“Biz Heybeli’de her gece mehtaba çıkardık” diye bir şarkımız vardır hani, Yesari Asım Bey’in sultaniyegâh eseri… Mehtabı yani ay ışığını seyretmeyi seven, o güzelliği de bir şarkıyla dile getiren biz Türkler Ay’a da izlerimizi bırakmışızdır. Son günlerde gündemi meşgul eden bir seyahat söz konusu. 1 Nisan günü dört kişilik mürettebattan oluşan Artemis II Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden uzaya fırlatıldı. 393 bin km uzağa gidecek olan Artemis II, 10 gün boyunca sistemsel testler yapacak, Ay’ın karanlık yüzeyini fotoğraflayacak, sonraki uçuş için de uygun iniş yerlerini tespit edecek.
Malumunuz 12 Nisan 1961 günü Kozmonot Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan olmuş, Vostok I aracıyla Dünya’nın çevresinde 108 dakikalık bir uçuş gerçekleştirmiştir.
Bunun üzerine ABD Başkanı John F. Kennedy 12 Eylül 1962 günü Rice Üniversitesi’ndeki konuşmasında Ay’a gitme hedefini koymuş ve “Biz, Ay'a gitmeyi seçiyoruz ve bunu kolay olduğu için değil, zor olduğu için seçiyoruz!” demiştir.
Bunu başaracak olan Apollo 11, 16 Temmuz 1969 günü Kennedy Uzay Merkezi’nden Saturn V roketiyle uzaya fırlatılmıştır. Neil Armstrong, Buzz Aldrin ve Michael Collins’i taşıyan Apollo 11 20 Temmuz günü Ay’a iniş yapmış, ilk kez Ay’da yürüyen Armstrong da bu yürüyüşü “Benim için küçük ama insanlık için dev bir adım” olarak ifade etmiştir. NASA bu tarihten itibaren 1972’ye kadar 24 astronotu Ay’a göndermiş ve 12’si Ay’ın yüzeyinde yürümüştür.
“PROJEDE GÖREVLİ TÜRK; ARSEV ERASLAN”
Öte yandan Apollo 11 projesinde Türkler de görev yapmıştı. Dilhan Eryurt, İsmail Akbay ve Arsev Eraslan günümüzde bildiğimiz isimlerdir.

*NASA’da, Apollo 11 projesindeki Türkler, Akbay ve Eryurt.
İsmail Akbay, NASA’nın başında bulunan Von Braun’un asistanı olarak uzun yıllar NASA’da çalışmış, Huntsville Uzay Uçuş Merkezi’nde Apollo 11’in “propulsion” (fırlatma) aşamasında Saturn V roketinin yapımında görev yapmıştır. Ayrıca NASA’nın iki numaralı yöneticisi olarak yıllarca personel idare etmiştir.

*Tolga Aydoğan & Arsev Eraslan, İstanbul 2018.
İlk defa 2018 senesinde görüşerek bilgi aldığım Prof. Dr. Arsev Eraslan ise bugün 89 yaşında. O da Tennessee Üniversitesi’nde ders verirken eş zamanlı olarak Arnold Uzay Merkezi’nde Apollo 11 projesi için çalışmıştır. Bu tesis “Re-Entry” yani ‘Geri Dönüş’ için araştırmalar yapılan bir merkez olmuştur. Eraslan’ın buradaki vazifesi astronotları taşıyan modülün dünyaya dönüşünde atmosferde maruz kalacağı yüksek sıcaklığın etkilerini tespit etmek, modülün yanmaması için “ısı kalkanı”nın hangi malzemeden ve ne kadar kalınlıkta yapılacağını belirlemektir. Matematiksel hesaplamalar (yazılımlar) neticesinde modülün üretimi gerçekleşmiştir.
Yaşamını kaleme aldığım fakat henüz yayınlamadığım biyografi kitabında Arsev Hocamız o günleri anlatmıştır, ben de tadımlık olarak sizlerle paylaşmak istedim:
“Huntsville astronotları uzaya çıkarmak için uğraşmıştı, bizse Arnold Uzay Merkezi’nde dünyaya geri getirmek için... Buna Re-entry programı adı verilmişti. Modülün dönüşünde atmosferde yanma tehlikesi vardı. Modül, yüksek bir hızla dünyaya giriş yapacak ve atmosferde 2700 santigrat dereceye kadar maruz kalabilecekti. Modülün “blunt body” (küt burunlu) bir yapısı vardı. Atmosferde maruz kalacağı etkiyi önce rüzgâr tünellerinde denedik. Akışlara baktık. Doğru sonuçları alamadık. Sonra bu hesaplamaları bilgisayarda yapalım dedik. Temmuz 1964’te Arnold Merkezi’ne getirilen Seymour Cray’ın “Super Computer”ı vardı. Bunlar Cray 6400 ve Cray 6600 modelleriydi. Matematiksel hesaplamaları yapmayı denedik ve buna ‘yazılım’ adı verildi. Başımızda, Dr. Bernhard Goethert vardı, o da Von Braun gibi önemli bir isimdi. Proje kapsamında yanıma dört öğrenci asker verdiler. Biz hesaplamaları yaptık, işe yaramış olmalı ki astronotlar sorunsuz bir şekilde dünyaya dönebildi. (…) Öte yandan çalışmaların gizli olması gerekiyordu. Arnold Center’ın içinde herkes birbiriyle konuşurdu, dışarı çıktığımızda tanımıyor gibi davranırdık. Proje hakkında konuşmamız, fotoğraf çektirmemiz yasaktı. Ben İsmail Akbay’ın Huntsville’de çalıştığını bile sonradan öğrendim.”

