Özdemir İnce

Çeviri Bilinci

10 Aralık 2019 Salı

Ülker İncenin, Çeviri Bilinci (Tekin Yayınları, Kasım 2019) adlı kitabının arka kapağına kendi eliyle yazdığı bir sunu (tanıtım) var. Şöyle:

Bu kitabın adına bakmayın, kitabı kimin yazdığına da bakmayın. Bakarsanız, sanki çevirmen olarak tanıdığınız, yıllarca Boğaziçi Üniversitesi’nde çeviri okuttuğunu, yayınevlerinde çeviri editörlüğü yaptığını bildiğiniz, herhalde deneyimli ve birikimli olduğunu düşüneceğiniz biri tarafından çevirmenlere, nasıl bir çeviri bilincine sahip olmaları gerektiğini anlatmak için yazıldığını düşünebilirsiniz.

Hayır, bu kitapta yalnızca bu yok. Bu kitapta, asıl önemlisi, ‘entelektüel’ olarak anılmayı hak eden herkesin -ama herkesin- sahip olması gereken ‘dil bilincinin’ en alt sınırı çiziliyor. ‘Böyle bir dil bilincine sahip olmayan hiç kimse yazar olamaz, düşünür olamaz, entelektüel olamaz hatta siyasetçi, medya çalışanı, akademisyen, bilim insanı da olam’ deniyor. Bir insanın yüksek entelektüel düzeyinin en birinci göstergesinin dil bilinci olduğu vurgulanıyor.


***


Yıllar önce şçyle yazmıştım: “Dil (lisan) bir ulusun, kamunun en değerli varlığıdır; hafıza ve uygarlık kaydıdır. Okul sırasına adını kazıyanlar, karakolun camını kıranlar cezalandırılıyorlar ama kamu malı dilimizi her gün katledenlerin, ırzına geçenlerin (çevirmenler, televizyoncular, gazeteciler, akademisyenler, siyasetçiler, şarkıcı-türkücüler, film yıldızları...) kılına dokunulmuyor. Ödüllendiriliyor.”

Şimdi durum çok daha kötü: Televizyonların alt yazılarında dilimiz kıyma gibi kıyılıyor. Başta belgesel kanallarınki olmak üzere yabancı belgesellerin Türkçesi felaket; siyasal bağlamda geçirgen olmayan kitle dil yanlışlarına göğsünü-bağrını açıyor, avuç avuç dil virüsü yutuyor. Bu konuya yakında döneceğim.


***


Yukarıda “Ülker İnce” diye yazdığım için onun kim olduğunu anlamışsınızdır: 1957’den bu yana, hayat, askerlik, siper ve sürgün arkadaşım. Ülker söz konusu olunca hiç alçakgönüllü olamam: Dünyanın en iyi çevirmenlerinden, çeviri öğretmenlerinden, çeviri editörlerinden biridir. Şu anda memleketimizde “iyi” olarak sıfatlandırılan çevirmenlerin özel hocasıdır. Onunla gurur duyuyorum. İsteyen kınasın beni. Umurumda bile değil! Çağının çağdaşı entelektüelliği  bir yana üstüne üstlük benzersiz bir “ev gadını”dır.


***


Ülker İnce, “Çevireceğiniz kitapları nasıl seçiyorsunuz?” sorusuna kitabın 164. sayfasında şöyle cevap veriyor: “Tek bir ölçütüm vardır: Hiç karmaşık değil, basittir. Kendi kendime şunu sorarım: Çevireceğim kitap hangi derde deva olacaktır? Bu çeviriyi okuyanların, dünyayı ve hayatlarını, şimdiye kadar bildiklerini yeniden sorgulamalarına katkıda bulunacak mıdır ya da daha önce hiç düşünmedikleri bir konuyla yüz yüze gelmelerini sağlayacak mıdır?”


***


Kendi deneyimimden biliyorum, çeviri bölümlerinde çevirinin neredeyse her şeyi -kuramı, eleştirisi, tarihi- öğretiliyor ama kendisi o kadar öğretiliyor mu emin değilim. Çeviri alanında akademik çalışmalar elbette yapılmalı ama işin kendisinden kopuk yapılınca anlamsız. Mide ameliyatı yapmayı kuramsal olarak öğrenip hiç mide ameliyatı yapmamak gibi bir şey. O zaman cerrah denmez size.”(s.165)


***


Çevirmenlik dünyanın en güzel işidir. Hiç değilse benim için öyledir çünkü bir edebiyat metnini okumak, çözümlemek, anlamlandırmak dünyanın en zihin açıcı işidir. Öte yandan çeviri yapan kişi sürekli bilgilenir de. Neler öğrenmek zorunda kalmaz ki... Çevirmen hep öğrencidir, bir üniversite bitirir, bir başkasına başlar. Ben yalnıza edebiyat metinleri çevirmedim, biyografi, popüler bilim, düşünce metinleri, oyun, şiir... Örneğin Dostoyevski’nin biyografisini iki yılda tamamladım. Bu iki yıl içinde Dostoyevski için yazılmış pek çok kitap okudum, Dostoyevski’nin bazı kitaplarını yeniden okudum, Dostoyevski’nin zamanını, Rusya’nın o dönem tarihini yeniden yaşadım, tarihsel, uzun bir yolculuk oldu bu. Bunun kadar ödüllendirici bir başka iş var mı bilmiyorum.” (s.165)


***


Gazete yazarı olarak her zaman yaptığım bir işi yapıyorum, çok değerli, çok eğitici ve öğretici bir kitabı okurlara ve mesleki ilgililere haber veriyorum. Hayatını bir kez daha değiştirmek istiyorsa Orhan Pamuk da okumalı!


Yazarın Son Yazıları

Milli Eğitim (5) 27 Ekim 2020
Bedrettin Cömert 23 Ekim 2020
Totem ve tabu 20 Ekim 2020
Eren okula gidiyor 18 Ekim 2020
Kovcu Ertuğrul (2) 16 Ekim 2020
Kovcu Ertuğrul  (1) 13 Ekim 2020
Televizyonculuk dersi 29 Eylül 2020
Kuzu’ya aferin 27 Eylül 2020