Barış Doster

Rusya’nın Ortadoğu ve Akdeniz’de artan ağırlığı

15 Ocak 2020 Çarşamba

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, önceki gün Moskova’da, Türkiye, Rusya ve Suriye’den üst düzey isimlerin katıldığı üçlü bir toplantı yapıldığını duyurdu. Toplantıda Türkiye’yi Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı, Suriye’yi Ulusal Güvenlik Bürosu Başkanı temsil etmişler. Rusya öncülüğünde, Moskova’da, Libya konusunda da bir adım atıldı. Rusya’nın desteklediği, Türkiye’nin karşı çıktığı Halife Hafter Moskova’ya davet edildi. Türkiye ve Rusya’nın yaptığı ateşkes çağrısına uyması istendi. Fakat Hafter, ateşkes önerisini reddetti ve Moskova’dan ayrıldı.

 

Rusya’nın, Suriye ve Libya konusunda, aynı günlerde attığı bu adımlar, öncelikle, Ortadoğu’da, Akdeniz’de artan ağırlığını gösteriyor. Libya’nın Afrika için, Suriye’nin Ortadoğu için öneminin farkında olan Rusya, buralarda ağırlığını artırırken, aynı zamanda Türkiye üzerindeki nüfuzunu da pekiştiriyor. En büyük enerji tedarikçisi olduğu, S-400 hava savunma sistemi sattığı Türkiye’yi, kendisiyle birlikte hareket etmeye yöneltiyor. Türkiye’nin, Libya ve Suriye’yle olan tarihsel, siyasal, kültürel, toplumsal bağları, Rusya’nın bu ülkelerle olan bağlarına oranla daha güçlü olsa da, buralarda Türkiye, Rusya’nın ağırlığını kabul ediyor. SSCB ve komünizm karşıtı siyasi gelenekten yetişen, Komünizmle Mücadele Dernekleri’nde olgunlaşan, gençliklerinde “Komünistler Moskova’ya” şeklinde slogan atan, NATO ve ABD’yi Türkiye’nin, Türk dünyasının, İslam âleminin dostu gören bir siyasi heyetin yönettiği Türkiye, Libya ve Suriye konularında Rusya’yla uyumlu davranmaya özen gösteriyor.

 

Putin’in öncelikleri

 

Rusya’nın son 100 yılda üç kez rejimi, ismi, sınırları değişti. 1917 Ekim Devrimi öncesinde Çarlık Rusyası monarşiydi. 1922’de kurulan SSCB komünistti. SSCB’nin 1991’de dağılmasıyla kurulan Rusya, yarı başkanlık rejimiyle yönetilen federal bir devlet. Dünyanın en geniş sınırlarına sahip, imparatorluk bakiyesi bir cumhuriyet olan Rusya’nın devlet geleneği güçlü. Tarihsel birikimi sağlam. Diplomatik hafızası derin. Kültürel, bilimsel, sanatsal, sportif altyapısı gelişmiş. Yetişmiş insan gücü zengin. Politik akımlar arasında milliyetçiler, komünistler, Batıcı liberaller, Avrasyacılar dikkat çekiyor. Ekonomik büyüklüğü 1.6 trilyon dolar. Gelir kalemleri arasında enerji, maden ve silah ihracatı, nükleer santral yapma kabiliyeti öne çıkıyor.

 

Rusya’da ordu ve istihbarat güçlü. SSCB’nin dağılmasıyla incinen ulusal gururu tamir eden Devlet Başkan Vladimir Putin de bu bürokratik gelenekten yetişmiş. Rus siyasal kültüründeki güçlü, karizmatik, otoriter devlet adamı tipinin simgesi. Halkın güvenliğini, ulusal gururunu, ekonomik refahını temin ve tatmin etmenin, toplumun güvenini, desteğini kazanmak için önemli olduğunu biliyor.

 

Putin, Türkiye’yle gelişen ilişkileri önemsiyor. Türkiye nedeniyle NATO içinde yaşanan tartışmanın Rusya’nın elini güçlendirdiğini görüyor. Türkiye’yle iyi ilişkilerin, Rusya’nın elini Ortadoğu’da, Kafkasya’da, Karadeniz’de, Akdeniz’de, İslam dünyasında güçlendirdiğini saptıyor. Türkiye’ye enerji ve silah satarak, Türkiye’nin ekonomisi ve dış politikası üzerinde de etkili oluyor.

 

Özetle Rusya, şu formülü biliyor: Ortadoğu’da etkili olmak için Avrasya’da, Avrasya’da etkili olmak için Ortadoğu’da güçlü olmak şarttır. Buralardaki etki, dünyadaki nüfuzu da pekiştirir.   


Yazarın Son Yazıları