Kayseri, futbol oynamayı seven bir takım. Oyunu bozmaktan sahaya çıktığı anda elinde olan 1 puanı canla başla savunmaktan çok kendisinin kuvvetli, rakibinin de zayıf yanlarını tartarak iyi futbol oynamak için çıkıyor sahaya. Galatasaray’a gelince; Evinde olmanın, sevdiği bir kadroyla sahaya çıkmanın ve Kayserispor’un kendisine alan tanımasının avantajıyla fazlaca rahat rakibi karşısında… Bu öyle bir rahatlık ki topla oynama oranı rakibinden 3 kat fazla. Ancak rakibin oyun oturduktan sonra yakaladığı tehlikeli pozisyon da kendisininkine eşit! G.Saray’ın bu maçın enerji depoları Nagatomo ve Mariano’nun oyuna katkısıyla ilk dakikadan itibaren geliştirilen ancak son vuruşları ciddiyetsiz gol pozisyonlarına karşılık; Kayserispor, sağ kanattan akın akın geliyor. G.Saray savunmasıyla tavşan kaç-tazı kovala oynuyor ve sonunda da Chery’nin akıl dolu ortası ve onu tamamlayan Kravets’le 15. dakikada öne geçiyor.
G.Saray’ın kronik hastalığı ‘tepkisizliğin’ nüksetmesine bu kez Fernando izin vermiyor. 16. dakikada takımını hızlı çıkartıp kaleye etkili bir şut yolluyor. Bu kaleciden dönüyor ama pozisyon yaratmak yerine pozisyon ‘avlamayı’ uzmanlık haline getiren Diagne’nin vuruşuyla beraberlik golünü yakalıyor. Bu moralleri yerine getiriyor ama Kayserispor peş peşe girdiği hepsi net pozisyonlarla beraberlik niyetinde olmadığını kanıtlıyor. Bu toplardan herhangi birinin ağlara kavuşmaması tek kelimeyle açıklanabilir ‘şans/sızlık...’ Öte yandan maçın kaderini bir ‘el’ belirliyor. 38. dakikada Lopes, elle oynama kararıyla 2. sarısını görüp takımını 10 kişi bırakıp üzerine bir de Diagne, verilen penaltıyı gole çevirince artık Kayserispor için maç ‘el’den gidiyor. Bu dakikadan itibaren oyunun, skorun, sahanın mutlak hâkimi G.Saray. Bunu teyit eden 3. golü de 45+4’te Mariano’nun mükemmel asistini tamamlayan Nagatomo’yla kazanıyor. Maçın 2. yarısı, ‘şakacıktan’ oynanıyor. Zira kimsenin ne gol atmaya ne de gol yemeye niyeti yok. G.Saray, 3 puanı rahatça cebine koyup lidere ‘elim sende’ mesajı gönderiyor.
‘El’im sende
Yazarın Son Yazıları
Galatasaray’ın, ilk düdükten son düdüğe; performansını düşürmeden yüksek tempolu, baskılı ve organize bir futbol sergilediği doğru.
Belki maç başlamadan önce, Galatasaray’ın Avrupa yorgunu olması ve birinci kalecinin sakat olması avantaj gibi gözükmüştür Antalyaspor teknik heyetine.
Galatasaray, maçın ilk 45’te, Samsunspor ligin büyüklerinden rahatça puan koparan, dişli takımlardan biri değilmiş, hatta hiç yokmuş gibi oynuyor.
İstanbul derbilerinden, heyecan, çekişme, güzel futbol beklemeyeli çok oldu... En fazla, “Olay çıkmasa bari” temennisinde bulunabiliyor insan. Maç en azından bu beklentiyi karşılıyor.
Eksik ve tuttuk…
Galatasaray için maç, klişe bir pembe dizi gibi başlıyor…
İki Galatasaray var, Kocelispor deplasmanında. İlk yarıda “Ne de olsa sınıf birincisiyim. Çalışmadan geçerim” rahatlığıyla çıkıyor sahaya. Çabalamıyor, konsantre olmuyor…
Tıpkı, arılar gibi, iki takım da vızır vızır...
Yorgun Galatasaray, önce vasat bir oyun sergilerken pozisyon yaratma işini tek kişiye; maçın en hırslısı Osimhen’e bırakıyor.
Galatasaray maça, yelkeni rüzgâr dolan bir cruiser gibi başlıyor, ilk on dakika böyle devam ediyor.
Milli maçlar sonrası yorgun ya da Şampiyonlar Ligi öncesi heyecanlı; Galatasaray, normaline göre durgun bir futbol oynuyor.
Yorgun Galatasaray ve rakibini iyi çalışmış bir Beşiktaş...
Sırasıyla Yunus (23), Icardi (45+1) ve Torreira’nın (65) golleri, istikrarlı bir baskının değil yakalanan fırsatlara eklenen kişisel becerilerin ürünü.
Heyecanlı ve tedirgin G.Saray maça bocalayarak başlıyor.
Olimpiyat Stadı’nın lanetinden midir, verilen aranın rehavetinden mi bilinmez...
Galatasaray, evinde konuk ettiği Çaykur Rizespor karşısında “dalgalı” bir futbol sergiliyor...
Galatasaray, geçen sene olduğu gibi bu yıl da “her maça bir kahraman” trendini sürdürüyor. Topla oynama oranının yüzde 70’e varması yanıltıcı olmasın.
4 dilimi var G.Saray-Karagümrük maçının.
Gaziantep ile Galatasaray’ın karşı karşıya geldiği sezonun ilk maçının açmazı şu:
Erden Timur, Galatasaray’da yeni bir görev üstlenmeyeceğini açıkladığında, tüm camia endişeyle beklemişti yeni sezonu: Bu futbolcuları kim motive edecek?
Galatasaray, yaşadığı ‘sevinçli telaş’la biraz bocalasa da 26’da Osimhen’in golüyle rahatlıyor.
Yolundan şaşmadı
Birlikte
Tam takım devam
Yürüyeduruyor
‘Çok’ ile ‘hiç yok’
Koltuğunda rahat
Kadıköy hatırası
3 puanın günahı
Taşikardisiz 3 puan
Uyuyan dev
Kim kurtuldu?
Langırt
Yokluğu yara
Mesele
Nasıl olacak?
Tutuk ama istikrarlı
Uyanış
Kilit son maça
Azı dişi!