Alman Anayasası - Erdoğan ve Tuğçe

05 Aralık 2014 Cuma

Alman Anayasası başlangıç cümlesi:
“Tanrı ve insanlar karşısındaki sorumluluğunun bilincinde olan (....) bu anayasa, bütün Alman milleti için geçerlidir.”
Md. 1 - İnsanın onuru ve haysiyeti dokunulmazdır. Tüm devlet erki, ona saygı göstermek ve onu korumakla yükümlüdür.”
Md. 2/son - Cinsiyeti, soyu, ırkı, dili, yurdu ve kökeni, inancı, dini veya siyasi görüşleri dolayısıyla hiç kimse mağdur edilemez ve hiç kimseye imtiyaz tanınamaz.”
Mercedes gibi alıp kullanamayız ama “Alman anayasasından bize ne!” de diyemeyiz:
O ülkedeki 4 milyon dolayında insanımızın huzuru, esenliği ve yazgısı o anayasaya bağlı.
Ayrıca bu ülke ile siyasal, toplumsal, ticari ilişkileri bakımından Alman anayasası, Türkiye içinde TC yurtaşları için de en önemli güvence.

***

Bizim anayasada da milletvekili dokunulmazlığı yerine “İnsan onur ve haysiyetinin dokunulmazlığı” hükmü yer alsaydı.. (Ve onur- haysiyet saraylarda, lüks makam araçlarında aranmasaydı!.)

***

Bir süre önce Alman basınında Tayyip Erdoğan’ı bir köpek kulübesinde zincire vurulmuş gösteren bir karikatür yayımlandı.
Şimdi daha da beteri oldu. Bu karikatür bazı eyaletlerde ders kitaplarına da girdi.
Cumhurbaşkanları (başbakanlar), ülke içindeki toplumsal kanaatten bağımsız olarak, dışarıda o ülkenin onur ve haysiyetini temsil ederler.
Köpek kulübesinde zincire vurulmuş Erdoğan’ın şahsında, Türk milletinin onur ve haysiyetine yapılan bu saldırıyı önce Alman yetkililerin kınaması gerekiyordu.
Ama oralı olan pek çıkmadı.
“İfade özgürlüğü” denilip geçildi.
Yarım ağız bir iki cılız üzüntü ifadesi ile yetinildi.

***

İfade özgürlüğü elbette demokrasinin önkoşulu.
Ama hukukun temeli de insan ve insan onurudur.
Almanların anayasanın 1. maddesine ifade özgürlüğünü değil, insan onurunu koymaları bundandır.
Çünkü insan onuru her tür özgürlüğün özü.
Ama öyle anlaşılıyorki Almanlar “adamına göre” bir onur ve haysiyet ilkesi belirlemişler.
Ve Md. 2’ye, “Din, dil, ırk ve siyasal görüşleri dolayısıyla ‘hiç kimse’ mağdur edilemez” ibaresini de usulen eklemişler.
Almanlar, TC Cumhurbaşkanı’nı demek ki “hiç kimse” bile saymıyorlar..
Solingen’de, sonrasında katledilen, uykularında yakılan Türkler için güvence olamayan anayasa ne yazık ki TC Cumhurbaşkanı için de olamıyor!
Hakkındaki zincirli, kulübeli karikatür ders kitaplarına bile giriyor!..
Ama Musa Kart yine de marka kesen Merkel karikatürü çizmeyi düşünmüyor.

Alman anayasası ve onur çizgisi
Bizim Musa Kart bir “genelev” çizse..
Kapısına da AB ve Alman bayrakları assa, Şansölye Merkel’i de kasaya oturmuş fiş kesen “Mama” olarak gösterse..
Almanlardan önce Tayyip Bey kıyameti koparırdı.
Ve iyi de yapardı.

***

Almanya’da doğup büyümüş Tuğçe Albayrak da benzer bir davranışta bulundu.
Ama yaşadığı kentte, McDonald’s’a ait bir restoranın kadınlar tuvaletinde üç erkeğin saldırısına uğrayan iki genç kızın yardımına koşmasının bedelini canı ile ödedi.
Tuğçe’yi, tanımadığı bu iki Alman kızının yardımına koşmaya iten acaba yetiştiği toplumunun anayasasındaki “insan onuru dokunulmazdır” ilkesi miydi?
Yoksa elli yıl önce Anadolu’dan kopup gelmiş ailesinden aldığı, darda kalana yardım edilir yolundaki terbiye ve genler miydi?
Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

***

Onur “insanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, özsaygı, haysiyet, izzetinefis”tir.
Ve “Başkalarınca gösterilen saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar”dır. (TDK- Büyük Sözlük)
Soru şudur:
- Toplumda sevilmeyen - saygı duyulmayan kişinin “insanlık onuru” korunmayı hak etmez mi?
Erdoğan, belli ki Almanların saygı - sevgi duyduğu yabancı devlet adamları arasında yer almıyor.
Ne yazık ki Almanya’daki Türk kökenli göçmen çoğunluğu da öyle.
Oysa anayasa ve hukukları farklı havada:
“İnsan, sırf insan olması sebebiyle değerli ve saygıya layık bir varlıktır. Onurunun korunması ise temel bir insan hakkıdır. Bir hukuk devletinde bu hakkın korunması, ifade özgürlüğünün korunması kadar önemli ve önceliklidir.”
Tayyip Erdoğan’ın karikatür dolayısıyla uğradığı saldırı ile Almanya’da doğup büyümüş Tuğçe kızımızın maruz kalıp canı ile ödediği olay arasında elbette benzerlikler var.
Alman anayasasının “insanlık onuru dokunulmazdır” ilkesi pratikte halin icabına göre uygulanıyor.
Türk Vatandaşlar Konseyi Başkanı, kırk yıllık “Alamanyalı” Prof. Yaşar Bilgin’in dediği gibi:
“İfade özgürlüğünü savunurken önemli bir değer olan insan onurunu asla unutmamak gerekir. İnsanlık onuru medeni yaşamın temelidir ve bütün değerlerin önünde olmak zorundadır.
İnsan onurunun önüne başka değerleri koyacak olursak, insani değerler ve başta can güvenliği bile gerilere itilebilir!..”

KISA... KISA... KISA...
İktidar “vatan”a verdiği değeri ayarladı.
“Vatan Hizmeti” bedelini 18 bin TL’ye düşürdü.

***

Avanta-armağan-hediye. Hakara makara hep onda.
Eşi de kamuya “hediye tedarikçisi” çıkmış.
Adam, kazara “egemen”.. soyadı da “bağış” olursa.. Bağlasan durmaz!

***

Diyanet’ten fetva gerek!
- Mehmetçik vatan için mi “şehit” sayılacak
Yoksa 18 bin TL’si olmadığı için mi?  


Yazarın Son Yazıları

Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020
Hutbe... Ama kimin için? 26 Temmuz 2020
Artık Fatih’in halefi! 12 Temmuz 2020
Şeytanıracim* 5 Temmuz 2020