Devri sabık yaratmak (1)
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

Devri sabık yaratmak (1)

31.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Önce yazının adındaki üç sözcüğün anlamını yazalım, sonra 1946- 1950 dönemindeki anlamını açalım, daha sonra da günümüze getirip orada irdeleyelim.

Devir: Devir ve dönem, genellikle birbirinin yerine kullanılan, belirli özelliklere sahip, kronolojik olarak tanımlanmış zaman dilimlerini (çağ, periyot) ifade eden eşanlamlı kavramlardır. Tarihsel (taş devri) veya jeolojik (kuvaterner dönemi) süreçleri sınıflandırmak, kronolojik organizasyon sağlamak ve tarihçilik/araştırma amacıyla kullanılan temel zaman bölümleridir.

Sabık: Sabık, Arapça kökenli bir sözcük olup “geçen, önceki, eski” anlamlarına gelir. Genellikle görevinden ayrılmış kişiler veya geçmişteki bir durumu ifade etmek için kullanılan sıfat kökenli bir kelimedir.

Yaratmak: Yaratmak, yoktan var etmek, benzersiz bir şey ortaya koymak, sebep olmak veya şekillendirmek anlamlarına gelir. Genellikle ilahi bir fiil (yoktan var etme) olarak kullanılsa da sanatsal veya teknik bağlamda yeni bir şey meydana getirmek (icat, tasarım) için de kullanılır. Eşanlamlıları: Var etmek, oluşturmak, üretmek, icat etmek, meydana getirmek.

Devri sabık yaratmak, Türkiye siyasi tarihinde yeni gelen yönetimin/iktidarın, kendinden önceki dönemi sorgulaması, hesap sorması vb. anlamında kullanılan ifadedir. Türk siyasetinde genellikle, çok partili döneme geçilmesiyle birlikte 1950 genel seçimlerinde iktidara gelen Demokrat Parti’nin kendinden önceki 23 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi dönemine yönelik “Devri sabık yaratmayacağız” açıklaması ile bilinir. Yani Atatürk dönemi de dahil olmak üzere CHP’den 23 yıllık iktidarının hesabı sorulmayacak demek. Bu kavram tarihimizde iki kez kullanıldı.

İKİNCİ MEŞRUTİYET

İkinci Meşrutiyet’in 1908’de ilan edilmesi ile birlikte İttihat ve Terakki fırkası mensupları meşrutiyeti koruma çabası içinde olmuş ve bunun için girişimlerde bulunmuşlardır. Bunlardan birisi de kendinden önceki II. Abdülhamit dönemi ile hesaplaşarak saraya yakınlığı ile bilinen ya da jurnalci olan kişilerin devlet kadrolarından uzaklaştırılması beklentisiydi. Bu beklenti kısa süre içinde gerçekleşmiş ve İttihat ve Terakki’nin uygun görmediği devlet personeli görevlerinden uzaklaştırılmıştır. Bu durum en alt kademeden üst kademelere kadar her alanda memurlar için uygulanmıştır.

DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ 

Türkiye’de çok partili döneme kadar CHP iktidardaydı ve devletin bütün kurumları ve kademesinde tek parti döneminin izleri bulunuyordu. 1950 genel seçimleri öncesinde Demokrat Parti , “Devri sabık yaratmayacağız” açıklamasında bulunmasına karşın, iktidara gelmesi ile birlikte eski döneme rahmet okutacak partizan bir siyaset izlemiş; “Yeter söz milletindir” sloganı da “Söz partilimizindir”e dönüşmüştür. DP iktidarı döneminde CHP’nin mal varlığı ve Halkevlerinin durumu tartışmaya açılmıştır. Refik Şevket İnce ve yedi DP’li milletvekilinin girişimi ile TBMM’de 8 Ağustos 1951 tarihinde kabul edilen ve 11 Ağustos 1951 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5830 sayılı kanun ile Türkiye genelindeki bütün Halkevleri kapatılarak malları hazineye devredilmiştir.

14 Aralık 1953’te DP’nin girişimi ile “Cumhuriyet Halk Partisi’nin Haksız İktisaplarının İadesi Hakkında Kanun” teklifi Meclis Genel Kurulu’na getirilmiş ve onaylanan kanun 16 Aralık 1953’te yürürlüğe girmiş. Kanun ile CHP teşkilatının kullandığı çok sayıda bina hazineye devredilmiştir.

14 Mayıs 1950’de 14 yaşında ortaokul öğrencisiydim. Mitinglerinde Demokrat Parti’nin flamalarını sallardım. Muhalafet için siyasal bilince sahip olmam kuşkusuz olanaksızdı. Ama Demokrat Parti bir yenilikti. Öte yandan 1946 ve 1950 seçimleri bahçe (avlu) komşumuz CHP milletvekili Hamdi Ongun’la özdeşleşmiş gibiydi. Onun yıkılması bir saplantı idi. Çok güzel bir konağı, bahçesinde iki tavus kuşu ve iki tane de beni sevmeyen kurt köpeği vardı. Kızlarınden biri Celal Bayar’ın oğluyla evliydi. Oğullarından Alp bizimle sokakta futbol oynardı. Çok güzel potinleri vardı. O zamanlar kıskanıp kızdığım Alp Ongun şimdi Mersin’de yaşayan tek eski arkadaşım. Dini siyasette kullanmasına karşın Demokrat Parti’nin laiklikle saplantılı bir sorunu yok gibiydi.

“Devri sabık yaratmamak” denenmemiş bir ütopya idi ama tam tersi oldu. Olması gerekendi zaten. Devri sabık yaratmayan iktidar değişimi olmaz. İktidar değişimleri mutlaka devri sabık yaratmalı ama asla bir intikam operasyonuna dönüşmemek koşuluyla...