Öztin Akgüç

Bozuk pusulayla sürükleniyoruz

29 Nisan 2020 Çarşamba

Kapsamlı ayrıntılı istatistiksel veriler, makro ekonomi; doğru resmi yansıtan finansal tablolarda mikro ekonomiler, bankalar, işletmeler için yol gösterici pusula işlevini görür. Pusulasız ya da bozuk pusula ile yola çıkıldığında gidilecek yön ve yer belli olmadığından nereye varılacağı da  belirsizdir. “Rotasını bilmeyen gemiye hiçbir rüzgârdan fayda gelmez.” Makro düzeyde rotayı çizebilmek, düzeltici kararları zamanında etkinlikle alabilmek için, istatistiksel verilerin gerçekçi olması, resmi mercilerin yayımladığı verilerin güvenilir olması gerekir. Eğletilmiş verilerle, makyajlanmış bilançolarla rota belirlemek mümkün değildir.

İstatistiksel, finansal verilerin üretilmesi, toplanması, yayımlanması, denetimi amaçlı yasal düzenlemeler yapılmış, kurumlar oluşturularak yetkilendirilmiştir.

 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ülkenin iktisadi, toplumsal, kültürel etkinlikleri ile ilgili istatistikleri derlemekte, değerlendirmekte, yayımlamaktadır. TCMB, finansal sistem ile ödemeler dengesindeki gelişmeleri izlemek için gerekli gördüğü tüm istatistiki bilgileri, ilgili kuruluşlardan, finansman kurumlarından doğrudan isteme, toplama, inceleme yetkisine sahip olup; gerekli gördüğü bilgileri de yayımlamaktadır.

Ülkemizde muhasebe ve denetim konularında düzenleme yapma yetkisi, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu’na ait iken, yetki 2011 yılında 660 sayılı KHK ile kurulan Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’na (KGMDSK) devredilmiştir. Kurum, Türkiye Muhasebe Standartlarına (TMS) uygun finansal tabloları düzenleyecek işletmeleri, kamu yararını ilgilendiren kuruluşlar olarak tanımlayarak bu kapsama halka açık şirketleri, bankaları, sigorta, reasürans şirketlerini, varlık yönetim şirketlerini, emeklilik fonlarını, sermaye piyasası kurumları ile büyük ölçekli sermaye şirketlerini almış; bu kuruluşların bağımsız denetime tabi tutulmasını düzenlemiştir.

 Tüm anonim şirketler de yasal olarak, Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’na göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya serbest mali müşavir unvanı taşıyan ve KGMDSK tarafından yetkilendirilen kişileri denetçi olarak atamak zorundadırlar.

Türkiye’de faaliyette bulunan finansman kurumları ayrıca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) denetim ve düzenlemelerine tabidir. Finansal kurumlar, BDDK tarafından uluslararası standartlar esas alınarak belirlenecek usul ve esaslara uygun finansal raporlama yapacaklardır. Sağlıklı istatistiksel ve finansal veriler sağlanması amacıyla yasal düzenlemeler yapılmış, kurumlar oluşturulmuş veya yetkilendirilmiş olmasına karşın; yasal düzenleme amaçlarına uygun uygulama yapılmamakta, yayımlanan veriler sağlıklı ve güvenilir olmamaktadır. 

Kamu kurum ve kuruluşlarının, denetleme kurullarına çoğu kez politik çevrelere yakın kişilere görev veya ek görev sağlamak güdüsüyle atamalar yapıldığından, bu kurullar gerçek anlamda etkin denetim yapmamaktadırlar. Bağımsız denetime tabi kurum ve şirketlerde denetim, genellikle finansal tabloların KGMDSK tarafından belirlenen muhasebe standartlarına uygunluğu yönünden yapılmakta, şirketlerin, kurumların taşıdığı kredi, likidite, kur, faiz, piyasa, faaliyet riskleri genellikle analiz edilmemekte, genel ifadelerle geçiştirilmektedir. Günümüzde risklerin büyük bölümü bilanço içi değil, bilanço altı kalemlerde koşullu yükümlülük olarak oluştuğundan, risklerin değerlendirilmesi için bilanço altı kalemlerinin de irdelenmesi gerekmektedir. Bağımsız denetçilerin, şirketlerin, kurumların genel kurul kararı ile atanmakta oluşu nesnelliği, denetimin etkinliğini ve yararını sınırlamaktadır. Makro riskler yanı sıra bankalara ilişkin mikro riskler de finansal krizleri tetiklediğinden BDDK’nin risk faktörlerinde değişikliğin bankaları etkileme derecesini değerleme amacıyla senaryo analizleri, stres testleri yaparak, bankaların dayanıklılığını ölçmesi, bankaların özkaynaklarını artırıcı, yeterli karşılıklar ayırmaları, teminat portföylerini sağlamlaştırmaları, likidite açıklarını kapatmaları yönünde düzenlemeler yapması gerekirken siyasal otoritenin dayatmaları ile bankaların kredi ve likidite risklerini artırıcı yönde düzenlemeler yapmakta bankaların risklerini artırmaktadır. 

Türkiye, yetersiz döviz rezervi, yüksek bütçe açığı, aşırı iç ve dış borç yükü, yaygın işsizlik, mali yapıları bozuk şirketlerle virüs salgınına yakalanmıştır. Bu badireden, sağgörülü, yetenekli, liyakatli, kamu yararı gözeten yöneticilerin sağlıklı verilere dayanarak alacakları kararlarla çıkılması olanaklı iken, başarılı olamamış, yetenekleri sınırlı kamu ve özel sektör yöneticilerinin bozuk pusulası ile çıkış yolu aranmaktadır. 


Yazarın Son Yazıları

Ekonomik sistem 8 Temmuz 2020
Ne hakla 1 Temmuz 2020
İnsana saygı 10 Haziran 2020
Çaresizlik 27 Mayıs 2020
Virüsün finansmanı 20 Mayıs 2020
CHP’nin etkinliği 13 Mayıs 2020
Virüs senaryoları 6 Mayıs 2020
İnsan manzaraları 22 Nisan 2020