Ekonomide sağlıklı tahminler yapabilmek, gerçekçi beklentilerde bulunmak için neden-sonuç ilişkisi kurulmalıdır. Neden-sonuç, illiyet ilişkisi kurulamayan bir bilim olmaz. Eğer böyle bir ilişki kurulamıyorsa, geleceği sağlıklı biçimde tahmin etmek, politika belirlemek, önlem almak da olanaksızlaşır. Ancak olay gerçekleştikten sonra önlem alınabilir, bunun yararı az olabileceği gibi maliyeti de yüksek olmaktadır.
Beceri, gelişmeleri önceden görebilmek, sorun doğmadan önlem almak, olası olumsuz gelişmeleri engellemek mümkün olmasa bile etkilerini azaltmaktır. Eğer her alanda olduğu gibi ekonomik tahminlerde de kolaycılığa kaçılır; olaylar, gelişmeler siyasal nedenlere, ekonomi dışı nedenlere bağlanırsa, öngörüde bulunulamaz, önlem alınamaz, gereken işler tam zamanında yapılamaz. Siyasal olayları, yurtdışı gelişmeleri önceden görmek olanaklı değildir. Bu tür gelişmeler, olaylar kontrolümüzde olmadığı gibi kontrol etme olanağımız da yoktur. Kuşkusuz siyasal olayların ekonomik gelişmeler üzerinde etkisi olmaktadır. Ancak bu etkiler kısa sürelidir ve ekonomide oluşan genel eğilimlerin yönünü de değiştiremez; kısa süreli olarak, genel eğilimden farklı dalgalanmalara yol açar.
Önümüzdeki dönemde, siyasal gelişmeler ne yönde olursa ekonomik durgunluk daha belirgin şekilde yaşanacaktır? Siyasal olaylar, genel eğilimi değiştiremeyecek, yalnız durgunluğun derinliğini etkileyecektir.
Durgunluğun gelecek dönemde belirginleşeceğine ilişkin göstergelere dikkat çekmeye çalışayım.
? TCMB’nin bankalara zorunlu karşılıklar nedeniyle faiz ödemeye başlaması...
Merkez bankaları genelde normal koşullarda bankalara zorunlu karşılıklar nedeniyle faiz ödemez. Ancak kriz, durgunluk dönemlerinde, bankalara destek olmak üzere faiz ödemeye başlar. Zorunlu karşılıklara faiz ödemesi bankaların zor durumda olduğunu, merkez bankasının destek gereğini duyduğunu göstermektedir.
? Taşınmaz (gayrimenkul) satışında yavaşlama, duraklama...
Açıklanan bilgilere göre bu yılın şubat ayında taşınmaz satışı bir önceki yıla kıyasla yüzde 6.6 oranında azalmıştır. Bu azalışın sürmesi beklenmektedir.
? Perakende satışlarda durgunluk...
2014 yılında perakende satışlar cari fiyatlarla dahi çok düşük oranda artmakta, reel olarak azalmaktadır. Kredi kartlarına getirilen sınırlama, işsizlik oranında artış, geleceğe ilişkin beklentiler, özel tüketim harcamalarında yavaşlamanın süreceğini göstermektedir.
? Bankaların tahsili gecikmiş alacaklarında artış...
Bankacılık sektörünün kredilerinin kalitesinin düştüğü, vade uzatmaları, yenilemeler arttığı gibi ödemelerde gecikme, temerrüt olayları da artmaktadır.
? Cari işlemler açığının Merkez Bankası rezervleri ile fonlanmaya başlanması...
Türkiye’nin derin bir krize yuvarlanmaması için 2014 yılında cari işlemler açığının 50-55 milyar USD dolayında sürmesi gerekmektedir. Sağlıklı finansman kaynağı sağlanamadığı takdirde ülkenin, Merkez Bankası rezervleriyle bu denli bir açığı fonlama olanağı yoktur. Türkiye günümüz koşullarında ancak 2001 krizine benzer bir krizle cari işlemler açığını daraltabilir.
Tüm göstergeler Türkiye’de durgunluğun daha derinleşeceği ve süreğenleşeceği yönündedir. Kısa dönemli ters yönlü gelişmeler, hareketler olsa da bu genel eğilimi değiştiremeyecektir.
Ekonomide Zor Dönem
Yazarın Son Yazıları
Geçenlerde kadim CHP’li bir arkadaşla karşılaştığımda gülerek “‘Yıllar sonra çalışkan, enerjik bir başkan bulduk” diyerek sevinç gösterisi yaptı.
Karakter, bireyin kişiliğini oluşturan, ortaya koyan nitelikleridir.
Kurultay davası, yine beklentilere uygun ertelendi.
Okura, okumaya ilişkin gözlemler, tekil, bölümsel, kısmi de olsa genelleştiğinde yaşanan sorunların ana nedenlerinden biri olabilir.
Kişilerin, değer yargıları, bakış açıları yaklaşımları, olayları değerlendirmesinde, yorumunda etkili olur.
NATO’ya ilişkin yeni düzenlemelerin yapılacağı, İstanbul’da deniz unsur komutanlığından söz edildiği günümüzde, emperyalizmin boğazların kontrolü konusunda plan, niyet ve emellerinin gözden kaçmaması gerekir.
Anket yönteminde; denek seçimi, anketör ve deneklerin ürkmesi, beklentileri veya çıkarlarını koruma güdüsüyle gerçek düşünce ve görüşlerinden farklı yanıtlar vermeleri gibi sorunlarla karşılaşılabilir.
