Bir Zamanlarki O Tartışmalar (1)

05 Ağustos 2011 Cuma
\n

Yine M. Şehmus Güzelin Abidin Dinokitabından bir alıntı ile başlıyorum. Ankaranın kırklı yıllarının neredeyse sonları. “Milli Şefin tek parti iktidarı, Türk aydınlanmasının bütün yaratıcılarını bir şekilde yok etmeye neredeyse ant içmiş. Ankarada aydın adına kim varsa, peşinde polisler. Günün yirmi dört saati. Evlerinin önünde gece gündüz polis (örneğin ayakkabı boyacısı kılığında). Ya da dışarı çıktıklarında, gittikleri her yere peşlerinden gelen siviller”. CHP iktidarını eleştiren hemen herkesin adı komüniste çıkmış. Ama bu baskı ortamına rağmen sürdürülen çabalar da var: Sabahattin Alinin Marksist kitaplarla dolu çok zengin bir kütüphanesi var. Onunla Marksizm üzerine hararetli tartışmalar yapılıyor. Abidin ile Sabahattin Ali iddialaşırlardı. Anlaşmazlık çıktığında Ankaranın o soğuk, dondurucu havalarında bile umursanmaz, ta Sabahattin Alinin evine kadar gidilir, kitaplar tek tek karıştırılırdı, akla takılan sorunun yanıtı bulunana kadar…”

\n

Aynı sayfalarda, Güzin Dinonun Gel Zaman Git Zamanbaşlıklı anı kitabından da alıntılara yer verilmiş: “Aslında, aralarında çok keskin eleştiri ve incelemeler, tartışmalar, yargılar sürüp gidiyor. Her okunan kitap, dergi, gazete yazısı, şiir, seyredilen her film, dinlenilen her konser tartışılıyor. Scherchenin Fidelioyu sahneye koymasından, Saygunun Yunus Emre Oratoryosuna, çevrilen kitaplara kadar aralarında, kimi kez sabahlamayı gerektiren, bazen de haftalarca süren tartışmalar çıkıyor…”

\n

Bundan sonrası, yine M. Şehmus Güzele ait: Kimi düşünürün, kimi sözleri ya da çevirisindeki bir yanlış sözcük, ortalığı birbirine katabiliyor. Ankaranın, sıfırın çok altında, buz kesen gece yarılarında, taksilere binilip, kimin evinde çevrilen kitabın asıl metni varsa, oraya cümbür cemaat gidilip ciltler karıştırılıyor, cümle bulunuyor, haklı haksız ayırt ediliyor dostça…”

\n

Dediğim gibi. Kırklı yıllar. Attilâ İlhanın deyişiyle kırkların karanlığı gittikçe koyulaşarak sürüp gitmekte. Köy Enstitülerinin altı çoktan oyulmaya başlamış bile. Ama Ankaradaki küçücük bir aydın çevresi”, kendisine yöneltilen ve dağıtılmasını amaçlayan bütün baskılara düşüncenin silahlarıyla karşı koymakta, direnmekte.

\n

Sonunda dağıtılacaktır. Hele Sabahattin Alinin öldürülmesiyle birlikte, gündeme öldürülmek, artık çok somut bir biçimde girmiştir. Dediğim gibi, çevre dağıtılır. Kimileri, Azra Erhat gibi, üniversitedeki görevinden atılır. Ya da Sabahattin Eyuboğlu gibi, yeni cumhuriyetin çağdaş kültür temelleri için ışık tutan Tercüme Bürosundaki görevinden daha pasif bir göreve kaydırılır. Kimileri, Nâzım gibi, zaten yıllardır hapistedir. Adanadaki sürgün yıllarının ardından, ciğerlerinden ağır hasta olan ve askerlik yapamayacağına dair çürük raporu bulunan Abidin Dino askere alınmış, dokuz aylık bir askerlikten çok daha ciddi hastalıklarla geri dönmüştür. Ankarada, neredeyse ölümle pençeleşmektedir. Ve nihayet kimileri de, örneğin Niyazi Berkes veya Pertev N. Boratav gibi, işsiz kalınca yurtdışına çıkmışlardır. Bunlar, daha sonra Batı’nın en seçkin bilim kurumlarının kadrolarında yükseleceklerdir.

\n

Evet, tek parti dönemi muradına ermiş, “aydınlar çevresidağıtılmıştır. Ama onlardan geriye çok değerli bir miras, filizlenme aşamasında bulunan bir gelenek kalmıştır: Bilgiye bilgilenmenin rehberliğindeki tartışmalar ile ulaşma geleneği. Böyle miraslar, sonradan doğru sahiplenildiğinde, hiçbir karartma girişiminin engelleyemeyeceği, sürekli ışık yuvalarına dönüşür.

\n

Peki, böyle bir sahiplenme gerçekleşti mi? Haftaya birlikte göreceğiz.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Bir tiyatro açmak… 3 Nisan 2017