Yüksel Pazarkaya

Dershane ve PISA

13 Aralık 2013 Cuma

Dershane kavgasına tutuşan taraflardan hiçbiri son PISA sonuçlarına değinmedi. Sanki böyle bir şey yokmuş gibi yine susarak geçiştirdiler.
Ekonomik Gelişme ve İşbirliği Teşkilatı (EGİT ya da OECD), birkaç yılda bir, üye ülkeler arasında okul eğitiminin niteliğini ve düzeyini ölçen testler yapıyor. Üçüncü defa yapılan denetimin sonuçları bu yakında açıklandı. Türkiye yine Avrupa’da sonuncu, ama Avrupa dışı üye ülkeler arasında da en sonlarda. İlköğretimin son sınıfında (8/9) öğrencilerin okuma anlama ve matematik yeterliliği ölçülüyor.
Eğitimden baş sorumlu devlet, dolayısıyla hükümet kanadından bu sorumluluğa uygun bir ses yok. Ola ki onlar, “Biz sorumluluğu çoktan dershanelere bıraktık” diye düşünmüş olsunlar. O kesimden de çıt yok. Okul eğitimi diplerde. Sözde okula destek olacak dershanelerin işlevi de bu sonuçla sıfırlanmış oluyor.
Oysa, bu sınavdan her defasında ilk sıralarda çıkan İskandinav ülkelerinde dershane diye bir olgu yok. Devlet okulu bu ülkelerde işlevini yapıyor, eğitim görevini yerine getiriyor. İlk iki testte ortalamanın biraz altında kalan Almanya, bu sonuçtan sonra gerekli adımları atarak, bu kez ortalamanın üstüne çıktı. Almanya’da da dershane yok.
Bizim kuşakla önceki Cumhuriyet kuşağı ve sonraki bazı kuşaklar dershane nedir bilmez. İzmir Namık Kemal Lisesi’ni bitirip İstanbul Teknik Üniversitesi sınavlarına kendimiz de hazırlanabilirdik. Ama sınavdan önce İTÜ adaylara bir hazırlık kursu koymuştu. İsteyen ücretsiz bu birkaç haftalık kursa katılabilirdi. Bir asistan veriyordu kursu. Ben katıldım. Okul bilgimi tazeledim. Fena da olmadı. Giriş sınavını rahat yaptık.
O yıllar Almanya’ya eğitime gidenler hemen üniversiteye kayıt yaptırabiliyorlardı. Dershane kuşaklarının lise ve üniversite diplomaları eşit kabul edilmiyor yıllardan beri.
Madem birkaç kuşaktır dershaneler var ve madem şimdi onların bir işlevi olmadığı düşünülüyor, o zaman bunun çaresi yasaklamak olamaz. Doğal yoldan dershanelerden kurtulmanın yolu, devlet okullarının, Cumhuriyetin ilk onyıllarında olduğu gibi işlevini yapıp, eğitim görevini hakkıyla yerine getirmesidir.
İyi yetişmiş ve toplumda saygın öğretmenler elinde, çağdaş bilimsel dallarda, çağdaş yöntemlerle eğitilecek öğrencilerin dershane gereksinimi de biter. Öğrencisiz ve işsiz kalan dershaneler, özel sermaye şirketleri olarak kendileri birer birer kapılarına kilit vururlar. Çağdaş ve demokratik yol budur.
Çağdaş ve demokratik deyince, laikliğe ayrıca vurgu gerekmez. Meslek okullarının daha çağdaş düzeye getirilmesi ve yaygınlaştırılması, imam hatiplerin de adlarına uygun meslek okulu niteliğine sokulması önemli adımlardır. Altmış yıldır ödünlerle ve çağdışı uygulamalarla yok edilen eğitim ve öğrenim birliğinin sağlam bilimsel temeller üzerinde yeniden kurulması, toplumumuz için yaşamsaldır.
Üniversiteye girişlerin de insanca olması, üniversitelerin, bireyin ve toplumun gereksinimlerini karşılayan ve dengeleyen, düşünmeye ve araştırmaya yönelik, insanı olgunlaştıran kurumlar olması, gelecek kuşakların uluslararası toplum içersinde saygın bir yer edinmelerinin olmazsa olmazıdır.
PISA karşılaştırmasında aldığımız sonuç, okul sistemimiz için yüz kızartıcıdır. Eğitim görevini yerine getirmeyen devlet, kendi kendini fuzuli kılmıyor mu?  


Yazarın Son Yazıları

Kaygan Mantık 7 Şubat 2014
Yargı ve Demokrasi 30 Ocak 2014
Din Kisvesi 29 Aralık 2013
Dershane ve PISA 13 Aralık 2013
Rommel’in Ardından... 17 Kasım 2013
Bir Zihniyetin Yargısı 11 Ağustos 2013
Aziz Nesin'i İhbar... 7 Temmuz 2013
Konuşma Sanatı 26 Haziran 2013
Çöp Ye! 17 Eylül 2012