Bağış Erten

Berlin’de İtalyan barajı aşıldı

07 Haziran 2015 Pazar

Haziran 2015. Termometre 32 derece gösteriyor. Bunaltmak için bu yetmezse diye bir de bulut var. Sanki ortalama haziran sıcaklığı 16 derece olan Berlin’de değil de Antalya- Adana arası bir yerde “temmuz kavurması” yiyoruz. Böyle bir ortamda ne yapılır? Evde oturulur! Ama bugün günlerden Şampiyonlar Ligi Finali ve Berlinlilerin de Barcelonalıların da Juventusluların da buna niyeti yok. Akdeniz finaline Akdeniz havası yakışır! Ünlü Brandenburg kapısının önünde kocaman bir “fanzone” yani taraftar alanı var. Oyun oynayan oynayana. Akşama dek zaman geçirmek lazım. Fakat bu sıcakta zaman akmak bilmiyor. İlk düdüğe saatler kala gözleri şaşı bakan, alkol istiap haddini aşmış, enginlere sığmamış taşmışlar fink atıyor. Sesleri daha öğle vakti kısılanlar da cabası. Geçmiyor saatler geçmiyor.

Başbakan Pirlo var!

Maç öncesi konuştuğumuz Cristian Karembeu sanki bizden daha heyecanlı. Bu stadın Dünya Kupası Finali’nde İtalyanlara şans getirdiğini söylüyor. Haklı. Zidane’nın kafasını unutmak mümkün mü? Gerçi Materazzi de yok, o da. Onların yokluğunu ısırık kardeşliği Chiellini- Suarez’le giderebilirdik ama Chiellini de yok. Ama Başbakan Pirlo var. Ve o varken Juventuslular için hep umut var. Tabii bir yere kadar.

Çakır ve dava arkadaşları

Bir önceki gün antrenmanda neredeyse her attığı gol oldu Messi’nin. Zannedersiniz basket maçı öncesi üçlük antrenmanı yapıyor. Juventus ise yarı sahada çift kale yaptığı antrenmanda bile gol atamadı/yemedi. Onların önceliği yememek, Barçalıların atmak. En güzel maç siparişi aslında. Atanla yemeyen kombinasyonu. Oysa daha dördüncü dakika dolmadan gol var. Yine de maç öyle gürül gürül akmıyor. İspanyollar kaçırdıklarına dövünüyor. Dördü bulabilirlerdi. Sanırım bu yüzdren suskun Juveliler. Ama ikinci yarı ortalık bir süre siyah beyaza kesiyor. Bir önceki gün herkese doymuş gözümüz. Pogba çak yapacak kadar yaklaşıyor yanımıza. Morata sırım gibi. Xavi hakikaten benim boyumda. Maç için tahminler yapıyorum. Ama golü atanın Rakitic olacağı aklımın ucundan geçmiyor. Gene de bir şutu kulağımı sıyıran Iniesta asisti yaptı diye mutluyum. Herkes bir yana o bir yana. Maçın sonucu kadar Cüneyt Çakır’ı ve “dava arkadaşlarını” merak ediyoruz topluca. Sonuçta Türkiye futbol tarihinin en büyük başarılarından biri bu. O yüzden her pozisyonda hepimizde ayrı bir ihtimam. Basın tribününde yabancı gazetecilerin mimiklerini takip ediyorum. Pogba’nın düşüşü, kartlar falan; sayılmayan golde de el var. Yardımcılar da tıkır tıkır. Oh be, hepsi tamam.

Iniesta Demirtaş’ı andırıyor

İlk yarı bittiğinde hâlâ karanlık çökmemiş. Biraz serinlik çıkıyor. Temposuz geçen ilk yarıya merhem diye. Oluyor da. İkinci devre hızlı başlıyor. İki gol geliyor karşılıklı. Hız arttıkça artıyor. Benim kafa da tam orada dağılıyor. Iniesta, Demirtaş’ı andırıyor sanki. Başbakan gerçekten Pirlo olsaydı keşke. Barcelona barajı geçmekle kalmıyor, alıp yürüyor. Juventus sandıktan oy çaldırmamak için direniyor, Morata’yla başarıyor da. Ama rakibin eli ayağı çok hızlı. Bir oy, pardon bir gol her şeyi değiştirebilir. Blatter seni başkan yaptırmayacağız. Yanımda Hugo Sanchez oturuyor. Müşahitlik yapacak herhalde. Bir röveşataya bakar bu yazı. Ne demişti Socrates. Diktaya karşı ayın 15’inde oy kullanın. Messi’nin frikiği barajı bir aşsın, ondan sonrası kolay. Yüzde 13’le bitti maç; pardon 1-3. Berlin’de güneş çarpınca tam çarpıyormuş. Şampiyonlar Ligi Finali’nden selam olsun.

BERLİN 


Yazarın Son Yazıları

Bu sezon o sezon değil 2 Eylül 2018
Herkes biliyor 29 Ağustos 2018
Vurdulu kırdılı 27 Ağustos 2018
Ses var görüntü yok 24 Ağustos 2018
Pratik dersen sallanmakta 19 Ağustos 2018
Beni kategorize et 17 Ağustos 2018
Sporun detoks etkisi 1 Ağustos 2018
Zafer takı üç renkli 16 Temmuz 2018
Haddinizi bilin! 14 Temmuz 2018
İki ters bir düz 8 Temmuz 2018
İyimser olmayan umut 4 Temmuz 2018
Reyting de mi gol değil! 27 Haziran 2018