Savaş, doğa yıkımı, çevre kirliliği, siyasal ve finansal krizler, savurganlık; iktisadın ussallığı, akılcı davranışıyla bağdaşacak olaylar değildir.
Laiklik, siyasal ve toplumsal sistemin din ve devlet ayrılığı ilkesi, anlayışıdır.
Kalkınma yalnız bireylerin gelirlerinin artması değil eğitim, sağlık, çevresel olarak yaşam kalitesinin yükselmesidir.
Çin, yarı kolonyal, yarı feodal ülke olarak 2. Dünya Savaşı’nın ardından iç savaş da geçirdikten sonra 1 Ekim 1949’da Mao Zedong önderliğinde halk cumhuriyeti kurulmasıyla kalkınma sürecine girmiştir.
Mizansen, yarar sağlamak, kişi/ kişileri yanıltmak amacıyla önceden hazırlanan yapmacık düzen, tiyatro olarak tanımlanır.
Yargı, hukuk düzeninin sağlanması amacıyla devletin mahkemeler aracılığıyla yerine getirdiği işlevdir.
Ekonomide oluşan kısır döngüyü, çözümsüz süreci, “ekonomiye giriş” el kitaplarında yer alan bilgileri aktararak nedenleriyle açıklamaya çalışacağım.
Devletlerarası ekonomik ve politik amaçlı bir organizasyon olan BRICS, 1998 yılında Rusya Dışişleri Bakanı Yevgeni Primakov’un Rusya, Hindistan, Çin arasında diyalog grupları, forum toplantıları düzenlemesiyle, kısaltma adıyla “RIC” olarak kurulmuştur.
Devletin geliri, kamu hizmetlerini görmek, kamusal malları üretmek için gerçek ve tüzel kişilerden yasa ile topladığı para, vergi ve vergi benzerleridir.
İdeoloji, belirli amaç, görüş ve davranışların temelini oluşturan felsefi ve siyasal öğreti, fikirler sistemidir.
Emperyalizm, kapitalist sistemin varlığını sürdürmesinin gereği, olmazsa olmaz koşuludur.
Ekonomik kalkınma örnekleri olarak daha çok Çin, Güney Kore modelleri incelenirken Hindistan gündeme pek getirilmez.
Sorunlar, neden/nedenlerine doğru tanı konarak, nedenler ortadan kaldırılarak çözülür.
Teknik bilgim olmadığı için F-35, S-400’ler dahil ülkenin savunması ve dış politikasıyla ilgili sorular düğümleniyor.
Her yeni yıla girerken yılın mutlu, başarılı olması istenir, ümitle girilir.
İlke, bir alanda olayı tanımlayan temel kural, önerme, prensiptir.
Terör, bir iktidarı, bir gücü zorla kabul ettirmek amacıyla sistemli şekilde şiddet kullanma, yıldırma, korkutma, tedhiştir.
Enflasyon, en yalın tanımıyla arztalep dengesizliği nedeniyle fiyatların yükselme sürecidir.
Kuvayı Milliye, Milli Mücadele, bağımsızlık savaşımıyla eşanlı din motifli dış destekli karşı hareket başlamıştır.
Sosyal demorasi, halkın katılımıyla sosyal refahı, gönenci ençoklama; halkın egemenliği, özgürleşmesi amaçlı siyasal düzendir.
Kolonyalizm, sömürgecilik bir devletin kendi sınırları dışındaki ülkeler üzerinde hegemonya, egemenlik kurarak ideolojik, kültürel, siyasal, ekonomik baskılarla siyasal, ekonomik çıkar sağlamasıdır.
Ödemeler dengesinde “net hata noksan” kalemi...
Başlık Halkın Haberi renkli sunucusu Ekrem Açıkel’den esinleme; ama fikir Montaigne “Halk doğru olan çok şeyi bilmemeli; yanlış olan çok şeye inanmalıdır”.
Korku kültürü, bireyin; özgüvenini yitirmesine, söyleneni yapmasına, özgürce seçimini önlemeye, özsaygısından yoksunlaştırmaya, değersizleştirilmesine yöneliktir.
Trump’ın büyükelçi Barrack’a “Erdoğan’a meşruiyet verelim” talimatı, meşruiyet tartışmasına yol açtı.
Bilgilendirmede amaç, kamuoyunu aydınlatma, bilgi eksikliğini, oluşan veya oluşturulmak istenen bilgi kirliliğini gidermektir.
İttifak, tek taraflı irade beyanı ile gerçekleşmez.
Planlı kalkınma
Önerilerde bulunurken geçmişte yaşanan olaylardan, deneyimlerden ders alarak gelecekte olabilecek kötü gelişmelerden kaçınmak, uyarıda bulunmak gerekir.
Planlanan, vaat edilen büyük işlerden, söylemlerdense yapılan ufak işler daha yararlıdır.
Çözüm için soruna doğru tanı koymak, amacı belirlemek, süreci amaç doğrultusunda ilerletmek gerekir.
Ekonomi politikasının ana amaçlarından biri de gelirin yeniden dağılımı, dağılımın eşitlikçi yöne evrilmesidir.
Barışçıl, eşitlikçi, gönenç düzeyi yüksek, doğası, çevresi korunmuş bir kürede yaşamak olanaklı ve hedeflenmiş iken savaşların sürdüğü, yoksulluğun, açlığın yaygınlaştığı, haksızlığın arttığı çevrenin, doğanın sürekli kirletildiği, ortalama yaşam kalitesinin düştüğü bir kürede yaşıyoruz.