Araftaki Lider

14 Haziran 2011 Salı
\n

12 Haziran 2011 seçimleri, AKPnin tartışmasız başarısıyla sonuçlandı. AKP Cumhuriyet tarihinde ikinci kez, seçimle üst üste üçüncü defa iktidar oldu. Daha önce aynı başarıyı, Adnan Menderesin DPsi 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde tekrarlamıştı.

\n

Ama Tayyip Beyin başarısı Adnan Beyinkinden daha da parlaktır. Çünkü o aynı zamanda dokuz yıllık iktidar yıpranmışlığı olasılığına karşın oylarını da arttırmıştır.

\n

AKPnin bu başarısındaki ana etken, başka faktörlerin yanı sıra partinin muhafazakâr yapısının Türkiyenin dokusuyla uyuşmasıdır.

\n

Yukarıdaki tümce, bir eleştiriyi değil, bir gözlemi dile getirmektedir.

\n

Ayrıca Türkiyede kronik işsizliğe, kalkınmanın istihdam yaratmayan yapısına ve cari açık kırılganlığına karşın ekonominin iyi olması ya da kamuoyu tarafından öyle algılanması da, AKPnin büyük başarısını sağlayan etkenler arasında kabul edilebilir.

\n

Kuşkusuz seçimin AKPden sonraki en başarılı kuruluşu, kendi bloku altında bağımsız etiketiyle Meclise 36 milletvekili sokan BDP oldu. BDP yüzde 10 barajı engelini de fiilen aştı ve 36 sandalye ile kıyaslanmayacak bir ağırlık kazandı.

\n

BDP önümüzdeki dönemde siyaset sahnesinin baş aktörlerinden biri olacak.

\n

***

\n

Seçimde elde ettiği sonuç en çok tartışılan parti, hiç kuşkusuz CHP olacak. Çünkü bu partinin elde ettiği sonucu hem başarı olarak niteleyebilirsiniz hem de başarısızlık.

\n

Bu durumda Kılıçdaroğlu cennetle cehennem arasında araftaki lider konumundadır.

\n

CHPnin önde gelen kurmayları, hiç değilse özel sohbetlerinde, yüzde 30 bandını kendileri için psikolojik bir eşik olarak kabul etmiş görünüyorlardı.

\n

CHP, Kemal Beyin genel başkanlığa ilk seçildiği günlerde, kamuoyu yoklamalarında aştığı bu eşiğin gerisinde kaldığına göre, Kılıçdaroğlu ve ekibinin aldıkları sonucun başarısız olduğunu söyleyecek olanların görüşlerini bir kalemde silip atmak mümkün olmayacaktır.

\n

2011 seçimlerinden sonra en fazla çalkalanacak olan kuruluşun CHP olacağını söylemek kehanet değil. Kılıçdaroğlunun tasfiye ettiği ekip, eski mevzilerine dönmek için zaten pusudaydı.

\n

Psikolojik yüzde 30 eşiğine varamamış olmasına karşın CHPnin tümüyle başarısız olduğunu söylemek mümkün mü?

\n

Doğrusu, insaf sınırlarını aşmadan bu soruya evetyanıtını vermek güç.

\n

Parti Kemal Beyin bir yıl gibi kısa sayılabilecek liderliği altında oy oranlarını hem yüzde 25’e ulaştırmış hem de ilerisi için umut ışığı yakacak değişim sinyalleri vermiştir.

\n

Kabul etmek gerekir ki, Baykal dönemine oranla bir yenilik ve değişim rüzgârı esmektedir hiç değilse.

\n

***

\n

O değişim rüzgârının da her zaman yeterli ve doğru yönde olduğunu söylemek kolay değil.

\n

Her şeyden önce, partide değişimin yalnızca liderin kişiliğiyle veya çevresindeki kadrodaki isimlerle sınırlı kalması çok anlam taşımıyor.

\n

Çünkü Deniz Beyin ne kendi kişiliği ne de çevresindeki kadro yetersizdi. Sosyal demokrat bir parti açısından yenilenmek, katılımcı, yarışmacı, yükselmenin liyakat esasına dayandığı demokratik bir örgütlenme modeliyle, tabandan tavana örgütlenmek, sorunların yerinde irdelenmesini sağlamak demekti.

\n

CHPnin geçmişine baktığınızda, her başarı döneminde bu modele az ya da çok uygunluk gösterdiğini görürsünüz.

\n

Ama bu kez bu yapılamamış, yenilenme eksik ve güdük kalmıştır.

\n

Bu yüzden, Kılıçdaroğlu ve ekibini suçlamak mümkün değil; çünkü önce referandum, sonra da 2011 seçimlerine yakalanmışlar, yenilenme hareketini tamamlayacak fırsatı bulamamışlardır. Bu fırsatı belki de ancak bundan sonra bulacaklardır.

\n

Tabii eğer örgüt onlara bu şansı tanırsa.

\n

Eğer bu şans kendilerine tanınırsa, geçmiş bir yıllık deneyimlerini değerlendirmek üzere, açılımı doğru yöne doğru yapıp yapmadıklarını bir kez daha gözden geçirmeleri de isabetli davranış olur sanırım.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020
Yine idam 8 Eylül 2020
Dikiş tutmuyor 4 Eylül 2020