Cahit Kayra yüz yaşında

13 Mart 2016 Pazar

Sevgili,
Şair dostum Ahmet Kadri Ergin’in, şu şiiri son zamanlardaki ruh halimi çok iyi yansıtıyor:
“Gitsek
Sıkıştırırdı sınıfta
sıraları kızları
bir gürültü bir kıyamet
kızarak bakardı hoca
bitse de gitsek

ekmek kavgalarıyla dolu
büyük şehirlerde otobüsler
gözlerde sıcak evler rüyası
yorgun ayaklarda aynı özlem
insek de gitsek

kızların yüreği
serçelerin su içişi
tedirgin hayalleri
çıkarsa birisi
sevsek de gitsek

yaptın yapamadın
hepsi bu
kırık umutlar mezarlığı
gene de unutma çocukluğunu
her şey sonlu Dünya böyle
ölsek de gitsek”

Dostum Ahmet Kadri Ergin’in bu şiirinin son dizesini nakarat halinde yinelerken çaldı telefon. Arayan etkisi benliğimden hâlâ silinmemiş Kadıköyümün yeni vahalarından Tarihçi Kitabevi’nin sahibi Necip Azakoğlu idi.
- Cahit Kayra’nın yüzüncü yılını haber vermek için aradım, dedi.
Cahit Kayra geldi gözümün önüne, birden içim ışıdı, yaşamın sıcaklığı yüreğimde pusuya yatmış, soğuk ölümü sindirdi.
Benim için Cahit Kayra ile yaşam sevinci eşanlamlıdır.

***

Cahit Kayra’yı, Ecevit’in çok ilginç, Sovyetler Birliği gezisinde, (başka bir yazıda o geziden söz edeceğim) 1976 yılında tanıdım.
Daha o yıllarda ardında maliye müfettişliği, Cumhuriyet’in en yüksek bürokratik makamı olan Hazine Müsteşarlığı, OECD Daimi Temsilciliği Baş Delegeliği, Ankara Milletvekilliği Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı gibi makamlar olan bir ilginç kişiydi.
O sırada henüz Cahit Kayra’nın herhangi bir eserini okumuş değildim. Ama gezide en çok dikkatimi çeken hususlardan biri de, heyettekiler arasında Aziz Nesin ile Cahit Kayra’nın her fırsatta, aksatmadan, bir şeyler okumalarıydı.
Hemen hemen akran olan bu iki adamın da, çok aceleleri vardı, sanki peşlerinden atlı kovalıyor gibiydiler.
1976 Haziranı’ndaki geziden hatırladığım Cahit Kayra bu. Aradan geçen zamanda, Cahit Bey hünerine hüner, becerisine beceri, bilgisine bilgi kattı ve bunları, büyük bir alçakgönüllülükle bize yansıttı. Ben de o vesileyle kendisini daha iyi tanımak olanağına kavuştum.
Şimdi “Cahit Kayra’yı kısaca anlat” deseler nasıl yapacağımı, nereden başlayıp, hangi yönünden tutturacağımı bilemem. O kadar çok yönlü ki...
Cahit Kayra’nın Cumhuriyet’e kol kanat gerenler takımından, maliyeci bürokrat, siyasetçi bakan olduğunu söylemekle yetinmek, tıpkı Türk öykücülüğünün en seçkin kişilerinden, Memduh Şevket Esendal’ın CHP Genel Sekreterliği’ne kadar yükselmiş bir siyasetçi olduğunu söylerken, öykücülüğünü ıskalamak gibi bir yanlışlık olur. Bu iki siyaset adamının ikisi de çok önemli yazarlardır aynı zamanda.

***

Ama ben bugün mizahı zamana meydan okuyan, tadına yudum yudum vardığım yazar Cahit Kayra’nın insana bulaşan yaşam sevincinin üzerinde durmak istiyorum.
Uzun yaşamış, elden ayaktan düşmeden yaşlılık dönemecini dönmüş kişiler insana umut ve sevinç aşılarlar. Hele hele bunlar Cahit Kayra gibi “dalya” demişlerse.
Güler yüzle uzun yaşamak da, yalnız bir Tanrı armağanı değil, aynı zamanda bir hünerdir.
Buna karşılık “mesele uzun yaşamak değil, verimli yaşamaktır” diyenler de Cahit Kayra’nın yaşamında her ikisini de birden bulacaklardır.
Uzun yaşayan kişi, ayrıca verimliliği de buna eklediğinde, uzun yaşamının hünerini, sevincini de sizinle paylaşıyor demektir.
İçindeki çocuğu ve mizahı yaşatan, kişinin yaşam sevinci, bulaşıcıdır, kaçınılmaz olarak çevresine de bulaşır.
Cahit Kayra da öyle, yazdıklarıyla yaşam sevincini bize de bulaştırıyor ve yüz yılının en güzel teşekkürünü sunuyor onu kendisine bahşedene.
Biz de Cahit Kayra’ya bir kitabının başlığını değiştirerek seslenelim, yüzüncü yılında:
- İyi ki doğdun, iyi ki varsın Cahit!  


Yazarın Son Yazıları

İşte güzel haber 5 Ocak 2021
Böylesi daha doğru 1 Ocak 2021
Bir şulesi var ki... 22 Aralık 2020
O ne biçim söz öyle!.. 18 Aralık 2020
Mucize beklerken 15 Aralık 2020
Özüne bakalım 8 Aralık 2020
Ordu ve AKP 4 Aralık 2020