*Astronotları dünyaya getiren modül
“ERASLAN HAKKINDA”
Eraslan ile yaptığım görüşmeyi 2018 senesinde internette yayımladım. Eraslan da ilerleyen süreçte Fatih Altaylı’nın “TekeTek Bilim” programında Apollo 11’in detaylarını birkaç kez anlattı. ABD’de birçok önemli keşfe imza atan Eraslan son olarak 1996-2001 yılları arasında NASA National Technology Transfer Center’ın başına geçti, baş bilim insanı olarak bu kurumu idare etti.

*Altaylı’nın programında Eraslan.

*Anıtkabir’de Apollo 11 mürettebatı, 20 Ekim 1969 Hayat Mecmuası.

*Armstrong Başbakan Demirel ile Güniz Sokak’ta.
Öte yandan bazı yayınlar yanlış anlaşılmalara da mahal vermiştir. “Eraslan’ın yazdığı manuel yazılım programı olmasaydı Apollo 11’in bilgisayarı bozulduğu zaman dünyaya geri dönemeyeceklerdi, onlar da teşekkür için Ata’nın huzuruna Anıtkabir’e gelmişlerdi” denilerek, iyi niyetle fakat yanlış bir bilgi paylaşılarak Arsev Eraslan övülmeye çalışıldı. Bu haberlerin tek doğru tarafı astronotların 20 Ekim 1969 günü Ankara ve Anıtkabir’i ziyaret ettiğiydi. Bu Eraslan’a veya Atatürk’e özel bir teşekkür mahiyetinde değildi. Astronotlar 38 gün boyunca 24 farklı ülkede 29 şehri gezerek bir dünya turuna çıkmıştı. “Giant Leap” adlı verilen propaganda niteliğindeki dünya turunda 20-22 Ekim tarihleri arasında Türkiye’de bulunmuşlardı. O günü yerinde takip eden Milliyet gazetesinden Mete Akyol da anılarında astronotların Esenboğa Havaalanı’nda coşkuyla karşılandığını, yaşanan izdihamda Ay’a ilk ayak basan Armstrong’un ayağına yanlışlıkla bastığını belirtmiştir. 21 Ekim tarihli gazetemiz ise astronotların “Türkiye, Ay’dan daha enteresan” başlıklı bir beyanatına yer vermiştir. Elbette bu haberler de yüzümüzde bir tebessüme neden olmuştur.

21 Ekim 1969 Cumhuriyet
Astronotların ziyareti bir yana elbette Atatürk ve Cumhuriyeti kuran kadrolara büyük bir teşekkür etmek gerekir. Kısıtlı imkanlarla havacılığı geliştirecek adımlar atmışlar, 1925 senesinde kurulan Türk Tayyare Cemiyeti ve açılan uçak fabrikaları bunun en güzel örneği olmuştur.
Önümüzdeki süreçte Eraslan’ın kitabını yayımlarsak bu önemli bilim insanının gözünden Apollo 11 serüvenin bilinmeyenleri de gün ışığına çıkacaktır. Şu bir gerçek ki Türkler Ay’a ayak basmasa da izlerini bırakmışlardır.