Barış Doster

Dış politikada ölçü, denge, istikrar

22 Şubat 2020 Cumartesi

Suriye meselesinin kördüğümü olan İdlib’de gerilim sürüyor. Gerilim Türkiye’yi her açıdan olumsuz etkiliyor. Rusya’yı endişelendiriyor. Suriye’de sağlıklı, sürdürülebilir bir çözümü zorlaştırıyor. Türk - Rus anlaşmazlığının derinleşmesi bir tek ABD’yi memnun ediyor. Çünkü Türkiye, ABD’nin desteğini daha çok arıyor, ABD’yi Suriye’de daha çok inisiyatif almaya çağırıyor. Türkiye’nin başka sorunları da var. Tartışalım…

Birincisi, Türkiye’nin Suriye konusunda en çok muhatap olduğu iki ülke var. İkisi de büyük güç: Rusya ve ABD. Her iki devletle de farklı gerekçelerle, farklı ölçekte sorun yaşıyor Türkiye. Her ikisi de farklı nedenlerle ve farklı yöntemlerle PKK - PYD - YPG terör örgütünü destekliyorlar. Türkiye’nin bu terör örgütüne karşı yürüttüğü haklı ve meşru mücadeleye karşı çıkıyorlar, Suriye’deki askeri varlığına olumsuz bakıyorlar. 

İkincisi, Türkiye, Rusya’yla sorun yaşayınca ABD’ye yöneliyor. ABD’yle arası açılınca Rusya’yla yakınlaşıyor. Bu durum sağlıklı, sürdürülebilir değil. Kalıcı ve istikrarlı da değil. Büyük güçler arasında bu tür bir denge politikası izlemek yerine, bölgede istikrar unsuru olmak daha doğru. Bunun yolu da, iç cepheyi güçlendirmekten; ekonomiden adalete, eğitimden sağlığa her alanda bünyemizi kuvvetlendirmekten; bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmaktan geçiyor. Bu başarılırsa, büyük devletlerle ilişkiler de daha eşit, daha dengeli, daha sağlıklı bir zemine oturur.

Üçüncüsü, büyük güçlerin, emperyalist devletlerin karakterini, sorunlara yaklaşım biçimini iyi bilmek şart. Unutmamalı, büyük devletin tanımlarından biri de şudur: İstediği her şeyi yapamaz, ama istemediği bir şeyin yapılmasına da izin vermez. ABD ve Rusya’yla ilişkilerde Türkiye bu gerçeği gözetmeli. Her iki devletin de Türkiye üzerinde farklı alanlarda, güçlü nüfuzu var maalesef.

Büyük güçler nasıl davranır?

Dördüncüsü, büyük güçler, yerleştikleri bir coğrafyadan centilmence çıkmazlar. Çıkmak zorunda kalınca yakarak, yıkarak çekilirler. Dahası, yeniden oraya müdahale etmelerine sebep olacak sorunlar ekerek, urlar bırakarak çıkarlar. Bunu tarihte en çok İngiliz emperyalizmi yapmıştır. Günümüzde ABD yapmaktadır. Afganistan, Irak, Libya, Suriye’de yaşananlar bunun kanıtıdır.

Beşincisi, ülkeler arasındaki ilişkiler, mutlaka diğer ülkelerin dikkatini çeker. Komşu iki ülkenin ilişkilerinin gelişmesi veya gerilmesi, mutlaka diğer komşuların, üçüncü ülkelerin ilgi alanına girer. Misal, Türkiye - Suriye ilişkileri, sadece ABD ve Rusya’nın değil, Irak ve İran’ın da, Fransa ve İngiltere’nin de yakın takibindedir. Misal, geçmişte Ermeni açılımı sırasında, Türkiye’nin Ermenistan’la imzaladığı protokoller, Azerbaycan tarafından takip edilmiş, Bakû’nun tepkisini çekmiştir. Misal, Türkiye’nin Ukrayna’yla ilişkilerinin daha da güçlenmesi, Moskova’nın sert tepkisine neden olmuştur. Misal, Türkiye’nin yakın ilişkilere sahip olduğu Pakistan’la ilgili bir açıklaması, Hindistan’ın Türkiye karşıtı bir açıklama yapmasına yol açmıştır. Misal, Türkiye İsrail’le yakınlaşsa, İran tedirgin olur; İran’la ilişkileri gelişse, İsrail endişe duyar…

 Sözün özü, dış politika bilgi, birikim, deneyim ve ciddiyet gerektirir. Hamasete yer yoktur. Ölçü kaçarsa, denge de olmaz, istikrar da sağlanamaz.


Yazarın Son Yazıları