Güneydoğu yöresindeki olaylar yine sürüyor. Ayrımcı teröristlerin sınırlarımızın ötesindeki belli yerlerden destek aldıkları da artık iyice anlaşılıyor. Tam anlamıyla “dış destekli bir bölücü başkaldırma” ile karşı karşıyayız. Ulusal sınırlar içinde barış ve özgürlük içinde yaşamak isteyen herkesinbu bölücü eylemlere hep birlikte karşı çıkması gerekir.
Bölücülük ve terörün ülke bütünlüğü ile birlikte temel hak ve özgürlükleri yok etmeyi amaçladığını anlayabilmek için solcu, sağcı, ortacı, şu bu... olmaya gerek yoktur. “Adam olmak” ve olaylara “yurttaşlık bilinci” ile bakmak yeterlidir.
“Dış destekli bölücü başkaldırma” derken genel sözlerle oluşmuş bir “slogan”dan söz ediliyor sanılmasın. “Apocu” ya da “PKK” örgütü olarak bilinen bölücü terör örgütü, komşumuz Suriye’de üslenmektedir. Suriye’de “Apocular”ın üslendikleri sekiz terör kampı bulunmaktadır. Bu kamplardan ikisi başkent Şam’dadır.
Bu kamplarda PKK teröristleri ile ASALA örgütü birlikte eğitilmektedirler. Batı Avrupa ülkelerinde sıkı işbirliklerine tanık olunan “Ermeni-Kürt” ikilisi, bu kamplarda “silahlı eylem birliği” için eğitim görmektedirler.
Ermeni terör örgütlerinin uyuşturucu madde kaçakçıları ile iç içe oldukları da öteden beri bilinmektedir. Her terör örgütünün bir kaçakçılık örgütü ile bağlantılı olduğu kesin bulgularla ortaya çıkmıştır. Ülkücü terör örgütünün önde gelen militanları, Oral Çelik, Abdullah Çatlı ve Mehmet Şener’in Avrupa’da uyuşturucu madde kaçakçılığı suçu ile kovuşturulduklarını da bu arada bilmek gerekir.
Hele hele ülkücü Mehmet Şener’in tutuklu bulunduğu İsviçre’den Türkiye’ye geri verilmesi söz konusu olduğu zaman “Ben Kürdüm, Kürtçü derneklerde çalıştım” diyerek, Türkiye’de sorgulanıp yargılanmasına engel olması, arkasından uyuşturucu madde kaçakçılığı ile ilgili görülüp tutuklanması, başlı başına düşündürücü bir olaylar dizisidir.
Türkiye’nin son yıllarda tanık olduğu terör olayları çocuk oyuncağı mıydı? Hayır. Terörün nasıl “dış destekli” olduğunu anlamak için şu rakamlara bakmak yeterlidir:
1975 yılından 1980 yılının ilk altı ayına kadar, il ve ilçelerde polisin yakaladığı silah, 11 bin 920 mermi sayısı ise 8 milyon 647 bindir...
1965- 1980 zaman dilimini ele alırsanız, şöyle bir döküm ile karşılaşırsınız:
15 yıl içinde ele geçen tabanca 150 bin, tüfek 45 bin, mermi ise, sıkı durun, tam 32 milyondur.
Şimdi, bugüne dek hiç yayınlanmamış son dökümü açıklayalım:
12 Eylül 1980 tarihinden 24 Kasım 1984 tarihine kadar geçen sürede ele geçen tabanca 647 bin 378, makineli tabanca 4 bin 138, tüfek 49 bin 972, otomatik tüfek 4721 ve 6 milyon 896 bin 634 mermi, 23 roketatar, 22 roketatar mermisi 2 havan topu.
1965 yılından 1984 yılı Kasım ayına kadar geçen yaklaşık 19 yıl içinde, demek ki, yuvarlak hesap ile 800 bin tabanca, 100 bin tüfek, 37 milyon mermi ele geçmiştir.
Bu tabanca ve mermilerin piyasa satış değerleri milyarlarca lira tutmaktadır. Bu paranın banka soygunları ve çeşitli gasplarla karşılanması olanaksızdır. Bu silah ve merminin Türk parası ile satın alınması da olanaksızdır.
Hep yazdığımız gibi uyuşturucu madde konusu bu noktada önem kazanmaktadır.
Burada da bir başka döküm verelim:
Kaçakçılık suçlarını yargılamakla görevli Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 4 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesi’nde, kuruluş tarihi olan, 1982 yılı sonları ile 1984 yılı Kasım ayına kadar geçen sürede 591 kişi çeşitli kaçakçılık suçlarından ağır cezalara çarptırılmışlardır. Bunlardan 390’ı silah, 64’ü uyuşturucu madde, 137’si de gümrük kaçakçılığından mahkûm olmuşlardır. Aynı tür suçlardan dolayı şu anda 146’sı tutuklu, 234’ü tutuksuz olmak üzere 380 kişi yargılanıyor.
Uyuşturucu madde ve silah kaçakçılığı, çokuluslu kaçakçılık örgütleri eliyle yapılmaktadır. “Türk Mafyası” olarak adlandırdığımız kaçakçılık örgütleri, bu çokuluslu örgütün küçücük bir bölümünü oluşturmaktadır.
Türkiye’de yapılan birçok operasyonda afyonun eroine dönüştürülmesi için kullanılan “asetik anhidr” adlı kimyevi madde ele geçmiştir. Bu kimyevi madde, ABD, Almanya, Fransa ve Japonya’da üretilmektedir.
Türkiye’de ele geçen silah ve mermilerin ülke olarak dökümü de şöyledir:
Tüfekler: Sovyet, Belçika, Amerikan, Alman ve Fransız yapısı..
Tabanca: Belçika, Çekoslovakya, İtalya, İspanya, Fransa, Almanya, Amerikan..
Makineli tabanca: İngiltere, Almanya, Çekoslovakya..
Dün, Amerikalılar açıkladı: İsrail nükleer silahlar yapıyor, Suriye’de kamplarda Ermeni ve Kürt militanları eğitiliyor, komşumuz Bulgaristan çeşitli kaçakçılık örgütlerini bağrında gizliyor...
Eğer, yurdumuzu ve ulusumuzu, savaştan, kargaşadan, bölücülükten korumak istiyorsak, bu gerçekler üzerinde açık açık düşünmek zorundayız! Yurtseverlik bilinci, baskıya, sömürüye, savaşa, terör ve kargaşaya hep birlikte karşı çıkılmasını gerektiriyor...