Barış Doster

Cumhuriyetçi muhalefet ve liberal ihanet

29 Ocak 2020 Çarşamba

Ana muhalefet partisinin genel başkanı, yanına kurmaylarını da alarak, geçen günlerde liberal (onlar kendilerine liberal sol diyorlar, ne demekse) gazetecilerle İstanbul’da bir yemekte buluştu. İlginç bir fotoğraftı doğrusu. Ergenekon başta olmak üzere kumpas davalarını, iktidarla, FETÖ’yle birlikte hararetle destekleyenlerle, Ergenekon kumpasında Silivri’de yatmış CHP’li Tuncay Özkan yan yana oturuyordu. Hürriyet’ten Ertuğrul Özkök, buluşmayı övdü. Şaşırtmadı. Gazetemizden Özdemir İnce, Işık Kansu, Zülal Kalkandelen, Sözcü gazetesinden Soner Yalçın, çok sert eleştirdiler. Doğrusunu yaptılar. Yemek masasında bazı ikinci cumhuriyetçilerin eksik olduğunu da yazdı Özdemir İnce ustamız. Liste verdi. Onun listesine birkaç kişi daha eklenebilir. FETÖ’nün gazete ve televizyonlarının gözdelerinden Eser Karakaş, Atilla Yayla, İhsan Dağı mesela. Ayrıca Gülay Göktürk’ü, Asaf Savaş Akat’ı, Tarhan Erdem’i unutmamak gerekir. Ayhan Aktar, Osman Can, Hasan Bülent Kahraman, Cengiz Aktar ve Hüseyin Ergün de masada olmalıydılar. Birikim dergisi tam kadro davet edilmeliydi.

Kafalara takılan soru şu: Toplumda karşılığı, ideolojik ağırlığı, siyasal tutarlılığı, aydın olarak itibarı olmayan bir heyetten ne alabilir muhalefet? Uğur Mumcu’yu anarken, onun Atatürkçü, Cumhuriyetçi, devrimci, antiemperyalist, Kuvayi Milliyeci, solcu yönlerini öne çıkarıp ikinci cumhuriyetçilerle birlikteyken gülümsemek, tutarlılık mıdır? Solculuğun; öncelikle ve özellikle antiemperyalist olmayı, emekten, eşitlikten, aydınlanmadan, bağımsızlıktan yana olmayı gerektirdiğini bilmesi gereken bir partinin, hayatta bu kavramları ağzına almadan solculuk oynayan bir heyetten öğreneceği ne olabilir? Solculuğu sivil toplumculuk, devrimciliği mezhepçilik, sosyalizmi etnikçilik, ilericiliği hemşericilik sayan; tarikat ve cemaatleri sivil toplum kuruluşu sanan; Soros’tan, CIA ajanlarından, Avrupa Birliği temsilcilerinden aferin almakla övünen bir kadro, sol adına ne konuşabilir?

İşin özü şurada: İkinci cumhuriyetçi, yetmez ama evetçi takım, Turgut Özal’ın dizinin dibinde, Cem Boyner’in yamacında çok gezdi. Muhsin Yazıcıoğlu’na da yaklaştı, Aydın Menderes’e de. HDP’den CHP’ye, ÖDP’den AKP’ye uzanan geniş bir yelpazede çok dolaştı. İşveren örgütlerinde de etkili oldu, işçi sendikalarında da. Medyada, akademide, yabancı fonlarla desteklenen kitle örgütlerinde öne çıktı. Hep gücün, her zaman iktidarın yanında oldu. Beslendi. Açılım süreci denen çöküş sürecinde “akil adam”, Ermeni, Alevi açılımlarında danışman konumundaydı. FETÖ ve PKK terör örgütlerini övmeyi, meşrulaştırmayı, şirin göstermeyi hiç ihmal etmedi.

Saray yenilenince dalkavuklar da yenilenir

Fakat ezilenin, mazlumun yanında olmadı hiç. Eli nasırlı köylülerin, yoksul işçilerin safında bulunmadı. ABD’nin bölgemizdeki işgallerine cepheden karşı çıkmadı. Darbe sonrasındaki görevlerini, darbecilerle olan yakınlığını, siyasi yasakların sürmesi için gösterdiği çabayı dikkate almadan Turgut Özal’ı demokrasi, özgürlük, sivil toplum şampiyonu ilan etti. Yemen Türküsü’nü, İzmir Marşı’nı dinleyince gözü yaşarana ise “ırkçı”, “faşist” diyecek kadar Türk milletine yabancılaştı.

“Resmi tarihi sorguluyoruz”, “geçmişimizle yüzleşiyoruz”, “tarihimizle barışıyoruz” diyerek, Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet devrimine saldırırken, emperyalizmin psikolojik savaş aygıtı olarak kullanıldı. En gözde üniversitelerde, büyük sermayenin düşünce kuruluşlarında, FETÖ’nün, iktidarın medya organlarında görev aldığı halde, hiç utanmadan, “risk altında akademisyenim” diyerek, yurtdışına gitti. ABD ve Avrupa tribünlerinde oturup, Türkiye’ye “yuh” çekti. Atatürk’e ve Cumhuriyete saldırmanın, ulusal ve sol olana çullanmanın ödülünü, hem içteki hem dıştaki güç odaklarından hep aldı.  

 1980’den bu yana destek verdikleri iktidarların kimler olduğunu hiç düşünmeden, mevcut iktidara verdikleri desteğin özeleştirisini hiç yapmadan, yüzleri kızarmadan şimdilerde muhalefeti şekillendirmeye uğraşıyor ikinci cumhuriyetçi takım. Örgütlü ve kurumsal cehaletlerini, liberal ihanetleriyle birleştirerek temize çıkmaya çalışıyorlar. Saray yenilenince dalkavuklar da yenilendiğinden, düne kadar destekledikleri ve beslendikleri iktidarın gözünden düşen bu zevat, yarın iktidarın değişebileceğinden hareketle, şimdiden muhalefete yatırım yapıyorlar. Güç kimde ise onun çevresinde kümelenmeyi, her iktidardan nemalanmayı başarıyorlar da.  

 Fakat onlara kirli sicillerini, kırıklarla dolu karnelerini anımsatmak; zekâmızla alay etmelerine, aklımızla dalga geçmelerine fırsat vermemek gerekiyor.   


Yazarın Son Yazıları