Arena Bozgunu

13 Aralık 2013 Cuma

- Sana yaptığım salaklığı anlatayım da gül biraz dedi telefonda ve ekledi:
- İkinci maçı izlemek için çarşamba 3’te ekranın karşısına geçtim. Ne var ki, birazdan uyuyup kalmışım, golü göremedim.
Olay belki komikti ama yine de kadim dostumun anlattığına gülemedim. Ekran karşısında birden bastıran uykunun bu yaşta pek gülünecek yanı yok.
Son zamanlarda olaylara bakışım mı değişti, bize mi bir haller oldu? Bilmiyorum.
Galatasaray’ın TT Arena’daki zaferine ve mucizesine de önce sevindim, sonra da oturup düşünmeye başladım.
Şimdi ne zafer naraları atılacak, ne destanlar yazılacak, ne hamasi anlatılar olacak ve nihayet, Umut’un doldurduğu Drogba’nın kafayla fevkalade güzel biçimde indirdiği topa Sneijder’in girerek attığı enfes gol, bıktırıncaya kadar kim bilir kaç kez ekranlarda tekrar tekrar gösterilecek?
Sonunda her şey kabak tadı verecek.
Doğrusu “zafer(!)” üzerine ilk aklıma gelenler bunlar oldu, keyiflenmişken sıkıldım.
Hem “zaferi(!)”n de oldukça tartışma götürür yanı vardı. Hızlı oynayan, iyi kontratak yapan rakibi sokmuşuz patates tarlasına, üstün tarafın hünerlerini sergileyebileceği bir ortam kalmamış, sonra da ite kaka yenmişiz. Al sana “zafer!”
Ne o kar yağmış!

***

“Zafer(!)”in ertesi günü Yalçın Doğan köşesinde Moskova’da. Kuopuio’da (Finlandiya), Farum’da (Danimarka) Estonya’da, İsveç’in Boras kentinde hepsi de çok daha yoğun kar altında oynanan maçların dökümünü yapıyor ve hepsinin de futbola engel oluşturmayan sahalarda oynandığını anlatıyordu.
“TOKİ’nin TT Arenası” başlıklı yazıda bu 10 - 15 bin kişilik küçük statların sahalarının pırıl pırıl olduğu belirtiliyor.
Buna karşılık, hepsinin en yenisi ve en moderni olduğu söylenen TOKİ yapımı arenanın zemini futbola elverişli değil.
Ve Galatasaray, ne zaman Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası maçlarına katılsa, rakiplerini en ufak bir doğa olayında futbol oynanmaz bir sahada ağırlıyor.
Geçen yıl zayıf Cluj karşısında yağmur dolayısıyla futbola elverişli olmayan zeminin kurbanı beraberliği son anda, zor bela kurtaran Galatasaray olmuştu. Bu kez ise kötü zeminin faturası Juventus’a çıktı.
Mancini bile sahanın zemini öyle olmasaydı, sonucun farklı olabileceğini söyledi.
Olay bir kafa yapısının ibret verici örneği.
Futbol için stadyum yapıyorsun, tribünler, tesisler, localar, oto parklar mükemmel, ama saha, en ufak yağmur ya da karda, top oynanmaz hale geliyor.
Futbol mevsimi de yağmur ve karın bolca düştüğü zamana rastlıyor.
Yaptığın futbol stadı ile övünüyorsun, her şeyi mükemmel diye.
Ama tek kusuru var; karda, yağmurda zemini futbol oynamaya elverişli değil.

***

Neden?
Nedeni konusunda rivayet muhtelif. Başbakan kızmış, Galatasaray’ı cezalandırmak için, stadın çatısını yaptırmıyor ondan mı? Yoksa çatının yapılmasının yükümlülüğü artık Galatasaray’a geçmiş de o mu yapması gerekeni yapmıyor?
Her ne hal ise durum ortada: Karda, yağmurda bu sahada top oynamak işkence.
Topu oynamak isteyen için TT Arena bir tuzak.
21’inci yüzyılda, Galatasaray bütün Avrupa takımları içinde yine dikkati çekiyor. Modern olduğu söylenen, ilk bakışta öyle de görünen stadında doğru dürüst top oynanmadığı için. Bu hafta yapılan Avrupa maçlarına bakın, bir tane daha TT Arena benzeri saha görecek misiniz?
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım.
İtalyanlar, sahanın kötülüğünden yakınsalar ve bir daha böyle bir zeminde oynamak istemediklerini söyleseler haksızlar mı?
Daha ne kadar süre, UEFA buna göz yumar?
Daha ne kadar süre Galatasaray’ın anlı şanlı rakipleri bu bakla tarlasında oynamayı itirazsız kabul eder?
Hiç kuşkunuz olmasın. Bu laubaliliğe tepki de gelecektir, ardından yaptırım da...
O zaman da koyup külahımızı önümüze düşünür ve kendi kendimize sorarız:
- 11.12.2013’te TT Arena’da yaşadığımız zafer miydi, yoksa bozgun mu?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Mahcup laikler 10 Eylül 2021