‘Ekmek İçin Ekmeleddin’

12 Temmuz 2014 Cumartesi

Kendisini yalnız CHP, MHP ve özetle beş partinin değil, 76 milyonun adayı olarak niteleyen Ekmeleddin İhsanoğlu’nu Çırağan Sarayı’ndaki basın toplantısında izleyenlerin hemen hepsi “çatı adayı”nın, hiç de iyi hatip olmadığı konusunda görüş birliğine varmışlardır sanırım.
Yanlış anlaşılmak istemem. Bu yarışmada, Sayın İhsanoğlu’nun yerine getirmek istediği işlevin gerektirdiği figürün illa belagat ustası olması gerektiği kanısında değilim.
Burada yanlış anlaşılmadan söz ederken bir noktayı belirtmek isterim.19 Haziran 2014 Perşembe günü, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adayı olarak seçilmesiyle ilgili görüşümü dile getirirken “İslamcı diktatör Tayyip Erdoğan’a karşı İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri’nin kişiliğinde laiklik ve demokrasi seçeneği aranmasını” CHP açısından garipsediğimi söylemiştim. Bu saptamamın kimileri tarafından yanlış yönlere çekileceğini tahmin etmemiş değildim ama, doğrusu bunun Ahmet Hakan’dan geleceğini düşünmemiştim.
Sayın Hakan 5 Temmuz günkü Hürriyet’teki köşesinde, İhsanoğlu’na karşı olanların, şu zihniyetle hareket ettiklerini ileri sürüyor:
“Bir dindar adayın karşısına, başka bir dindar aday çıkarıldı. Bu olmaz, kabul edemeyiz.”

***

Böyle düşünen var mı bilmiyorum. Ama ben kesinlikle böyle düşünmüyorum. Nitekim 19.06.2014 tarihli yazıda aşağıdaki satırlarda bu husus açıkça vurgulanmıştır:
“Yanlış anlamayı gidermek için hemen belirtmek isterim ki, mütedeyyin bir kişinin laik olamayacağı gibi akıl almaz bir fikri savunmuyoruz. Tam tersine böyle aptalca bir ayrımın laiklik karşıtları tarafından körüklendiğini hep söylüyoruz.”
Bunun yanı sıra, kimsenin inancına karışmamakla birlikte, Tayyip Bey’in benim kafamdaki “dindar” insan kavramına oturmadığını da belirtmek isterim. Bu yüzden böyle bir benzetme de söz konusu olamaz. O bana göre, “dindar”dan çok dincidir.
Dindar dinci ayrımını vurgulayan bu uzun parantezi kapattıktan sonra, gelelim Sayın İhsanoğlu’nun belagatine: Yukarıda da belirttiğim gibi, Ekmeleddin Bey’den beklenen kitleleri peşinden sürükleyecek bir hatip olması değil, ama hiç değilse bundan iyisini de yapabilirdi. Elindeki kâğıdı daha önce de prova niyetine birkaç kez yüksek sesle okuyabilirdi.
Yine slogan olarak bulunan “Ekmek için Ekmeleddin” sloganının çarpıcılığı ve isabeti konusunda bazı tereddütlerim var. Oysa “saygı ekmek, sevgi ekmek, dirlik ekmek, birlik ekmek” şeklinde özetlenen içeriğe kimsenin itiraz edebileceğini sanmıyorum.

***

Ekmeleddin Bey’in özgürlüklere sahip çıkması, sistemin dengelerini koruyacağıını açıklaması, birlik ve beraberlik ile, bölgenin içinde bulunduğu şu andaki koşullarda çok önem kazanan Atatürk’ün “yurtta sulh cihanda sulh” sözünü hatırlatması olumlu hususlardır.
Konuşmasındaki din ağırlıklı söylem ise onun yapısının ayrılmaz bir parçası.
Burada, Ekmeleddin Bey’e oy verilir mi verilmez mi tartışması gereksiz.
Çünkü, karşı karşıya olduğumuz seçim aynen aşağıdaki Bektaşi fıkrasına benziyor:
Bir gün adamın biri elinde iki şişeyle Bektaşi’ye başvurmuş ve “Erenler, demiş; şu iki şarabı tadıver de hangisi iyi söyle!”Bektaşi birinden bir yudum alır almaz tükürmüş ve hemen hükmünü açıklamış:
- Öbürü daha iyi!
Adam şaşkınlıkla sormuş:- Ama daha öbürünü tatmadın ki.
Bektaşi öfkeyle yapıştırmış:
- Bundan beteri olmaz ki yahu!
Olayı böylece özetledikten, konunun Ekmel Bey’e oy verip vermemenin ötesine geçtiğini bir daha belirttikten sonra, asıl soruya gelelim:
- Ekmeleddin Bey, içeriği ne olursa olsun, bu kampanya ve bu destek ile Çankaya yarışını kazanablir mi?
- Türbanlı kıza da, Gezi göstericisi gence de sahip çıkması, onu, belirleyici olan Kürt seçmenin tercihinde söz sahibi Abdullah Öcalan gözünde ne kadar muteber kılabilir?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Düzen namus istemiyor 23 Temmuz 2021
Bir 20 Temmuz sabahı 20 Temmuz 2021
İstese de gidememek 13 Temmuz 2021