Müjdat Gezen

İlk oyum

08 Ocak 2024 Pazartesi

Milletvekili seçimleri yapılıyordu. Benim de ilk oyumu kullanma sıram gelmişti. Heyecanlıydım, gençtim. İlk oyumu TİP’e verdim. Son oyumu da. TİP Meclis’te grup kurdu. Sonraki yıllarda CHP’ye verdim oyumu. Atatürk’ün kurduğu partiye. Yüz yıl geçmiş, diğer partilerin liderleri gidince o parti yok oluyor. CHP’de bu olmadı. Yüz yıldır yaşıyor. Düşe kalka da olsa... Du bakalım n’olacak?...

SAHNE ANILARI

Çok sevdiğim ve birlikte oynamaktan haz aldığım iki oyuncu vardı:

Zihni Küçümen, Ali Yalaz... Bir gün ikisi ile “Hababam Sınıfı”nda oynuyoruz. Ali ağabey lafını unuttu. Zihni abi ıkınıp sıkılıyor, hatırlatmaya çalışıyor ama nafile. Ali ağabeyde çıt yok. Sahne durdu. Böyle zamanlarda vakit geçmek bilmez... Neyse. Antrakt oldu. Kulisteyiz. Ali abi dedi ki: “Zihni gördün mü yahu, trak girdi” dedi. Zihni abi lafı yapıştırdı: “Ali ona trak denmez antrakt denir.”

NOT: TRAK, bildiğiniz gibi, sahnede repliği unutmaya denir.

UZAYDA HAYAT

Var mı yok mu hiç merak etmedim. Beni hiç ilgilendirmez. Var veya yok. Sonra ne oluyor onu bana anlatsın biri. Diyelim ki uzayda hayat var ama binlerce yıldır biz o canlıları göremiyoruz bir türlü. Ya da hayat mayat yok. Yalnızız. Bunların hiçbiri benim değerli olan vaktimi almak için bir neden olamaz. Ben başka şeylerle uğraşmayı severim. İnsana dair olmalı ilgi alanımız. Tabii hayvanları, doğayı, tüm canlıları severim, ilgilenirim. Ama uzaylılarla ilgilenmiyorum kardeşim. Siz de bana diyebilirsiniz ki: “Biz de seninle ilgilenmiyoruz.” Yalancııı... İlgileniyorsunuz. Öyle olmasa bu yazıyı okuyor olmazdınız. Ama ne olursa olsun ben sizinle ilgileniyorum ve bunu kendim seçtim. Bu mesleği yapan biri onu izleyen, seven, okuyan kişilerle ilgilenmezse akıntıya kürek çekiyor demektir. Hiç denediniz mi denizde? Çok zordur.

‘AHMAK BİLİMİ’

National Geographic belgesel kanalında izlediğim bir bölümün adı bu... İzlerken arada bir kendimi test ediyorum. “Acaba ben ahmak mıyım, değil miyim?...” diye. Arada kaldım. Şöyle bir yaptığım şeylere bakıyorum. Pek akıllı adamın yapacağı şeyler değil. Sonra tekrar ahmak bilimine bakıyorum. Orada aksini söylüyor... İkilemdeyim anlayacağınız.

İSRAİL

Ben, arada bir yazılar, oyunlar, şiirler yazmaya çalışan, sıradan bir tiyatro sanatçısıyım. İsrail’i kınasam ne olur kınamasam ne olur? Ben ne Amerika’nın ne İsrail’in umurunda bile olmam. Ama hastaneleri, okulları, camileri vuran bu ülkeyi sevemedim. O da beni sevse ne olur sevmese ne olur?... 

***

ATATÜRK DİYOR Kİ: 

“BÜYÜK OLAYLAR, DÜŞÜNCELERDE BÜYÜK DEVRİMLER YAPAR.”

***

TOTO ABLA

Onu ben çok sevdim. İstanbul Tiyatrosu’nda patronumdu. Benim her şeyimle ilgilenirdi. Tıpkı oğlu Cem Karaca ile ilgilendiği gibi. İrma Toto küçük yaşta kantocu olarak sahneye çıkar. Çok sevilir. Oradan tiyatroda küçük roller oynamaya başlar. O kadar yeteneklidir ki başrollere yükselir ve sinema filmlerinde rol kapar. Ama onun asıl işi tiyatrodur. Celal, Ali, Lütfullah, Yusuf Sururi ailesiyle birlikte ortak İstanbul Tiyatrosu’nu kurarlar ve kısa zamanda ülkenin en iyi komedi tiyatrosu olur.

Mehmet Karaca İstanbul Şehir Tiyatrosu’nun çok iyi aktörlerinden biriydi. Onunla Paydos oyununda Vasfi Rıza Zobu ile birlikte oynamıştım. Müthiş inandırıcı bir aktördü. Toto abla da öyleydi. 

Cem Karaca zaten malum. Sanatçı aile ile birlikte çalışmak bana mutluluk vermişti. Yıllar, yıllar geçti. Şimdi hepsini, gözlerim hafiften ıslak anıyorum.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

‘Bizim ev’ 27 Mayıs 2024
Kum fırtınası 20 Mayıs 2024
Sofi 13 Mayıs 2024

Günün Köşe Yazıları