP veya AKP benzeri bir başka siyasi parti ve Erdoğan’a benzeyen bir başka siyasetçi iktidara gelebilir. 

Bu nedenle, muhalefetin seçimleri kazanması durumunda yapacağı şeyler, en az seçimi kazanmak kadar önemlidir. Muhalefetin iktidara geldiği zaman önceliği, toplumun değerlerindeki erozyona karşı önlem almak olmalıdır.

***

Bu önlemi almak, devletçi ve kamucu bir yöntemle ekonomik ve sosyal adaletin sağlanmasıyla, laiklik ilkesinin uygulanmasıyla, bilimsel ve laik eğitim sisteminin yeniden kurulmasıyla olanaklıdır. 

Toplumsal yozlaşma ve çürüme, serbest piyasa ekonomisiyle, neo-liberal ekonomik yaklaşımlarla, dinselleşmiş bir eğitim, siyaset ve devlet sistemiyle önlenemez. Çünkü toplumsal yozlaşmanın ve çürümenin temel nedeni bunlardır. CHP’nin ve İYİ Parti’nin, bu konularda küçük ortaklarına ve “dostlarına” teslim olması durumunda, elde edecekleri iktidar geçici olacağı gibi, Türkiye’nin geleceğine de hiçbir fayda sağlamaz.

***

Öte yanda, CHP’de üst yönetimin laiklikle ilgili sorunları yıllardır görmezden gelmesi, Türkiye’ye zarar verdiği gibi, kendi bindiği dalı kesmek anlamına gelmektedir. 

CHP yönetimi, laiklik ilkesinden uzak durarak oylarını artıracağını sanmaktadır. Oysa yönetimin bu politikasına rağmen CHP’nin oyları yıllardır yüzde 23-28 aralığının üzerine çıkmamaktadır. Anayasadaki laiklik ilkesini özümsememiş olan seçmen kesimi CHP’ye değil, AKP’ye, MHP’ye, GP’ye, DEVA’ya ve SP’ye yönelmektedir. 

AKP’li Bülent Arınç’ın “CHP laikliği bırakınca oyları artıyor” iddiası yanlıştır. Oy oranı artan CHP değil, İYİ Parti’dir. İYİ Parti de laiklik ilkesine sahip çıkmaktadır ve oylarını dinsel bir siyasetle artırmamaktadır. CHP yönetimi, AKP’nin gölgesinde siyaset yaparak “Millet İttifakı” içindeki ağırlığını da kaybetmektedir.

***

“Millet İttifakı”nın “güçlendirilmiş parlamenter sistem” söylemi de AKP’nin gölgesinden kurtulamamış olmanın bir sonucudur. 

Parlamenter sistemin güçsüz bir sistem olduğu iddiası AKP’ye aittir. Oysa parlamenter demokratik sistem doğası gereği zaten güçlü bir sistemdir. Çünkü bu sistem gücünü parlamentodan, yani halktan alır. 

Zaten güçlü olan bir sistemin “güçlendirilmesinden” söz etmek bir çelişkidir ve parlamentoyu zafiyet içinde gösteren bir yaklaşımdır. Önerilen sistemin içeriği buna yol açmasa da önerinin başlığı, bu izlenimi yaratmaktadır. 

***

CHP yönetimindeki bir yanılgı da “İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya’da belediye seçimlerini kazandığımız gibi, Türkiye’de de genel seçimleri kazanacağız” görüşüdür. Bu illerin ve büyük kentlerin seçmen yapısı üzerinden, 81 il konusunda bir genelleme yapılamaz. Karadeniz, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Marmara Bölgesi’ndeki seçmen profilinin, belediye seçiminin kazanıldığı bu illerle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. 

Bu çerçevede, belediye seçimlerinin sonuçlarına güvenerek CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Millet İttifakı”nın cumhurbaşkanı adayı yapılması durumunda, “Millet İttifakı” seçimden yenilgiyle çıkacaktır. Kılıçdaroğlu’nun bu bölgelerdeki muhafazakâr ve önyargılı seçmenden yeterli sayıda oy alamayacağı açıktır. 

“Millet İttifakı”nın öncelikle, her kesimden oy alabilecek ve seçimi kazanabilecek ortak bir adayla seçime girmesi zorunludur. Muhalefet partilerinin genel başkanlarının tarihsel sorumluluğu, bunu sağlamak olmalıdır.

Yazarın Son Yazıları

Mutlak emperyalizm

Hukuk ters yüz edilerek, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptal edilmesi ve tutuklanması da, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “mutlak butlan kararıyla” görevden alınıp yerine CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi de, emperyalizmin bir operasyonu ve projesidir.

Devamını Oku
25.05.2026
Mutlak ahlaksızlık

AKP “hükümetinin” kurduğu diktatörlük rejimi, geçtiğimiz yıl, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diplomasını iptal ederek ve kendisini tutuklayarak, vatandaşların seçme ve seçilme hakkını gasp etti.

Devamını Oku
23.05.2026
ABD ve Çin

ABD yönetimlerinin sergilediği emperyalizme karşı mücadele, Türkiye’deki bazı çevrelerde, bir antiemperyalizm mücadelesi olmaktan çıkıp, ABD karşıtlığına, anti Amerikancılığa, ABD’ye ait olan her şeye toptan karşı çıkmaya evrilmiş durumdadır.

Devamını Oku
18.05.2026
Nazilerin iktidarı

Almanya’da Adolf Hitler’in öncülüğündeki Nazilerin serbest ve özgür seçimlerle nasıl iktidara geldiği, hem Almanya’nın hem de dünyanın yakın tarihinin anlaşılması ve her ülkede geleceğe yönelik önlem alınması açısından son derece önemlidir.

Devamını Oku
16.05.2026
Zafer günü

9 Mayıs, Rusya Federasyonu’nda Zafer Günü ve ulusal bayram olarak kutlanıyor.

Devamını Oku
11.05.2026
Mutlak butlan!

Mutlak butlan kavramı, CHP’nin 38. olağan kurultayı ile ilgili “dava” nedeniyle kamuoyu gündemine girdi.

Devamını Oku
09.05.2026