Gözümüz Samandağ’da...

Gözümüz Samandağ’da...

11.07.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ben bildim bileli kadınların, kazanılmış haklarını savunmak için verdikleri mücadele hiç bitmedi bitmeyecek. Bizde de dünyanın her yerinde de... Bakınız: Bir gecede ansızın çıkıverdiğimiz İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden kavuşabilme çabası. Bakınız: Kadının kendi soyadını kullanabilme hakkı için verilen mücadele vb. 

Neyse ki bu arada güzel şeyler de oluyor. Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı’nı (KEDV) kurulduğu 80’li yıllardan beri yakından izlerim. Kurucusu ve yöneticisi Şengül Akçar’ın enerjisine hayran olmamak elde değildir. Çok etkili bir STK olarak kadın yoksulluğuna karşı savaşırlar; kadın emeğini ekonomiye katarlar, kadınların ekonomik gücünü artırırlar; kooperatifleşmelerini, eğitimlerini, turizme açılmalarını sağlarlar; oyuncak fabrikaları, kütüphaneler, pazarlar, kreşler kurarlar; kadın girişimciliğine yol açarlar, afet ve göç mağdurlarını iş güç sahibi kılarlar. Özetle bir kadından başlayıp yüzlerce aileye, binlerce çocuğa uzanırlar.

MUHTEŞEM İŞBİRLİĞİ 

Önceki gün harika bir buluşmaya tanıklık ettim. 

6 Şubat depreminden sonra, şimdiki adıyla Oxfam KEDV ile Mey Diageo güçlerini birleştirmiş, el ele çalışmaya karar vermişti. İlk hedef, Hatay’ın Samandağ ilçesini, kadınların liderliğinde bir turizm merkezi haline getirmekti. Bölgede sürdürülebilir bir gelecek kurmak için Samandağ Kadın Kooperatifi ve Samandağ Belediyesi’yle güçbirliği yapıp Samandağ Gastronomi Köyü projesini başlattılar. 

Önceki günkü buluşmada Samandağ Belediye Başkanı Emrah Karaçay’ın, May Diageo Genel Müdürü Bahar Uçanlar ve KEDV Başkanı Şengül Akçar’ın açıklamalarını dinlerken üçünün de heyecanına tanıklık ediyordum. Genç başkan Emrah Karaçay her ikisine de teşekkürünü, minnetini sunarken olumlu ve yaratıcı belediyecilik örneği veriyordu. Onların bu heyecanı, bu projeye nasıl da gönül verdiklerinin ve sağladıkları ilerlemenin coşkusunu, sevincini yansıtıyordu. 

Deprem olmadan önce zaten Samandağ’da bir gastronomi köyü çalışması vardı. Ama gelin görün ki... O korkunç yıkım... Hem doğal afet hem doğal olmayan afet! 

Şimdi Samandağ Kadın Kooperatifi tarafından belediyeden kiralanan ve depremde zarar gören gastronomi köyü daha da zenginleştirilerek ayağa kaldırılıyor. Ancak birçok artı özellikle: 

YAŞAM BOYU ÖĞRENİM 

En büyük artı: Öncelikle bölge kadınlarının (Learning For Life) Yaşam Boyu Öğrenim Programı kapsamında eğitilmesi. Bu eğitimle, kadınların istihdama kazandırılması, yörenin geleneksel gastronomi kültürünün ve lezzetlerinin kayda geçirilip kalıcı hale getirilmesi. Ve elbet bunların sonraki kuşaklara aktarılması. Bu programla gastronomi ve turizm kapsamında, Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversite onaylı dersler veriliyor. 

Geçen mayısta 40 öğrenci vardı, haziranda 100 kadına ulaştı. Eğitimlere sadece Samandağ’dan değil, bölgeden isteyen bütün kadınlar katılabiliyor. 

20 dönüm alanda; içerisinde eğitim, konaklama, restoran gibi bölümler için elverişli yapılarla, bahçecilik için uygun alana sahip Samandağ Gastronomi Köyü’nün 2024 Ekim’de açılması düşünülüyor. Samandağ’a gelen konuklar gastronomi köyünde konaklayabilecek. Ayrıca yine kadınların ürettiği yöresel ürünlerin satılacağı dükkânlar da olacak. Köy hayata geçtiğinde, şefler ve eğitmenler dışında, kalıcı olarak 50 ila 100 kişi arasında kişi burada görev yapacak.

Büyük depremden üç ay önce Hatay’daydım. Kitap Fuarı, PEN Yazarlar Derneği Buluşması... Elbet Samandağı’nı ziyaret etmiş, Titüs Tüneli, Beşikli Mağarası’nı yeniden gezmiş, tüm nüfusu Ermeni olan o güzelim Vakıflı köyünü yeniden ziyaret etmiştim.

Şimdi önümüze bakmak, tünelin ucundaki ışığı yakalamak, umudu çoğaltmak, “Haydi Samandağ Gastronomi Köyü ileri” demek düşüyor bizlere. Gözümüz Samandağ’da.

Yazarın Son Yazıları

‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025